Abaküs Yazılım
8. Hukuk Dairesi
Esas No: 2011/4600
Karar No: 2012/2971
Karar Tarihi: 17.04.2012

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2011/4600 Esas 2012/2971 Karar Sayılı İlamı

8. Hukuk Dairesi         2011/4600 E.  ,  2012/2971 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
    DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil

    ... ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair....Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 14.04.2011 gün ve 552/175 sayılı hükmün Yargıtay"ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

    K A R A R

    Davacı vekili dava dilekçesinde, vekil edeni ile ablası olan davalılardan ...’un anne ve babalarından kalan taşınmazları rızaen taksim ettiklerini, ...İli, ... İlçesi, Tatarköy Köyünde bulunan davaya konu 1686, 2581, 336, 637 ve 401 parsel sayılı taşınmazların rızai taksim sonucunda, vekil edeninin payına isabet ettiğini, Tatarköy hudutlarında bulunan dava dışı 1266 ve 1267 parsel sayılı taşınmazları satmaya karar verdiklerini, bu parsellerin satışı sırasında davalı ...’un damadı olan diğer davalı ...’ın davacı ile davalı ...’nin iştirak halinde malik oldukları, tarlaları rızai taksimdeki gibi tescilinin yapılacağını davacıya söylediğini, davacının da rızai taksime göre kendisinin ve ablasının olan tarlaları tapuda anlaştıkları gibi tescil edileceğini düşünerek kabul ettiğini, ...’ın rızai taksime göre kayın validesi ...’a isabet eden tarlaları kendi damadı olan davalı ...’a satış işlemi yapılmış gibi devrettiğini ve rızai taksime göre davacının payına düşen 1686 parsel sayılı taşınmazı da 2000,00 TL satış bedeli ile ... adına tescil edildiğini, davacının resmi senette belirtilen satış bedelinden pay almadığını işlemin muvazaalı olarak yapıldığını, davacının okuma yazmasının bulunmadığını, ... ve ... isimli şahısların resmi senede şahit olarak imza attıklarını, taşınmazların daha sonra ... tarafından tanık olarak gösterilen ...’a satıldığını, yapılan bu işlemin hile ve muvazaa ile davacıyı kandırarak yapıldığını açıklayarak, davaya konu taşınmazların davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
    Davalı ... vekili yargılama oturumunda, tanık dinlenmesine muvafakatlarının bulunmadığını, taksiminde söz konusu olmadığını, tarafların normal satış sözleşmesi yaptıklarını muvazaanın taraflarca birbirlerine karşı ileri sürülemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
    Diğer davalılar, ..., ... ve ... davaya cevap vermedikleri gibi yargılama oturumlarına da katılmamışlardır.
    Mahkemece, miras paylaşım sözleşmesinin TMK.nun 676/son maddesine göre yazılı olarak yapılmadığı, TMK.nun 6.maddesine göre davacının davasını ispat edemediği kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    Dava, muristen intikal, miras paylaşma sözleşmesi, hile ve muvazaa iddialarına dayalı olarak MK.nun 676., BK.nun 18. ve 28. maddeleri gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali tescil davasıdır.
    Davaya konu, ... İli, ... İlçesi, Tatarköy Köyü, 336, 401, 637, 1686 ve 2581 parsel sayılı taşınmazların Tatarköy çalışma alanında yapılan kadastro çalışmaları sırasında vergi kaydı ile ...’in adına kayıtlı olduğu ve ceddinden intikalen ve taksimen gelmek suretiyle yirmi yılı aşkın bir zamandan beri nizasız ve fasılasız ve malik sıfatı ile zilyet ve tasarufunda iken 1967 yılında ölümü ile karısı ... ve evlatları ... ve ...’ye terk ettiği ve başkaca mirasçılarının bulunmadığı belirtilerek 1686 parsel sayılı taşınmazın 13.4.1982 tarihinde, 2581 parsel sayılı taşınmazın 28.8.1982 tarihinde, 336 parsel sayılı taşınmazın 18.10.1981 tarihinde, 401 parsel sayılı taşınmazın 20.10.1981 tarihinde, 637 parsel sayılı taşınmazın ise 20.11.1981 tarihinde ... ..., ... ve ... adına tespit edildikleri, 2581 ve 401 parsel sayılı taşınmazların tapulama tespit tutanaklarının 20.5.1983 tarihi itibariyle itiraz edilmemesi üzerine kesinleştiği, aynı tarih itibariyle 2/8 hissesinin ... ..., 3/8’er hisselerinin ise ... ve ... adına ayrı ayrı tapuya tescil edildiği, 1686, 336 ve 637 parsel sayılı taşınmazlara ... ... tarafından itiraz edildiği, ... ...’in 2.3.1984 tarihinde kadastro teknisyenleri huzurunda itirazlarından feragat etmesi üzerine bu parsellerinde kadastro tutanaklarının kesinleştiği ve 20.4.1984 tarihinde 2/8 hisselerinin ... ... ve 3/8"er hisselerinin ... ile ... adına ayrı ayrı tapuya tescil edildiği, dosya arasında bulunan veraset ilamına göre İsmail kızı ... ...’in 28.9.1995 tarihinde dul olarak ölümü ile geriye mirasçı olarak evlatları ... ve ...’yı bıraktığı anlaşılmıştır.
    TMK.nun 676 / son maddesine göre paylaşma sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır. Maddede öngörülen yazılı şekil, bir ispat koşulu değil, geçerlilik koşuludur. BK.nun 11/2.maddesine göre kanunun emrettiği şeklin dereceyi şumul ve tesisi hakkında başkaca bir hüküm tayin olunmamış ise, akit bu şekle riayet olunmadıkça sahih olmaz. Şekle aykırılığın müeyyidesi az önce açıklanan yasa maddesinde hüküm altına alındığı üzere kanunun öngördüğü bir şeklin kapsam ve sonuçları hakkında başka bir hüküm konulmamış ise, şekle uyulmadan yapılan sözleşme hükümsüzdür. Hükümsüzlüğe bağlanan sonuç 29.9.1988 gün ve 2/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde belirtildiği gibi; kanun, öngördüğü şekil şartı bir geçerlilik şartı olarak düzenlenmiş bulunmakta ve buna uyulmadan yapılan sözleşmelere geçersizlik müeyyidesini (hukuki sonucunu) bağlamaktadır. Kanunda öngörülen şekil şartı emredici nitelikte olduğundan, hakim şekil noksanlığını her safhada resen gözönüne almak zorundadır. 12.4.1944 gün ve 1943/14 Esas – 1944/13 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da belirtildiği gibi, geçerliliği şekle bağlı sözleşmelerde, kanunun öngördüğü şekle uyulmaması sözleşmeyi hükümsüz kılar ve bu husus itiraz nedeni olduğundan hakim tarafından doğrudan doğruya gözönünde tutulur.
    Davacı vekili, 5.3.2009 tarihli oturumda keşif mahallinde tanıklarının dinlenmesini talep ederek ellerinde yazılı taksim sözleşmesi bulunmadığını, tarafların sözlü olarak taşınmazları paylaştıklarını açıklamıştır.
    Taraflar arasında yazılı olarak yapılmış miras paylaşım sözleşmesi bulunmadığına göre, kadastro tespitinden sonraki taksim iddiası MK.nun 676/son ve BK.nun 11/2. maddesine göre geçersiz olduğu gibi kadastro tespitinden öncesine ait miras taksim iddiası ise kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarih ile dava tarihi olan 12.7.2006 tarihi arasında 3402 sayılı Kadastro Yasasının 12. maddesinde öngörülen on yıllık hak düşürücü süre dolmuş olduğundan dinlenemeyeceğinden davaya konu 2581, 336, 637 ve 401 parsel sayılı taşınmazla ile 1686 parsel sayılı taşınmazdaki davalı ...’a ait ½ hisse yönünden davanın reddine karar verilmesinde usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmadığından davacı vekilinin bu parsellere yönelik temyiz itirazlarının reddi ile bu parseller hakkındaki hüküm fıkrasının ONANMASINA,
    Davacı vekilinin 1686 parsel sayılı taşınmazdaki davacının ½ hissesinin davalı ...’a devrine ilişkin satış sözleşmesinin hile ve muvazaa sebepleri ile geçersizliğine ilişkin temyiz itirazlarına gelince; 1686 parsel sayılı taşınmazdaki davacıya ...’a ait 3/8 hisse ile davacının annesi ... ...’e ait 2/8 oranındaki hisseden davacıya intikal eden ½ hissenin dava dışı başka taşınmazlar ile birlikte 20.9.2005 gün ve 6123 yevmiye nolu resmi senet ile 2000,00 TL satış bedeli ( davalı ... hissesi ile birlikte) ile bizzat davacı ... tarafından ...’a satılmıştır. Mahkemece, davacının iddiasını ispat edemediğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de varılan bu sonuç doğru olmamıştır.
    HUMK.nun 293 (HMK.nun 203.) maddesine göre, hukuki işlemlerde irade bozukluğu ile aşırı yararlanma iddiaları ve hukuki işlem ve senetlere karşı üçüncü kişilerin muvazaa iddialarının tanık ile ispat edilmesi mümkündür. HMK.nun 27. (HUMK.m. 73.) maddesinde düzenlenen hukuki dinlenme hakkının ispat hakkını da kapsadığı öngörülmüştür. Hukuki dinlenilme hakkı Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Zira insan onurunun yargılamadaki zorunlu bir sonucu olarak, yargılama sujelerinin yargılamada şeklen yer almaları dışında, tam olarak bilgi sahibi olmaları, kendilerini ilgilendiren yargılama konusunda açıklama ve ispat haklarını tam ve eşit olarak kullanmaları ve yargı organlarının da bu açıklamaları dikkate alarak gereği gibi değerlendirme yapıp karar vermesi gereklidir. Somut olayda davacı vekili, 27.9.2006 tarihli delil ve tanık listesini sunmuş, 5.3.2009 tarihli oturumda davacı vekili tanıkların dinlenmesini talep etmiş, 8.6.2009 tarihli oturumda verilen ara kararın 1 nolu bendi ile tanıkların hazır edilmesi halinde keşif mahallinde dinlenilmesine karar verilmiş, 14.4.2011 tarihli oturumda keşfin yapılamadığı tespit edilmiş, aynı oturumda davacı vekili, keşfin yapılmasını mahkemenin takdirine bıraktığını açıklamış ve aynı oturumda mahkemece sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir.
    Taraflarca bildirilen tanıklar HMK.nun 243 ve 244.maddeleri ( HUMK.nun 258 ve 259 ) gereğince keşif yerine davetiye ile çağrılmalı ve usulüne uygun olarak dinlendikten sonra bir karar verilmesi gereklidir. Şayet, mahkemece dava hile ve muvazaa sebebi ile tapu iptali ve tescil davası olduğundan keşif yapılmasına gerek görülmüyorsa yine duruşmada dinlenmek üzere usulüne uygun olarak davetiye ile çağrıldıktan sonra dinlenmesi ve tüm taraf delilleri usulüne uygun olarak toplandıktan sonra birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken davacı tarafın bildirdiği tanıklar dinlenmeden davanın ispat edilemediğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi az önce açıklanan hukuki dinlenilme hakkı ile adil yargılanma hakkını ihlal eder niteliktedir.
    Davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 1686 parsel sayılı taşınmazın davacıya ait ½ hissesi yönünden 6100 sayılı HMK. nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 18,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 2,75 TL"nin temyiz eden davacıdan alınmasına 17.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.





    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi