Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, miras bırakanı Dede Altunkaya"nın mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla 4 parsel sayılı taşınmazdaki 10 nolu dairesini davalıya satış suretiyle temlik ettiğini, saklı paylarına elatıldığını, ileri sürerek saklı payları oranında tenkise adlarına tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacılar Zeliha yönünden davanın kabulüne, diğer davacılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar Ö...ve E...ile davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Davacılar, miras bırakanlarının 4 parsel sayılı taşınmazdaki 10 nolu bağımsız bölümü satış biçiminde davalı yeğenine temlik ettiğini, böylece saklı paylarının zedelendiğini ileri sürerek tenkis isteğinde bulunmuşlardır.
Mahkemece, davacı Z...yönünden davanın kabulüne, diğer davacılar tarafından açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Davacılar Ö... ve E... Yönünden miras paylarına göre, uzman bilirkişiler tarafından dava dışı 11 nolu daire hesaba katılmamasına rağmen, saklı paylara tecavüz olmadığı belirlendiğinden, davalarının reddinde isabetsizlik yoktur.Davacılar Ö... Ve E... Temyiz itirazları yerinde değildir.Reddine,
Davalının temyizine gelince;
Dosya içeriği ve toplanan delillerden miras bırakan D..."nin ayrı akitle 4 nolu parseldeki 10 nolu daireyi 12.11.2001 tarihinde davalı yeğeni C... Ye 11 nolu bağımsız bölümü dava dışı F... "ye satış göstermek suretiyle temlik ettiği ve mahkemece bilgisine başvurulan bilirkişiden alınan ropar ve mütalaa doğrultusunda sonuca gidildiği görülmektir.
Bilindiği üzere; tenkis (indirim) davası, miras bırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlar arası kazandırmaların (tebberru) yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu (inşai) davalardandır. Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul;miras bırakanın ölüme bağlı veya sağlar arası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik ) dışı terekenin tümü ile bilinmesiyle mümkündür.Tereke miras bırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu mameleki kıymetler ile, iadeye ve tenkise tabi olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Miras bırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin bir aylık nafakası, terekenin defterinin tutulması, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften belirtilen borçların indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tesbit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tesbiti gerekir. (MK.565) Miras bırakanın Medeni Kanunun 564. maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre icap ederse kazandırma işleminde, saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığı objektif (nesnel) ve subjektif (öznel) unsurlar dikkate alınarak belilenmelidir. Zira tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zeleleme kastının varlığından söz edilemez.
Mutlak olarak tenkise tabi tasarruflarda (ölüme bağlı tasarruflar veya Medeni Kanunun 565. maddesinin 1,2 ve 3 bentlerinde gösterilenler) veya saklı payın ihlal kastının varlığı kesin olarak anlaşılan diğerlerinde özellikle muayyen mal hakkında tenkis uygulanırken Medeni Kanunun 570. maddesindeki sıralamaya dikkat etmek davalı mahfuz hisseli mirascılardan ise aynı kanunun 561. maddesinde yer alan mahfuz hisseden fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesini gözetmek, dava konusu olup olmadığına bakılmayarak önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak, sonra sağlar arası tasarrufları dikkate almak gerekir. Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişi veya tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu çıkarsa davacının onlardaki hakkını dava etmemesinin davalıyı etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan teberru tenkise tabi olursa 563. maddede yer alan, alınanla mütenasip sorumluluk kuralı gözetilmelidir.
Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (SABİT TENKİS ORANI) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olamayacağı (MK.564) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm halinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir.
Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde sözü geçen 564. maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. Böyle bir durum ortaya çıkmadan davalının tercih hakkı doğmadan davalının tercihinin kullanması söz konusu olamaz. Daha önce bir tercihten söz edilmişse sonuç doğurmaz. O zaman davalıdan tercihi sorulmak ve 11.11.1994 günlü 4/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı uyarınca sür"atle dava konusu olup sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, tercih hakkının kullanıldığı gündeki fiatlara göre değeri belirlenmeli ve bu değerin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak NAKTİN ödetilmesine karar verilmelidir.
Somut olayda, 11 nolu bağımsız bölüm dava konusu değil ise de tenkis konusunda sağlıklı bir sonuca ulaşılabilmesi için miras bırakanın tüm terekesinin diğer bir deyişle tüm taşınır, taşınmaz mal ve hak alacaklarının belirlenmesi zorunludur.
Bu durumda 11 nolu bağımsız bölümün 3.kişiye temlikinin gerçek bir satışa dayanmayıp, aslında kazandırma (bağış) niteliğinde olduğunun saptanması durumunda tenkis hesabının ve sabit tenkis oranının buna göre belirlenmesi, oluşacak sonuç çerçevesinde davacı Zelihanın saklı payına tecacüz edilip edilmediğinin ortaya çıkarılması zorunludur.
Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda, yeniden uzman bilirkişilerden rapor alınması Zeliha"nın saklı payına tecavüz kastının olup olmadığının değerlendirilmesi ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
Davalının temyiz itirazları yerindedir.Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK."nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 13.7.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.