20. Hukuk Dairesi 2015/14177 E. , 2015/12037 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Muğla 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 06/06/2014
NUMARASI : 2013/484-2014/317
DAVACILAR : S.. U.. (ölü) mirasçıları İ.. U.. ve Ark.
DAVALILAR : Hazine - Orman Yönetimi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili dilekçesinde, Ataköy köyünde 1996 yılında yapılan 2/B madde uygulamasında 649 nolu parselin batısında kalan ve 2020-988 OTS poligon hattının içinde kalan taşınmazın Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığını, müvekkilinin sözkonusu taşınmaza 50 yıldan beri zilyet olduğunu belirterek, Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescili talebiyle dava açmıştır.
Mahkemece, 2/B ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan dava konusu taşınmaza ilişkin iptali istenebilecek bir tapu kaydı bulunmadığından tapu iptali ve tescil davasının reddine; Ataköy köyü, Tembeller Dağı mevkii, 5 nolu 2/B parseli içerisinde kalan fen bilirkişisi Köksal Korukcu’nun 29.05.2007 tarihli raporu ekindeki krokide (A), (B), (C) ve (D) harfleri ile gösterilen alanın imar ve ihyasının davacı tarafından yapıldığının ve bu alan içerisinde kalan, yaşları 10 ilâ 60 arasında değişen toplam: 220 adet zeytin ağacının mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tesbitine, (A), (B), (C) ve (D) harfleri ile gösterilen alanın imar ve ihyasının davacı tarafından yapıldığının ve bu alan içerisinde kalan yaşları 10 ilâ 60 arasında değişen toplam: 220 adet zeytin ağacının mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tesbiti ve davaya konu taşınmazın fiilî zilyetinin davacı olduğuna dair tapu kütüğünün beyanlar hanesine şerh verilmesi talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 18/04/2013 tarih ve 2013/166-4605 sayılı kararı ile;
“6100 sayılı HMK"nın 297 (1086 sayılı HUMK"nın 388. madde) maddelerine göre; hükmün sonuç kısmında, taleplerden herbiri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şeklinde gösterilmesi gerektiği açık kanun hükmü olup, somut olayda mahkemece kurulan hükmün 2. bendinde; "(A), (B), (C) ve (D) harfleri ile gösterilen alanın imar ve ihyasının davacı tarafından yapıldığının ve bu alan içerisinde kalan, yaşları 10 ilâ 60 arasında değişen toplam: 220 adet zeytin ağacının mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tesbitine"" denilmesine rağmen, 3. bendinde; ""(A), (B,) (C) ve (D) harfleri ile gösterilen alanın imar ve ihyasının davacı tarafından yapıldığının ve bu alan içerisinde kalan yaşları 10 ilâ 60 arasında değişen toplam: 220 adet zeytin ağacının mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tesbiti talebinin reddine"" karar verilmesi ile hükmün kendi içinde çelişki yaratılmış olup; bu hali ile hüküm infaza elverişli olmadığından bozma nedeni olduğu"na değinilerek bozulmuştur.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davacılar tarafından vekâlet ücretine yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapusuz taşınmazın tescili niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1968 yılında seri usûlde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 1996 yılında yapılıp kesinleşen 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Yörede ilk arazi kadastrosu 1954 yılında yapılmış, dava konusu yer orman olduğu gerekçesiyle tescil harici bırakılmıştır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve dava konusu taşınmaz davacı kişiler tarafından, 6292 sayılı Kanun kapsamında başvuru yapılarak satın alındığına göre, mahkemece, dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığı yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, yargılama giderleri kapsamında sayılan vekâlet ücreti, kural olarak; davayı kaybeden taraftan tahsili gerekirse de, 6292 sayılı Kanunun 9/5. maddesi gereğince bu tür davalarda, yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılması ve vekâlet ücreti takdir edilmemesi gerekirken, davacılar aleyhine vekâlet ücreti takdir edilmesi doğru değil ise de bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple; hüküm fıkrasının 3. bendi hükümden çıkartılmak suretiyle düzeltilmesine ve hükmün 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi atfıyla HUMK’nın 438/7. maddesine göre düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 02/12/2015 günü oy birliği ile karar verildi.