(Kapatılan)3. Ceza Dairesi 2020/14905 E. , 2020/20139 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanıklar hakkında kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Mahkemenin sanıklar hakkında 5271 sayılı CMK"nin 231/5 maddesi uygulamama gerekçesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, tebliğnamenin (1) numaralı bozma görüşüne iştirak edilmemiştir.
a) Mağdur ... hakkında düzenlenen İdil Devlet Hastanesinin 01.05.2014 tarihli doktor raporunda, diş kırığından bahsedilmemesine rağmen, aynı hastanenin 31.03.2015 tarihli hükme esas alınan doktor raporunda, sağ üst kesici dişinde 1-2 mm boyutunda parça kopmasının mevcut olduğu ve bu yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek nitelikte olduğunun bildirilmesi karşısında, mağdurun geçici ve kesin raporları ile yaralanmasına ilişkin tüm tıbbi evrakların en yakın Adli Tıp Şube Müdürlüğüne gönderilerek, 5237 sayılı TCK"nin 86. ve 87. maddelerinde belirlenen ölçütlere göre yaralanmanın niteliği hususunda duraksamaya yer vermeyecek şekilde rapor aldırılması ve sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hükümler kurulması,
b) Tarafların olayın başlangıcına ilişkin anlatımlarında farklılık bulunması ve sanıkların aksi ispatlanamayan savunmaları karşısında, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4 - 238 Esas ve 367 Karar sayılı kararı ve bu kararla uyumlu ceza dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediği durumlarda, sanıklar lehine TCK"nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari oranda uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
c) Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden; Güncel adli sicil kaydına göre tekerrüre esas başkaca ilamı bulunmayan sanık hakkında, tekerrüre esas olduğu kabul edilen Nusaybin 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.04.2014 tarihli ve 2013/157 Esas - 2014/219 Karar sayılı ilamına konu suçun işlendiği tarihte onsekiz yaşından küçük bulunması ve ilgili ilamın kesinleşme tarihinin suç tarihinden sonra olması karşısında, 5237 sayılı TCK"nin 58/2-b, 58/5. maddeleri uyarınca sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
d) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas- 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK"nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle, hak yoksunlukları yönünden sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ..., sanık ... ve müdafii ile o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun"un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun"un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA,
2) Suça sürüklenen çocuk hakkında kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Mağdur ..."in suça sürüklenen çocuğun temyiz dışı arkadaşı ... ile birlikte kendisine yumruk attığını ancak temyiz dışı ..."nin yüzünü tırnakladığını, bu nedenle yüzünde iz oluştuğunu beyan etmesi karşısında, suça sürüklenen çocuğun temyiz dışı ... ile birlikte iştirak halinde yüklenen suçu işlediği ve ağır sonuçtan sorumlu tutulması gerektiği anlaşıldığından, tebliğnamenin bu yöndeki bozma görüşüne iştirak edilmemiştir.
a) Suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı TCK"nin 86/1, 87/1-c maddesi uyarına belirlenen 2 yıl hapis cezasının TCK"nin 87/1-son maddesi uyarınca 3 yıl hapis cezası olarak belirlenmesi ve bu ceza miktarı üzerinden sırasıyla TCK"nin 31/3, 62. maddeleri uyarınca indirim yapılarak sonuç cezanın tespiti gerekirken, TCK"nin 87/1-son maddesi uygulanmayarak eksik ceza tayini,
b) Tarafların olayın başlangıcına ilişkin anlatımlarında farklılık bulunması ve suça sürüklenen çocuğun aksi ispatlanamayan savunmaları karşısında, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4 - 238 Esas ve 367 Karar sayılı kararı ve bu kararla uyumlu ceza dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediği durumlarda, suça sürüklenen çocuk lehine TCK"nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari oranda uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafii ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun"un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun"un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 24.12.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.