Abaküs Yazılım
Hukuk Genel Kurulu
Esas No: 2019/489
Karar No: 2021/752
Karar Tarihi: 15.06.2021

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2019/489 Esas 2021/752 Karar Sayılı İlamı

Özet: (Bu özet Yapay Zeka tarafından yazılmıştır. Hukuki olarak geçerliliği yoktur.)


İş Mahkemesi Sıfatıyla yapılan bir işçilik alacakları davasında, mahkeme önce davanın kısmen kabulüne ve belirli alacakların davalıdan tahsiline karar vermiş ancak bu karar Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi tarafından bozulmuştur. Özel Dairece, davanın sair temyiz itirazlarının reddine karar verilirken belirli talep edilen alacakların belirsiz alacak davasının konusunu oluşturmadığı gerekçesiyle davanın hukukî yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir. Bunun üzerine yapılan yargılamada mahkeme, Yargıtay bozma kararına uyularak belirli alacakların davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Temyiz edilen kararın bozulmasıyla birlikte, mahkemenin Yargıtay bozma kararına uyması sonucu taraflar yararına usulî kazanılmış hak doğmuştur. Bu nedenle mahkemenin direnme kararının usulden bozulmasına karar verilmiştir. Kararda, usulî kazanılmış hak kavramına yer verilerek, bu kavramın temel özellikleri ve istisnaları açıklanmıştır.
Kanun maddeleri:
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ekli “Geçici madde 3” atf
Hukuk Genel Kurulu         2019/489 E.  ,  2021/752 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Sıfatıyla)


    1. Taraflar arasındaki "işçilik alacakları” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; ... Asliye Hukuk Mahkemesince (İş Mahkemesi Sıfatıyla) verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi tarafından yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
    2. Direnme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
    3. Hukuk Genel Kurulunca dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonunda gereği görüşüldü:
    4. Mahkeme ilk kararında; hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacının ikramiye, tediye, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 85.221,00TL alacak ve tazminatın 10.09.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsiline, yıllık izin ücreti alacağı yönünden husumet yokluğundan davanın reddine karar verildiği, bu kararın davalı vekili tarafından temyizi üzerine Özel Dairece, davalının sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları haricindeki talep edilen alacakların belirsiz alacak davasının konusunu oluşturmayacağından söz konusu talepler bakımından davanın hukukî yarar yokluğundan reddine karar verilmesi, öte yandan dava konusu her bir alacak hakkında karar verilerek sonuca gidilmesi gerektiği gerekçeleriyle oy çokluğu ile bozma kararı verilmesi sonrası mahkemece yapılan yargılamadaki 02.03.2017 tarihli duruşmada ara karar ile bozma kararına uyulmasına karar verilmiş, ancak gerekçeli direnme kararında; önceki gerekçeye ilaveten Yargıtay bozma kararına uyulmasına karar verilmiş ise de yıllık izin ücreti ve ikramiye alacağına yönelik davaların, belirsiz alacak davası olarak açılamayacağı yönünden değil, kararın açık ve ayrıntılı olması gerektiği yönünden uyulduğu, alacağın hesaplanmasına ilişkin bilirkişi incelemesi yaptıran mahkemenin davacı işçiden alacakları hesaplayarak dava açmasını beklemesinin adaletsiz olacağı, Yargıtay Daireleri arasında da görüş birliği olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile brüt 17.649,04TL fazla çalışma ücreti alacağının 100,00TL’sinin dava, kalan 17.549,04TL’sinin ıslah tarihinden itibaren yasal faizi ile, brüt 4.397,36TL ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının 100,00TL’sinin dava, kalan 4.297,36TL’sinin ıslah tarihinden itibaren yasal faizi ile, brüt 8.710,15TL hafta tatili ücreti alacağının 100,00TL’sinin dava, kalan 8.610,15TL’sinin ıslah tarihinden itibaren yasal faiz ile, brüt 25.509,58TL ikramiye alacağının 100,00TL’sinin dava, kalan 25.409,58TL’sinin ıslah tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yıllık izin ücreti alacağı (16.533,18TL) talebinin reddine karar verilmiştir.
    5. Burada usul hukuku ile ilgili olarak ortaya çıkan sorun bozma kararının taraflara tebliği ile duruşmada mahkemece “bozma ilamına uyulmasına” ilişkin ara kararı oluşturulmasına karşın, bu hukukî sonucun tam aksine bir karar verilmesinin hukuken mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
    6. Bilindiği üzere bir davada mahkemenin veya tarafların yapmış oldukları bir usul işlemi nedeniyle taraflardan biri lehine, dolayısıyla diğeri aleyhine doğan ve gözetilmesi zorunlu olan hakka usulî kazanılmış hak denilir. Örneğin mahkemenin Yargıtay bozma kararına uymasıyla bozma kararı lehine olan taraf bakımından kazanılmış hak doğar.
    7. "Bir mahkemenin Temyiz Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukukî esaslar gereğince karar verme mükellefiyeti meydana gelir ve bu itibarla mahkemenin sonraki hükmünün bozmada gösterilen esaslara aykırı bulunması, usule uygun sayılamaz ve bozma sebebidir, meğer ki bu aykırılık sadece bozma kararında gösterilen bir usul kaidesine ilişkin bulunsun ve son kararın neticesini değiştirecek bir mahiyet arz etmesin. Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince muamele yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisi lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur ve buna usuli müktesep hak yahut usule ait müktesep hak denilmektedir. Usul Kanunumuzda bu şekildeki Usule ait müktesep hakka ilişkin açık bir hüküm konulmuş değilse de Temyizin bozma kararının hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan gayesi ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukukî alanda istikrar gayesine dahi ermek üzere kabul edilmiş bulunması bakımından usule ait müktesep hak müessesesi; usul kanununun dayandığı ana esaslardandır ve amme intizamıyla da ilgilidir.
    Gerçekten, mahkemenin doğru bularak uyduğu ve yahut kanun gereğince uymak zorunda olduğu bozma kararı ile dava, usul ve kanuna uygun bir çığıra sokulmuş demektir. Buna aykırı karar verilmesi, usul ve kanuna uygunluktan uzaklaşılması manasına gelir ki, böyle bir netice asla kabul edilemez” (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı).
    8. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usulî kazanılmış hak” olgusunun, birçok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararı (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili bir yeni kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma kararına uyulmuş olmakla oluşan usulî kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Benzer şekilde uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir
    9. Bu sayılanların dışında ayrıca görev, hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı, harç ve maddi hataya dayanan bozma kararlarına uyulmasında olduğu gibi kamu düzeni ile ilgili konularda usulî kazanılmış haktan söz edilemez (Kuru B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü – C. V, 6. b ... 2001, s 4738 vd).
    10. Usulî kazanılmış hakkın hukukî sonuç doğurabilmesi için bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir.
    11. Tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde somut olayda, davalı vekilinin temyiz üzerine verilen Yargıtay bozma kararı sonrası mahkemenin bu karara uyması ile taraflar yararına usulî kazanılmış hak olmuştur. Burada usulî kazanılmış hakkın gerçekleşmesine engel olacak istisnai bir durum da bulunmadığına göre, artık önceki kararda direnilmesi usulen mümkün değildir. Usulî kazanılmış hak ilkesi kamu düzeni ile ilgili olup temyiz aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerekir.

    12. O hâlde mahkemece bozmaya uyulmakla gerçekleşen usulî kazanılmış hak nazara alınarak hükmüne uyulan bozma gereklerinin yerine getirilmesi gerekirken, direnme kararı verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, direnme kararının bozulması gerekir.

    SONUÇ:
    Açıklanan nedenlerle;
    Direnme kararının, değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince usulden BOZULMASINA,
    Bozma sebebine göre tarafların temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
    İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatıranlara geri verilmesine,
    Karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 15.06.2021 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi