4. Hukuk Dairesi 2010/3538 E. , 2011/2249 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğeri aleyhine 30/04/2009 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 21/10/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ile davalılar taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacı ile davalılardan ...’un aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacının diğer temyiz itirazına gelince; dava, haksız eylem nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir.
Davacı, davalılardan ...’in kendisi ile evli olduğunu bildiği halde eşi olan diğer davalı ile gönül ilişkisine girdiğini, eşi ile birlikte yaşadığını, davalıların evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olduğunu, davalıların bu eylemlerinin kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu belirterek, davalıların manevi tazminat ile sorumlu tutulmalarını istemiştir.
Davalılardan ..., davacının eşi ile bir süre birlikte olduklarını; ancak, onun davacı ile evli olduğunu bilmediğini, evli olduklarını sonradan öğrendiğini ve ayrıldığını ileri sürerek istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Yerel mahkemece, davacının eşi ile davalılardan ...’in duygusal ve fiziksel ilişkiye girdikleri; ancak, davacının manevi zarara uğramasının davalının eylemi ile bir ilgisinin bulunmadığı, bir zarar var ise bu zararın evlilik birliğine aykırı ve eşine sadakatsiz davranan diğer davalı ... tarafından gerçekleştirildiği gerekçesiyle, davalılardan ... hakkındaki manevi tazminat istemi reddedilmiş; diğer davalı ... hakkındaki manevi tazminat istemi ise kabul edilmiş; karar, taraflarca temyiz edilmiştir.
Davalılardan ...’in davacının eşi ile duygusal ve cinsel ilişkiye girdiği taraflar ve yerel mahkemece de kabul edilmektedir. Sorun bu durumun davacının kişilik haklarına saldırı oluşturup oluşturmadığı ve saldırı oluşturuyorsa bundan davalının sorumlu olup olmayacağı konularında toplanmaktadır.
Medeni Yasası"nın 185. maddesinde yer alan " evlenmeyle eşler arasındaki evlilik birliği kurulmuş olur... Eşler birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar." biçimindeki düzenleme gereğince, evli bir kimsenin evlilik dışı birlikteliği, diğer eşin sosyal ve duygusal kişilik değerlerine saldırı niteliğindedir. Bu eyleme, evliliği bilerek katılan kişi de diğer eşin uğradığı zarardan sorumludur. Dava konusu olayda; davalılardan ..., davacının eşi ile evli olduğunu bilerek duygusal ve cinsel ilişkiye girdiğine göre Borçlar Yasası"nın 49. maddesi gereğince manevi tazminatla sorumlu tutulmalıdır.
Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, davalılardan ..."in de takdir edilecek uygun bir tutardaki manevi tazminat ile sorumlu tutulması gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle onun hakkındaki istemin tümden reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
3)Davalı ...’un diğer temyiz itirazına gelince;
Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat ödetilmesini isteyebilir. Yargıç, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda yargıcın, hukuk ve adalete uygun (hak ve nasfetle) karar vereceği Medeni Yasa"nın 4. maddesinde belirtilmiştir. Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Dava konusu olayın gelişimi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde davacı yararına takdir edilen 10.000,00 TL manevi tazminat fazladır. Daha alt düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere karar bozulmalıdır.
4)Diğer davalı ...’in temyiz itirazına gelince; yerel mahkemece adı geçen davalı hakkındaki manevi tazminat isteminin tümden reddedildiği gözetilmeyerek, diğer davalı yönünden davacı yararına kabul edilen manevi tazminat nedeniyle hesap ve takdir edilen avukatlık ücretinden sorumlu tutulmuş olması, kabul biçimi yönünden, doğru olmadığından karar bu nedenle de bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle davacı yararına; (3) sayılı bentte gösterilen nedenlerle davalılardan ... yararına; (4) sayılı bentte gösterilen nedenle de diğer davalı ... yararına BOZULMASINA; davacı ile davalılardan ...’un öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve temyiz eden tarafardan peşin alınan harçların istekleri halinde geri verilmesine 03/03/2011 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma kararına 2.bent yönünden katılmıyorum.03/03/2011