8. Hukuk Dairesi 2012/2671 E. , 2012/2956 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Şikayet
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Alacaklılar tarafından İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 5.4.2011 tarih ve 2006/105 E, 2011/119 K. sayılı “67.612,53 TL alacağın değişen oranlarda reeskont faiziyle birlikte tahsiline” ilişkin ilam takibe konulmuş, borçluya örnek 4-5 numaralı icra emri tebliğ edilerek hükmedilen asıl alacağın ve 195.869,74 TL işlemiş faizinin talep edildiği görülmektedir. Borçlunun ilama aykırı olarak fahiş para talep edildiği yönündeki itirazı üzerine, bilirkişiden rapor alındığı, bilirkişi tarafından hazırlanan raporda 3095 sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince (T.C. Merkez Bankasının yayınladığı avans işlemlerinde uygulanan faiz oranlarına göre) hesaplama yapıldığı, mahkemece bu rapor esas alınarak istenen faizin 636,26 TL’lik kısmının iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.
İlamlı takipte, mahkeme tarafından yazılıp, imza olunan ve mahkeme mührü ile mühürlenerek taraflara verilen böylece ilam niteliğini kazanan karar dayanak gösterilerek takip başlatılır, icra emri de buna göre düzenlenir. Öyle ki, hükmün tavzihinin istenip, tavzihe karar verilmesi halinde dahi yeni bir icra emri gönderilmesi gerekir. İcra müdürünün veya icra hakiminin ilamın hüküm fıkrasının değiştirilmesi anlamına gelecek işlem ya da yorum yapması mümkün değildir. Para alacağını içeren bir ilamda faize de hükmedilmiş ise alacaklı takip talebinde faiz oranını ve faizin başladığı günü göstermek suretiyle faiz isteminde bulunabilir. Faiz talep edilmesi halinde, İİK.nun 32. maddesindeki “hükmolunan şeyin cinsi ve miktarının icra emrinde gösterileceği” düzenlemesi karşısında talebin ilamın hüküm fıkrasında yazılı cins, miktar veya hesap tarzına uygun olarak gösterilmesi gerekir. Borçluya gönderilen icra emri, kanuna ve özellikle ilama veya takip talebine aykırı ise, borçlu icra emrinin veya ilamlı icra takibinin düzeltilmesi için icra mahkemesine şikayet yoluna başvurabilir (İİK 41, 16/1,2. maddeleri). Şikayeti inceleyecek icra mahkemesinin yetkisi ise sınırlıdır. Bu nedenledir ki, yerleşik yargısal uygulamada ilamların infaz edilecek kısmının hüküm bölümü olduğu, hüküm içeriğinin aynen infazı gerektiği ve gerek icra dairesinin gerekse sınırlı yetkili icra mahkemesinin ilamın infaz edilecek kısmını yorum yolu ile belirleme yetkisine sahip olmadığı kabul edilmiştir .(HGK 8.10.1997 tarih 1997/12-517 E, 1997/776 K.; 22.3.2006 gün 2006/12-92 E, 2006/85 K.; 25.6.2008 gün 2008/12-45 E, 2008/453 K).
5335 sayılı Kanun 3095 sayılı Kanunun 1.maddesini değiştirmiş maddede hesap tarzı belirlenen yasal faizin T.C. Merkez Bankasının belirlediği reeskont oranları üzerinden hesaplanması yöntemi terk edilmiştir. Bu durum sadece bu tarihten sonra yasal faizin belirtilen reeskont oranlarından bağımsız düşünüleceği anlamına gelmekte olup, Merkez Bankasının kendi kanunundan aldığı (1211 sayılı T.C. Merkez Bankası Kanunun 4651 sayılı Kanunla değişik “ilan edilecek hususlar” başlıklı 39. maddesinde) kendi işlemlerinde uygulayacağı reeskont iskonto ve faiz hadleri belirleme, ilan etme görev ve yetkisi devam ettiğinden ve bu hadler belirlenebilir olduğundan ilamda reeskont oranına hükmedilmesi veya sözleşmede açıkça kabul edilmesi halinde T.C. Merkez Bankasınca belirlenmekte ve ilan edilmekte olan reeskont oranı üzerinden faiz hesaplanabilmesine engel teşkil etmez.
Bu durumda şikayet konusu takip dayanağı ilamda açıkça alacağın “reeskont faizi ile tahsiline” karar verildiği halde 3095 sayılı Yasanın 4489 sayılı Yasa ile değişik 2. fıkrasında yer verilen avans faiz oranları üzerinden hesaplama yapan bilirkişi raporu dayanak alınarak sonuca gidilmesi doğru değildir. Mahkemece anılan ilkeler doğrultusunda T.C. Merkez Bankasından reeskont işlemleri için açıkladığı oranlar sorulup bu oranlar üzerinden gerektiğinde bilirkişi aracılığıyla hesaplama yaptırılarak oluşacak sonuca göre şikayet hakkında karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Sonuç: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, 17.4.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.