Abaküs Yazılım
Hukuk Genel Kurulu
Esas No: 2017/2460
Karar No: 2021/763
Karar Tarihi: 15.06.2021

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/2460 Esas 2021/763 Karar Sayılı İlamı

Hukuk Genel Kurulu         2017/2460 E.  ,  2021/763 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :İş Mahkemesi


    1. Taraflar arasındaki “Tespit” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Gaziantep 2. İş Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar davalı ... Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
    2. Direnme kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

    I. YARGILAMA SÜRECİ
    Davacı İstemi:
    4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline 28.01.2001 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle %25 sürekli iş göremezlik oranı üzerinden 04.06.2001 tarihinden itibaren gelir bağlandığını, Kurumun sonraki işlemi ile sürekli iş göremezlik oranının azaldığından bahisle başlangıçtan itibaren gelirin yersiz ödendiği iddiasıyla 04.06.2001-10.03.2009 tarihleri arasında ödenen 39.306,75TL fark gelirin iadesinin istenildiğini ancak Kurum işleminin yerinde olmadığını ileri sürerek borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
    Davalı Cevabı:
    5. Davalı ... Başkanlığı (SGK/Kurum) vekili cevap dilekçesinde; davacıya 04.06.2001 tarihinden itibaren %25 sürekli iş göremezlik oranı üzerinden gelir bağlandığını, Yüksek Sağlık Kurulunun 22.08.2008 tarihli kararı ile sürekli iş göremezlik oranının düzeltme kaydı ile %10,10"a düşürüldüğünü ve kontrol muayenesi gerektiğine karar verildiğini, gelirlerin başlangıç tarihi itibariyle tekrar hesaplandığını, fark oran nedeniyle fazla yapılan ödemelerin yersiz olup istirdadı gerektiğini, 29.06.2009 tarihli kontrol muayenesinde %10,10 iş göremezlik derecesinde değişiklik olmadığı ve kontrol muayenesi gerekmediğine karar verildiğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur
    Mahkeme Kararı:
    6. Gaziantep 2. İş Mahkemesinin 04.06.2015 tarihli ve 2009/334 E., 2015/193 K. sayılı kararı ile; 28.01.2001 tarihinde iş kazası geçiren davacıya meslekte kazanma gücü kaybı oranı %25 olarak 15.08.2002 tarihinde kontrol kaydı ile sürekli iş göremezlik geliri bağlandığı, davacının 05.09.2002 tarihinde Sosyal Sigortalar Kurumu Hastanesinde kontrole tâbi tutulduğu, meslekte kazanma gücü kaybı oranı değiştirilmeyip gelirlerin ödenmeye devam edildiği, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulundan alınan 11.03.2008 tarihli raporda çalışma gücü kaybı oranı belirlenirken Kurum komisyonu tarafından dominant olmayan sol kol ile ilgili hesaplamada 0,8 çarpma işleminin unutulmuş olması nedeniyle %10,10 yerine %25 malûliyet oranına ulaşıldığı belirtilerek malûliyet oranı düzeltme kaydı ile başlangıçtan itibaren %10,10"a çekilerek davacı sigortalıya başlangıçtan itibaren ödenen fark gelirlerin borç çıkarıldığı, bir süre beklenmesine karar verilen Gaziantep 1. İş Mahkemesi"nin 2009/345 Esas sayılı dosyası ile davacı sigortalı tarafından davalı Kuruma karşı çalışma gücü kaybı oranının başlangıçtan itibaren %25 olduğunun ve gelirlerin bu oran esas alınarak ödenmeye devam edilmesi gerektiğinin tespiti istemine ilişkin dava açıldığı, çalışma gücü kaybı oranının belirlenmesindeki hatanın özel bilgiyi gerektireceğinden bu hususu davacının bilmesi mümkün bulunmayıp, uyuşmazlıkta 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun (5510 sayılı Kanun) 96/a maddesi hükmü değil, genel hüküm olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 79. (Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunun md. 63) maddesindeki iyi niyet kurallarının uygulanması gerektiği, davacı iyi niyetli olup elindekini tükettiği anlaşıldığından Kuruma iade yükümlülüğü bulunmadığından, malûliyet oranının başlangıçtan itibaren %25 olduğuna ilişkin davanın sonucu beklenmesine gerek olmadığı belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Özel Dairenin Bozma Kararı:
    7. Gaziantep 2. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
    8. Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 26.04.2016 tarihli ve 2015/14326 E., 2016/7343 K. sayılı kararı ile; “.. Somut olayda; 28.01.2001 tarihinde iş kazasına maruz kalan davacının meslekte kazanma gücü kaybı oranı %25 olduğunun Kurumca tespit edildiği, 15.08.2002 tarihinde kontrol kaydı ile sürekli işgöremezlik geliri bağlandığı, davacının 05.09.2002 tarihinde Sosyal Sigortalar Kurumu Hastanesinde kontrole tabi tutulduğu, meslekte kazanma gücü kaybı oranı değiştirilmeyip gelirlerin ödenmeye devam edildiği, SS Yüksek Sağlık Kurulundan alınan 11.03.2008 tarihli raporda, çalışma gücü kaybı oranı belirlenirken Kurum komisyonu tarafından dominant olmayan sol kol ile ilgili hesaplamada 0,8 çarpma işleminin unutulmuş olması nedeniyle %10,10 yerine %25 maluliyet oranına ulaşıldığının belirtildiği, bunun üzerine davalı Kurum tarafından maluliyet oranının düzeltme kaydı ile başlangıçtan itibaren %10,10"a çekildiği, davacı sigortalıya başlangıçtan itibaren ödenen fark gelirlerin (04.06.2001 - 10.03.2009 tarihleri arası fark 39.306,75 TL) borç çıkarıldığı, davacının Kurumun bu işleminin hukuka aykırı olduğu gerekçesi ile sürekli iş göremezlik derecesinin tespiti, geçmişe dönük olarak ödenmeyen sürekli iş göremezlik ödeneğinin tahsili ve sürekli iş göremezlik ödeneğinin yeniden bağlanması için 30.12.2009 tarihinde dava açtığı, iş bu davanın Gaziantep 1. İş Mahkemesinin 2009/345 E. 2014/185 K. sayılı dosyasında derdest olup kesinleşmediği anlaşılmıştır.
    Gaziantep 1. İş Mahkemesinin 2009/345 E. sayılı dosyasında tespit edilecek durumun, iş bu davanın sonucunu doğrudan etkileyecek nitelikte olması karşısında, Gaziantep 1. İş Mahkemesinin 2009/345 E. sayılı dosyasında görülen davanın bekletici mesele yapılarak, bu dosyada verilen karara göre, iş bu davada değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerektiği halde, Mülga Borçlar Kanunun 63. maddesi uyarınca değerlendirme yapılarak ve davacının iyiniyetli olduğunu kabul ederek yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
    Yapılacak iş; Gaziantep 1. İş Mahkemesinin 2009/345 E. sayılı dosyası üzerinde görülen davayı bekletici mesele yapmak, bu davada verilen ve kesinleşen karara göre değerlendirme yaparak hüküm kurmaktan ibarettir.
    O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır…” gerekçesi ile sair hususlar incelenmeksizin karar bozulmuştur.
    Direnme Kararı:
    9. Gaziantep 2. İş Mahkemesinin 13.07.2016 tarihli ve 2016/348 E., 2016/362 K. sayılı kararı ile; önceki gerekçeler tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.

    Direnme Kararının Temyizi:
    10. Direnme kararı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    II. UYUŞMAZLIK
    11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; sürekli işgöremezlik geliri almakta iken sürekli iş göremezlik oranının hatalı hesaplandığı iddiasıyla tarafına yersiz ödeme borcu çıkarılan davacı tarafından borçlu olmadığının tespitine yönelik açılan eldeki davada; davacı tarafından açılan sürekli iş göremezlik oranının tespiti ve gelirin yeniden bağlanması istemli Gaziantep 1. İş Mahkemesinin 2009/345 E. sayılı dosyası ile görülen davanın bekletici mesele yapılarak sonucuna göre karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

    III. GEREKÇE
    12. Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle konuya ilişkin yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır.
    13. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu (506 sayılı Kanun)’nun 121. maddesinin 2. fıkrasında yersiz ödemelerin geri alınmasına ilişkin hükme yer verilmiş olup, buna göre “…yanlış ve yersiz ödendiği anlaşılan her türlü gelir, aylık ve sigorta yardımları 84 üncü maddenin son fıkrası saklı kalmak kaydıyla, ilgililerin sonraki her çeşit istihkaklarından kesilmek suretiyle geri alınır. Kurumun genel hükümlere göre takip hakkı saklıdır”.
    14. 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun (5510 sayılı Kanun) “Yersiz ödemelerin geri alınması” başlıklı 96. maddesinde;
    “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;
    a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
    b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.
    Alacakların yersiz ödemelere mahsubu, en eski borçtan başlanarak borç aslına yapılır, kanunî faiz kalan borca uygulanır. Bu hüküm ilgili hak sahiplerinin muvafakat etmeleri kaydıyla, aynı dosyadan diğer bir hak sahibine yapılan yersiz ödemelere mahsubunda da uygulanır.
    Yersiz ödemenin gelir ve aylıklardan kesilmesinde, kesintinin başlayacağı ödeme dönemi başı itibarıyla kanunî faizi ile birlikte hesaplanan borç tutarı, gelir ve aylıktan % 25 oranında kesilmek suretiyle uygulanır.
    Yersiz ödemelerin tespiti ile geri alınmasına ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” hükmü bulunmaktadır.
    15. 5510 sayılı Kanun öncesi mevzuata bakıldığında, 506 sayılı Kanun’un 121. maddesinde yersiz ödemelerin kayıtsız şartsız iadesinin öngörüldüğü, yersiz ödeme hâlinde iade yükümünün kapsamının farklı hukukî durumlara özgü olarak değişiklik göstermediği görülmektedir.
    16. Ancak 5510 sayılı Kanun’un 96. maddesi ile 506 sayılı Kanun’da yer almayan yeni bir düzenleme getirilmiş, sebepsiz zenginleşmenin iyi niyetle veya kötü niyetle gerçekleşmesine bağlı olarak istirdadı mümkün ödeme miktarları belirlenmiştir. Dolayısıyla 5510 sayılı Kanun ile ödeme yükümünün kapsamı sigortalının iyi niyetli veya kötü niyetli oluşunun tespitine göre farklılaştırılarak, kayıtsız şartsız iade öngören 506 sayılı Kanun’un 121. madde hükmüne göre lehe bir düzenleme getirilmiştir.
    17. Diğer taraftan, uyuşmazlığın çözümünde mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 63. madde hükmünün uygulama yeri olup olmadığı hususunun da açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
    18. 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun, geri verilmesi gereken tutarın belirlenmesinde genel hüküm niteliğinde bulunan 63.maddesi uyarınca iyi niyetli zenginleşen, sebepsiz zenginleşme konusunun kendisinden istendiği tarihten önce elinden çıktığını iddia ve ispat ettiği miktar oranında ret ve geri vermeyle yükümlü olmayacaktır. Buna karşın zenginleşenin, zenginleşme anında veya sonrasında mal varlığındaki artışın geçerli bir hukukî sebebe dayanmadığını biliyor veya bilmesi gerekiyor olması hâlinde, kötü niyetli sayılacağında da kuşku bulunmamaktadır.
    19. 818 sayılı Kanun’un 63. maddesi uyarınca değerlendirme yapılarak karar verilmiş ise de, 5510 sayılı Kanunun 96. maddesi de sebepsiz zenginleşmede geri verme konusuna ilişkin özel bir düzenleme niteliğindedir.
    20. Şu duruma göre, karşımıza aynı konu hakkında bir tarafta genel kanunda kabul edilen yasa kuralı, bir tarafta özel nitelikte kanunda yeralan düzenleme çıkmaktadır.
    21. Bu nedenle sorunun normlar hiyerarşisi kurallarına göre çözümlenmesi gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır.
    22. "Yasaların çatışması" olarak da adlandırılan bu gibi durumlarda; a) Sonraki norm, öncekinin yerini alır (Lex Pasterior deraget priori). b) Özel kanun, genel kanundan önce gelir (Lex specialis per generalem non deregatur). c) Açık anlamlı norm, kapalı anlamlı normdan önce gelir, biçiminde kabul edilen temel ilkelerden yararlanılarak sonuca ulaşılmaktadır.
    23. Uyuşmazlık konusu somut olayda, belirtilen ilkeler doğrultusunda yapılan değerlendirmede; 5510 sayılı Kanunun 818 sayılı Borçlar Kanunu’na göre özel nitelikte olduğu, bu kapsamda 5510 sayılı Kanunun 96. maddesi hükmünün sebepsiz zenginleşme nedeniyle yersiz ödemelerin Kuruma iadesi konusunda özel nitelikte düzenleme içerdiği açıktır.
    24. Bu durumda özel kanun niteliğindeki 5510 sayılı Kanun’un özel düzenleme içeren 96. maddesi hükmünün genel nitelikteki 818 sayılı Borçlar Kanununun 63. maddesi hükmüne nazaran uygulama önceliğine sahip olduğu tartışmasızdır.
    25. Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2020 tarihli ve 2017/10-1954 E., 2020/913 K.; 22.02.2017 tarihli ve 2014/21-2464 E, 2017/308 K.; 26.04.2017 tarihli ve 2015/21-2370 E., 2017/861 K.; 15.06.2012 tarihli ve 2012/21-196 E, 2012/396 K.; ile 05.10.2011 tarihli ve 2011/10-476 E., 2011/584 K.; sayılı kararları da aynı yöndedir.
    26. Bu noktada “Bekletici Sorun” başlığını taşıyan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 165. maddesine değinilmelidir.
    HMK 165. madde; “(1) Bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir.
    (2) Bir davanın incelenmesi ve sonuçlandırılması başka bir davanın veya idari makamın çözümüne bağlı ise mahkeme, ilgili tarafa görevli mahkemeye veya idari makama başvurması için uygun bir süre verir. Bu süre içinde görevli mahkemeye veya idari makama başvurulmadığı takdirde, ilgili taraf bu husustaki iddiasından vazgeçmiş sayılarak esas dava hakkında karar verilir.” hükmünü içermektedir.
    27. Madde metninden de anlaşılacağı üzere, bir davada hüküm verilmesi, başka bir davada incelenmekte ve kesin olarak karara bağlanacak olan bir hukukî ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise, mahkeme o davanın sonuçlanmasını beklemek üzere yargılamayı erteleyebilir. O davanın sonuçlanmasını kendi bakmakta olduğu dava için bekletici sorun yapabilir. Davaların aynı sebepten doğması veya biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyecek nitelikte bulunması hâlinde iki dava arasında bağlantı var sayılır.
    28. Somut olayda; 28.01.2001 tarihinde iş kazası geçiren davacıya tespit edilen %25 meslekte kazanma gücü kaybı oranı üzerinden 15.08.2002 tarihinde kontrol muayne kaydı ile sürekli iş göremezlik geliri bağlandığı, 05.09.2002 tarihli kontrol raporu ile meslekte kazanma gücü kaybı oranı değiştirilmeyip gelirin ödenmeye devam edildiği, 11.03.2008 tarihli Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun raporuna göre Kurulun sehven dominant olmayan sol kol ile ilgili hesaplamada 0,8 çarpma işleminin unutulmuş olması nedeniyle iş göremezlik oranının %10,10 olarak düzeltildiği, Kurum tarafından sürekli iş göremezlik derecesinin gelir başlangıç tarihi olan 04.06.2001 tarihinden itibaren %10,10’a indirildiği, 04.06.2001-10.03.2009 tarihleri arası yersiz ödendiği belirtilen 39.306,75TL’nin borç çıkartıldığı anlaşılmaktadır.
    29. Davacı tarafından Kurum işlemi üzerine sürekli iş göremezlik oranının tespiti ve gelirin yeniden bağlanması istemiyle Gaziantep 1. İş Mahkemesinde 2009/345 E. sayısı ile dava açtığı görülmektedir.
    30. Yukarıda yapılan açıklamalar ile somut olaya ilişkin maddi ve hukukî olgulara göre; mahkemece davacının iyi niyetli olduğu gerekçesiyle sürekli iş göremezlik oranının tespiti ve gelirin yeniden bağlanması talebini içeren Gaziantep 1. İş Mahkemesinin 2009/345 E. sayılı davasının beklenmesine gerek olmadığı belirtilmiş ise de; sonradan yürürlüğe giren ancak 506 sayılı Kanun’un 121. maddesine göre daha lehe hükümler içeren, aynı zamanda 818 sayılı Borçlar Kanunu’na göre uygulanma önceliği bulunan 5510 sayılı Kanun’un 96. maddesinin sebepsiz zenginleşmenin iyi niyetle veya kötü niyetle gerçekleşmesine bağlı olarak istirdadı mümkün ödeme miktarlarını farklılaştırarak belirlediğinden, somut olayda uygulanması gerektiği, bu nedenle Gaziantep 1. İş Mahkemesinin 2009/345 E. sayılı davasında tespit edilecek durumun, iş bu davanın sonucunu doğrudan etkileyecek nitelikte olması karşısında sözü edilen davada verilecek karara göre değerlendirme yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
    31. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında gelir veya aylık miktarının değiştirilmesini gerektiren bir durum meydana geldiği takdirde bu tarihten sonraki ödeme dönemi başından başlanarak yeni duruma göre gelirin ödenmesi gerektiği, davacıya %25 oranında sürekli iş göremezlik derecesi tespiti yapılan rapora istinaden ödeme yapıldığından yersiz ödeme borcu çıkarılamayacağı, iş göremezlik derecesinde yapılan değişikliğin geriye etkili uygulanmaması gerektiği bu nedenlerle de iş göremezlik derecesinin tespiti ve gelirin yeniden bağlanması istemli davanın bekletici mesele yapılması gerekmediği direnmenin bu değişik gerekçe ile uygun olduğu ve dosyanın miktar yönünden incelenmek üzere daireye gönderilmesi gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.
    32. Öyleyse; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
    33. Şu hâlde direnme kararı bozulmalıdır.

    IV. SONUÇ:
    Açıklanan nedenlerle;
    Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda belirtilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu"nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,
    Karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 15.06.2021 tarihinde oy çokluğu ile kesin olarak karar verildi.




    KARŞI OY


    Davacıya 28.01.2001 tarihinde geçirdiği iş kazasında uğradığı malûliyete dayalı olarak 04.06.2001 tarihinden itibaren gelir bağlanmış olup iş kazası ve gelir bağlama tarihleri gözetildiğinde 506 sayılı kanun hükümleri değerlendirilmelidir.
    506 sayılı Kanun hükümlerine göre:
    Sürekli işgöremezlik geliri, sigortalının, mesleğinde kazanma gücünün tamamını veya bir kısmını yitirmiş bulunmasına göre hesaplanır (md.20/1). Sürekli ve tam iş göremezlikte sigortalıya yıllık kazancının % 70"ine eşit yıllık bir gelir bağlanır (md.20/2). Sürekli kısmî iş göremezlikte sigortalıya bağlanacak gelir, tam iş göremezlik geliri gibi hesaplanarak bunun iş göremezlik derecesi oranındaki tutarı kendisine verilir (md.20/3).
    Sürekli iş göremezlik geliri bağlandıktan sonra sigortalı, her zaman, iş göremezlik derecesinde bir artma olduğunu veya başka birinin sürekli bakımına muhtaç duruma girdiğini ileri sürerek gelirde değişiklik yapılmasını isteyebileceği gibi, Kurum da, sigortalıyı her zaman kontrol muayenesine tabi tutabilir (md.25/1).
    Gerek sigortalının başvurması üzerine gerek Kurumca yaptırılan kontrol muayenesi sonunda Kurum sağlık tesisleri sağlık kurulu raporuna göre sürekli iş göremezlik durumunda değişiklik olduğu tespit edilirse, sigortalının sürekli iş göremezlik geliri, rapor tarihinden sonraki ay başından başlanarak artırılır, eksiltilir veya kesilir (md.25/2).
    506 sayılı Kanunun uygulanmasında; sigortalıların sürekli iş göremezlik, malûllük ve erken yaşlanma hâllerinin ve hak sahibi kimselerin malûllük durumlarının, tesbitinde, Kurum sağlık tesisleri sağlık kurullarınca verilecek raporlarda belirtilen hastalık ve arızalar esas tutulur (md.109/1). Raporları yeter görülmeyen ilgililer Kurumca yeniden muayene ettirilebilirler (md.109/2). İlgililerin durumlarının tespitinde son muayene raporu esas tutulur (md.109/3). Belirtilen bu raporlar üzerine, Kurumca verilen karara ilgililer tarafından itiraz edilirse, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır (md.109/4).
    Malûliyet durumu, Kurum sağlık tesisleri sağlık kurullarınca verilecek raporlarda belirtilen hastalık ve arızalar esas tutularak Kurumca belirlenmektedir. Somut olayda Kurumca malûliyet oranı %25 olarak belirlenmiş ve buna göre gelir bağlanmıştır. Kurumca bu oranın belirlenmesi ile malûliyet durumunu belirleyen iki aşamalı işlem gerçekleşmiş ve işlemlere esas rapor ve buna bağlanan sonuç ortaya çıkmıştır. Kurumun sağlık kurulu raporlarını esas alarak verdiği bu karara itiraz etmesi düşünülemez ise de bu karara ilgililer tarafından itiraz edilirse, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.
    Aşamalardan geçerek bir oran belirleyen bu rapor ve karar aşamalarının artık geçerli hukukî işlemler olarak sonuç doğurduğunun kabulü gerekir. Buna rağmen Kurumun ilgiliyi kontrol muayenesine tâbi tutması ve yeni rapor aldırıp belirlenen arazlara göre yeni bir malûliyet oranı belirlemesi ise mümkündür. Çünkü 506 sayılı Kanunun 25. maddesi Kuruma bu yetkiyi vermektedir. Ancak kontrol muayenesi hâlinde de geriye doğru işlem yapılmayacak ve sonuçlarını muayene sonrasında meydana getirecektir.
    Somut olayda 2001 yılında gelir bağlanmış ve aradan 7 yıldan fazla süre geçtikten sonra 2008 yılında gelir bağlamaya esas olan malûliyet raporundaki oran değiştirilerek buna göre geriye doğru yapılan ödemelerin ödenmesi istenmiştir.
    Kurumca gelir bağlamaya esas malûliyet oranının yanlış belirlendiği ve baştan beri belirlenen oranın yanlış olduğu gerekçesiyle bu oran değiştirilerek geriye doğru yapılan ödemeler geri istenebilecek midir? 506 sayılı Kanun 121. maddede ve 5510 sayılı Kanun 96. maddede yersiz ödemelerin geri alınması düzenlenmiştir.
    Bu hükümlere göre gelir bağlama şartları oluşmadığı hâlde gelir bağlanmış ise bu yersiz ödeme olup geri istenebilecektir. Ancak burada Kurumun belirlediği orana göre gelir bağlama koşulları mevcut olup bu anlamda bir yersiz ödeme bulunmamaktadır.
    Malûliyet oranı belirleme bir Kurum işlemi olup bu işleme ilgililer tarafından itiraz edilmesi mümkündür. İtiraz sonucu verilen Kararlar kurum için bağlayıcıdır. İtiraz edilerek bağlayıcı hâle gelen bir kararın itiraz edilmemiş olması hâlinde de Kurumu bağlayıcıdır. Kurumca kontrol muayenesi yaptırılması ve düzeltme yapılması mümkün olsa da ödenen gelirlerin geri istenmesi sonucunu doğuracak biçimde bu düzeltmenin geriye yürütülmesi mümkün olmamalıdır.
    Engellilerin korunması Anayasa ile de teminat altına alınmış ve pek çok Kanun hükmü ile de somutlaştırılmıştır. İş kazasına uğrayan sigortalıya %25 malûliyet raporu bağlanmış ve buna göre gelir bağlanmış ise sigortalının da hayatını buna göre düzene koyduğu ve bu bağlanan geliri de gözeterek çalışma koşullarını belirleyip hayatını idâme ettirmeye çalıştığının kabulü gerekir. Bu oranın belirlenmesinde hiçbir teknik bilgisi olmayan ve yanlış rapor düzenlenmesinde hiçbir katkı ve etkisi olmayan bir kimseye bu oranın öncesinde yanlış belirlendiği gerekçesiyle bir yükümlülük yüklenmesi temel hukuk ilkeleriyle bağdaşmaz. Bu oranı belirleyen bizzat geliri bağlayan Kurum olduğuna göre ileriye etkili yeni işlemlerle düzeltilmedikçe Kurumun belirlediği bu oran ve buna bağlı yaptığı işlemlerle bağlı olduğunu kabul etmek gerekir.
    506 sayılı Kanun hükümlerini irdeleyerek varılan bu sonuç genel ilkelerden hareket edildiğinde de değişmeyecektir. Zira kurumca malûliyet oranı belirlenerek gelir bağlanmış ve 7 yılı aşkın süre bu devam etmiş ise kazanılmış bir durum oluşturulmuştur. Kazanılmış durumun açık bir düzenleme olmadıkça en baştan geriye etkili biçimde geri kaldırılabileceği düşünülemez.
    İdareye bir süre ile sınırlı olmaksızın tasarrufunu her zaman geri alma olanağı tanınacak olursa uyuşmazlıkların sonu gelmez. Hukuka aykırı bir işlem ancak belirli bir süre sonraya kadar geri alınabilir. Belirli bir süre geçtikten sonra hukuka aykırı işlemin geri alınması da hukuka aykırı olur. Hukukun bir amacı da kişilerin gerek birbirleriyle gerekse devletle olan ilişkilerde güven ve sürekliliği sağlamaktır. Yasaya aykırı sakat bir işlemin uzun bir süre sonra geri alınması adalet, hakkaniyet, kamu düzeni ve istikrar ilkelerine dolayısıyla hukuka aykırı olur. Topluma ve kişiye hizmetle yükümlü bir hukuk devleti kişiye haksızlık yapmamak ve kendisinin yararlandığı bir süreden kişiyi de yararlandırmak zorundadır.
    Yargıtay’ın 27.01.1973 gün ve E.1972/6, K.1973/2 sayılı İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı ile Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22.12.1973 gün ve A.1968/8, K.1973/14 sayılı kararında belirtildiği gibi, çok ciddi ve ağır ölçüde hukuka aykırı olmaları nedeniyle hiçbir hukukî değere sahip olmayan ve hukuken yok hükmündeki idari işlemler, yönetilenlerin gerçek olmayan beyan ve bilgilerle idareyi aldatarak yaptırdıkları işlemler, hile ile elde edilmiş işlemlerle idare edilenlerin kolayca anlayabileceği açık hataya dayalı işlemler hukuka aykırı olacakları için bir hak doğurmazlar ve idarece her zaman geri alınabilir.
    Sözü edilen bu kararlarda yokluk, mutlak butlan, ilgilinin gerçek dışı beyanı veya hilesi olmamak koşuluyla iyi niyetli kişiler yönünden yanlış bir idari tasarrufun iptal davaları için kanunen öngörülen dava açma süresinin geçmesinden sonra geri alınması, idari istikrarı, toplumun güven duygusunu ve kamu düzenini zedeleyecektir.
    Bu davada raporda yapılan düzeltme sonrası yapılan ödemelerin geri istenmiş olması nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istenmiş olup idarenin kendi işlemiyle belirlediği malûliyet oranını geriye etkili olarak değiştirmesi mümkün değildir. Bu nedenle Gaziantep 1. İş Mahkemesinin 2009/345 Esas sayılı dosyasında verilecek kararın bu davayı etkileme imkanı bulunmadığı için sonucunun beklenmesine gerek olmadığından direnme uygun bulunarak miktar incelemesi yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerektiği görüşünde olduğumuzdan hükmün bozulması yönünde oluşan değerli çoğunluk görüşüne katılamıyoruz.





    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi