Abaküs Yazılım
14. Hukuk Dairesi
Esas No: 2020/3476
Karar No: 2021/3861
Karar Tarihi: 08.06.2021

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2020/3476 Esas 2021/3861 Karar Sayılı İlamı

14. Hukuk Dairesi         2020/3476 E.  ,  2021/3861 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi


    Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 20/08/2008 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil talebi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 05/11/2019 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
    _ K A R A R _
    Dava, yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
    Davacı, 39, 60, 61, 75 ve 801 No"lu parsellerde paydaş iken yapılan imar uygulaması neticesinde 142 ada 4 No"lu parselin adına tescil edildiğini, anılan imar uygulamasının iptal edilerek geri dönüşüm işlemlerinin bu kök parsellere isabet eden 2/B"lik orman alanlarının uygulama dışında bırakılması gereği göz önüne alınarak 2008 yılında yapılabildiğini, iptal kararı zamanında uygulanamadığından ve 2/B"lik alanlarla ilgili davalarda kök parsellere dönülmediğinden ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/919 Esas, 2005/422 sayılı Kararına göre 142 ada 4 parselin 9 ve 10 No"lu parseller olarak iki kısma ayrılarak 142 ada 9 parsel olan 3726 m2"lik bölümün orman vasfı ile Hazine adına tesciline ilişkin olarak verilen kararın kesinleştiğini, oysa imar öncesi paydaşı oldukları kök parsellerin 2/B"lik alanlarla bir alakası olmayıp, yapılan uygulama neticesinde 2/B"lik alanın bulunduğu yerden yer verildiğini, kök parsellerin yeniden imar uygulamasına tabi tutulduğunu ve hazinenin 142 ada 9 parselden gelen 2/B orman alanı uygulama bölgesi imar parsellerinde haksız ve mükerrer şekilde hissadar olup 1431 ada 4 parselde kendileri ile paydaş kılındığını ileri sürerek, hazine adına kayıtlı payın iptaliyle adına tescili isteminde bulunmuştur.
    Davalı, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/919 Esas, 2005/422 sayılı Kararı ile sonradan yapılan imar uygulaması arasında bir ilişki bulunmadığını, imar uygulamasının kesinleştiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
    Mahkemece, davanın idari yargı yerinde görülmesi gerektiği gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine ilişkin ilk karar Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 09.05.2011 tarihli ve 2011/574 Esas, 2011/5535 Karar sayılı ilamı ile “ ... İddianın ileri sürülüş biçimi ve içeriği itibarıyle davada idarece yapılan imar işlemine yönelik bir istek bulunmayıp, önceki mülkiyet hakkına dayanılarak tapu iptal ve tescil isteğinde bulunulmuştur. Bu tür bir isteğin idari işlem ve idari yargı ile bir ilgisi bulunmamaktadır.
    Bilindiği üzere mülkiyet hakkına dayalı tapu iptal ve tescil davalarının çözüm yeri genel yargı yerleridir. Hal böyle olunca, işin esasına girilerek iddia ve savunma doğrultusunda taraf delillerinin toplanması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.” şeklindeki gerekçeyle bozulmuştur.
    Mahkemece bozma ilamına uyularak, davanın kabulüne dair verilen hükmün davalı vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 02.05.2017 tarihli ve 2016/12606 Esas, 2017/2257 Karar sayılı ilamı ile ".. Hemen belirtilmelidir ki, hükme esas alınan 15/07/2013 tarihli bilirkişi raporunun hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğunu söyleyebilme olanağı bulunmamaktadır.
    Şöyle ki, noksanın ikmali yoluyla getirtilen şuyulandırma cetvelinin incelenmesinde kök 39, 60 ve 61 sayılı parsellerdeki davacı payının 1431 ada 4 ve 1412 ada 49 sayılı parsellere, kök 75 sayılı parseldeki davacı payının 1431 ada 4, 1449 ada 3 ve 1412 ada 49 sayılı parsellere, kök 801 sayılı parseldeki davacı payının ise 1448 ada 3, 1449 ada 3 ve 1412 ada 49 sayılı parsellere gittiği, öte yandan tescile esas dağıtım cetvelinin incelenmesinde, kök 39, 60, 61, 75 ve 801 No’lu kadastral parsellerdeki Hazine payının dava konusu 1431 ada 4 sayılı parsele revizyon gördüğü, yine dosya içerisinde mevcut "... ... 18. madde uygulaması eski yeni imar parselleri (yeni imar sıralı)" başlıklı cetvelin incelenmesinde 2007 yılında yapılan imar uygulaması ile oluşan dava konusu 1431 ada 4 parsel sayılı taşınmazın kök 39, 60, 61, 75 ve 801 No’lu kadastral parsellerden geldisi olduğu gibi dava dışı olan ve Hazinenin paydaşı olduğu diğer taşınmazlardan da geldisinin bulunduğu, ne var ki hükme esas alınan bilirkişi raporunda tüm bu hususlar üzerinde durularak kök 39, 60, 61, 75 ve 801 No"lu kadastral parsellerdeki davacı payının geri dönüşüm yapıldıktan sonra yapılan imar uygulaması ile hangi oranda ve hangi parsellere revizyon gördüğünün, yine davalı Hazinenin çekişmeli 1431 ada 3 parsel sayılı taşınmazdaki payının farklı taşınmazlardan gelip gelmediği ile hükmen oluşan 142 ada 9 sayılı parselden gelip gelmediğinin açıklığa kavuşturulmadığı, tereddütlerin giderilmediği anlaşılmıştır.
    Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan hususlar üzerinde durularak geri dönüşüm, şuyulandırma ve dağıtıma esas cetvellerin, imar uygulamalarının, mahkeme kararlarının ve dosya içersindeki tüm belgelerin bir bütün halinde değerlendirilmesi neticesinde denetime elverişli ve hükme yeterli bilirkişi raporu alınması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir iken yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır." şeklindeki gerekçeyle bozulmuştur.
    Mahkemece bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Hükmü, davalı Hazine vekili temyiz etmiştir.
    Bilindiği üzere, mahkemenin bozma kararına uymasıyla, bozma kararı lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış bir hak doğar. Yani; bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için, o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yapmak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar vermek yükümlülüğü oluştuğundan, bu mahkemenin sonraki hükmünün bozmada gösterilen esaslara aykırı olması usule uygun sayılmaz. Mahkemenin bozma kararına uyması ile oluşan, bozma uyarınca işlem yapma ve hüküm verme durumu, yanlardan birisi lehine, diğeri aleyhine hüküm kurma sonucunu doğuracak bir durumdur ve buna usuli kazanılmış hak denilmektedir. Bu kurum usul yasasının dayandığı ana esaslardan olduğu gibi, kamu düzeni ile ilgili bulunması nedeniyle de re"sen gözetilmesi gerekir.
    Somut olaya gelince, mahkemece bozma ilamına uyulmuş ancak bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. Mahkemece bilirkişiden rapor alınmış; ancak, kök 39, 60, 61, 75 ve 801 No’lu kadastral parsellerdeki davacı payının geri dönüşüm yapıldıktan sonra yapılan imar uygulaması ile hangi oranda ve hangi parsellere revizyon gördüğü, yine davalı Hazinenin çekişmeli 1431 ada 3 parsel sayılı taşınmazdaki payının farklı taşınmazlardan gelip gelmediği ile hükmen oluşan 142 ada 9 sayılı parselden gelip gelmediği açıklığa kavuşturulmamıştır. Mahkemece bozmaya uyulduğuna göre gerekleri yerine getirilmeli, bilirkişiden ek rapor alınarak, gerekli görüldüğü takdirde uzman bilirkişilerle yeniden keşif yapılarak geri dönüşüm, şuyulandırma ve dağıtıma esas cetvellerin, imar uygulamalarının, mahkeme kararlarının ve dosya içerisindeki tüm belgelerin bir bütün halinde değerlendirilmesi neticesinde denetime elverişli ve hükme yeterli bilirkişi raporu alınması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, noksan soruşturmayla yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir.
    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.









    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi