Abaküs Yazılım
1. Hukuk Dairesi
Esas No: 2007/11833
Karar No: 2008/1200

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2007/11833 Esas 2008/1200 Karar Sayılı İlamı

Özet: (Bu özet Yapay Zeka tarafından yazılmıştır. Hukuki olarak geçerliliği yoktur.)


Davacı, 14 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu ve vekil olarak yetkili olmayan bir kişiye vekalet verilmesi sonucu tapuda davalı C'ın adına tescil edildiğini iddia ederek, tapu iptali ve tescilini istemiştir. Mahkeme, davacının iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verdi. Ancak davacı tarafından temyiz edildi ve Yargıtay, vekaletin kötüye kullanılması nedeniyle tapu iptali ve tescil isteminin yeniden incelenmesi gerektiğine karar verdi. Borçlar Kanunu'nun temsil ve vekalet bağıtına göre, vekilin borçları, vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar. Vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Ayrıca, vekil ile sözleşme yapan kişi iyi niyetli değilse veya kötü niyetliyse vekil edeni bağlamayabilir. Medeni Kanun'un 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralı, kötü niyeti korumaz ve üçüncü kişileri korumak için kullanılabilir. Mahkeme, vekilin diğer davalı ile el ve işbirliği içerisine gererek davacıya zararlı hareket edip etmediğinin belirlenmediğini belirtti ve davacının temyiz itirazlarının hak
1. Hukuk Dairesi         2007/11833 E.  ,  2008/1200 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : CİHANBEYLİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
    TARİHİ : 27/07/2007
    NUMARASI : 2006/717-2007/542

    Taraflar arasında görülen davada;
    Davacı,maliki olduğu 14 parsel sayılı taşınmazı, davalı H...ya verdiği vekaletname ile satış yetkisi olmadığı halde diğer davalı C...’a temlik edildiğini,kendisine bir bedel de ödenmediğini ileri sürüp, tapu iptali ile adına tescilini istemiştir.
    Davalılar,davanın reddini savunmuşlardır.
    Mahkemece,iddianın kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
    Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla;Tetkik Hakimi raporu okundu,düşüncesi alındı.Dosya incelendi, ,gereği görüşülüp düşünüldü:

                                                                                                       -KARAR-

    Dava, vekalet görevinin kötüye kullanıması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
    Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davalı tapu idaresine husumet düşmeyeceği gözetilerek bu davalı yönünden davanın reddedilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur.
    Ne varki, dava dilekçesi içeriğine göre davacı vekaletin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayanmış, ancak mahkemece bu konuda yeterli bir araştırma ve soruşturma amaçlanmamıştır.
    Bilindiği üzere; Borçlar Kanununun temsil ve vekalet bağıtını düzenleyen hükümlerine göre, vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar.
    Borçlar Kanununda sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 390/2 maddesinde "vekil, müvekkiline karşı vekaleti hüsnüniyetle ifa ile mükelleftir..." hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi,ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu gözardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin birinci fıkrası uyarınca sorumlu olur.
    Öte yandan, vekil ile sözleşme yapan kişi Medeni Kanunun 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.
    Ne varki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, Medeni Kanunun 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (resen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.
    Somut olaya gelince; yukarıda açıklanan ilke ve olgular doğrultusunda mahallinde keşif yapılarak, gerektiğinde taraf tanıkları yeniden dinlenmek suretiyle, vekilin diğer davalı ile el ve işbirliği içerisine gererek davacıya zararlandırma kastıyla hareket edip etmediği saptanmış değildir.
    Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan ilke ve olgular gözetilmek suretiyle araştırma yapılması, soruşturmanın eksiksiz tamamlanması ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, noksan soruşturma ile yetinilmek suretiyle yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
    Davacının, temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK."nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 4.2.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

     



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi