Abaküs Yazılım
1. Hukuk Dairesi
Esas No: 2009/7093
Karar No: 2009/8316
Karar Tarihi: 13.7.2009

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2009/7093 Esas 2009/8316 Karar Sayılı İlamı

Özet: (Bu özet Yapay Zeka tarafından yazılmıştır. Hukuki olarak geçerliliği yoktur.)


Davacı, vasisi olduğu kısıtlı kişinin taşınmazının başkasına satıldığını iddia ederek satışın iptalini ve taşınmazın kısıtlı kişinin adına tescil edilmesini talep etmiştir. Mahkeme, kısıtlı kişinin ehliyetsiz olduğunu belirterek davanın kabulüne karar vermiştir. Ancak davalı M, temyiz başvurusunda bulunmuş ve ehliyet konusunda Adli Tıp raporu alınmadan hüküm verilmesinin hatalı olduğunu belirtmiştir. Ayrıca, davalının ilk elde olmadığı davalı dışı kişilerden de paylar aldığı göz önüne alınarak hükümde düzeltme yapılması gerektiği ifade edilmiştir. Kanun olarak, Medeni Kanun'un 9, 10, 13 ve 15. maddeleri ile 2659 Sayılı Yasa'nın 7 ve 16. maddelerine değinilmiştir.
1. Hukuk Dairesi         2009/7093 E.  ,  2009/8316 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : YUMURTALIK ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
    TARİHİ : 04/04/2008
    NUMARASI : 2007/7-2008/93

    Taraflar arasında görülen davada;
    Davacı, vasisi olduğu C..’in 330 parseldeki payının davalı M... Tarafından vekaletname ile diğer davalı M...’ya satıldığını, kısıtlının işlem tarihinde ehliyetsiz olduğu ve bu durumun davalılar tarafından da bilindiğini ileri sürerek satışın iptaline ve taşınmazın kısıtlı C... Adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
    Davalılardar M... , davacının hukuki işlem ehliyetinin bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuş, diğer davalı davaya karşı beyanda bulunmamıştır.
    Mahkemece, kısıtlı C...’in işlem tarihinde fiil ehliyetine sahip olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Karar, davalı M... Tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü.                     -KARAR-
      
    Dava, ehliyetsizlik hukuksal nedenine dayalı iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
    Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Davacı vasi, kısıtlı C.. ’in gerek davalı Mehmet’in vekil tayin edildiği tarihte ve gerekse çekişmeli taşınmazdaki payın temliki tarihinde ehliyetsiz olduğu iddiasıyla eldeki davayı açmıştır.
    Bilindiği üzere; davranışlarının, eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme ve ayırt edebilme kudreti (gücü) bulunmayan bir kimsenin kendi iradesi ile hak kurabilme, borç (yükümlülük) altına girebilme ehliyetinden söz edilemez. Nitekim Medeni Kanunun “ fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir “ biçimindeki 9. maddesi hükmüyle hak elde edebilmesi, borç ( yükümlülük ) altına girebilmesi, fiil ehliyetine bağlamış. 10. maddesinde de, fiil ehliyetinin başlıca koşulu olarak ayırtım gücü ile ergin ( reşit ) olmayı kabul ederek “ ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan bir ergin kişinin fiil ehliyeti vardır. “ hükmünü getirmiştir. “Ayırtım gücü “ eylem ve işlev ehliyeti olarak ta tarif edilerek aynı yasanın 13. maddesinde “ yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk yada bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes bu kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir.” denmek suretiyle açıklanmış, ayrıca ayırtım gücünü ortadan kaldıran önemli nedenlerden bazılarına değinilmiştir. Önemlerinden dolayı bu ilkeler, söz konusu yasa ile öteki yasaların çeşitli hükümlerinde de yer almışlardır.
    Hemen belirtmek gerekir ki, Medeni Kanununun 15. maddesinde de ifade edildiği üzere, ayırtım gücü bulunmayan kimsenin geçerli bir iradesinin bulunmaması nedeniyle, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, yapacağı işlemlere sonuç bağlanamayacağından karşı tarafın iyi niyetli olması o işlemi geçerli kılmaz. (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı 11.6.1941 tarih 4/21)
    Yukarıda sözü edilen ilkelerin ve yasa maddelerinin ışığı altında olaya yaklaşıldığında bir kimsenin ehliyetinin tespitinin şahıs ve mamelek hukuku bakımından doğurduğu sonuçlar itibariyle ne kadar büyük önem taşıdığı kendiliğinden ortaya çıkar. Bu durumda, tarafların gösterecekleri, tüm delillerin toplanılması tanıklardan bu yönde açıklayıcı, doyurucu somut bilgiler alınması, varsa ehliyetsiz olduğu iddia edilen kişiye ait doktor raporları, hasta müşahede kağıtları, film grafilerinin eksiksiz getirtilmesi zorunludur. Bunun yanında, her ne kadar H.U.M.K.’nun 286 maddelerinde belirtildiği gibi bilirkişinin “rey ve mutaalası” hakimi bağlamaz ise de, temyiz kudretinin yokluğu, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk gibi salt biyolojik nedenlere değil, aynı zamanda bilinç, idrak, irade gibi psikolojik unsurlara da bağlı olduğundan, akıl hastalığı, akıl zayıflığı gibi biyolojik ve buna bağlı psikolojik nedenlerin belirlenmesi, çok zaman hakimlik mesleğinin dışında özel ve teknik bilgi gerektirmektedir.
    Hele ayırt etme gücünün nispi bir kavram olması kişiye eylem ve işleme göre değişmesi bu yönde en yetkili sağlık kurulundan, özellikle Adli tıp kurumundan rapor alınmasını da gerekli kılmaktadır. Esasen Medeni Kanunun 409/2 maddesi akıl hastalığı veya akıl zayıflığının bilirkişi raporu ile belirleneceğini öngörmüştür.
    Bununla birlikte; 2659 Sayılı Yasanın 7 ve 16. maddeleri hükmü uyarınca bir kişinin ehliyetsizliğinin Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Dairesinden alınacak raporla saptanması gerekeceği açıktır.
    Hal böyle olunca, gerek vekaletname tarihi olan 23.02.2004 tarihi ve gerekse kısıtlıya ait payın vekil tarafından davalı M...’ya temliki tarihi olan 25.02.2004 tarihleri itibariyle, kısıtlının ehliyetli olup olmadığının Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Dairesinden alınacak raporla saptanması ve davalı Mustafa’nın ilk el oluşu da nazara alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilmesi doğru değildir.
    Kabule göre de, kısıtlı C..’den davalı M...’ya temlik edilen payın 1/9 olmasına rağmen, davalı Mustafa’nın dava dışı kişilerden edindiği payları da kapsayacak şekilde 3/9 payın iptal ve tesciline karar verilmiş olması da doğru değildir.
    Davalı M...’nın temyiz itirazı yerindedir. Kabulü ile hükmün belirtilen nedenlerle HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 13.7.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

     



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi