4. Hukuk Dairesi 2010/5246 E. , 2011/2272 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... tarafından, davalı ... aleyhine 22/10/2008 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 25/02/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Diğer temyiz itirazına gelince; dava, haksız şikayet nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkin olup yerel mahkemece istemin bir bölümünün kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kanıtlardan; aynı adliyede hakim ve savcı olarak görev yapan tarafların, dava dışı bir kişi ile ilgili olarak soruşturma geçirdikleri, müfettiş tarafından yapılan soruşturmada bazı açıklamalarda bulunan tarafların, bu sözler nedeni ile birbirlerinden şikayetçi oldukları, verilen takipsizlik kararından sonra davacının davalı hakkında eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat ödetilmesini isteyebilir. Yargıç, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda yargıcın, hukuk ve adalete uygun (hak ve nasfetle) karar vereceği Medeni Yasa"nın 4. maddesinde belirtilmiştir. Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Taraflar arasında gelişen olaylar, karşılıklı açıklamaları, ekonomik ve sosyal durumları gözetildiğinde davacı yararına takdir edilen 3.000,00 TL manevi tazminat fazladır. Daha alt düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası"nın 438/7. maddesi gereğince, davacı yararına 1.000,00 TL manevi tazminat takdir olunmak suretiyle, kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle hüküm fıkrasının manevi tazminat takdirine ilişkin 2 nolu bendinde yer alan “...3.000,00...” biçimindeki sayı dizisi silinerek yerine “...1.000,00...” sayı dizisinin yazılmasına; harç alınmasına ilişkin 3 nolu bendinin silinerek yerine 3 nolu bent olarak “3-Alınması gereken 59,40 TL harcın davacıdan peşin alınan 135,00 TL harçtan indirilerek artan 75,60 TL"nin karar kesinleştiğinde ve isteği durumunda davacıya geri verilmesine, 59,40 TL harcın davalıdan alınıp davacıya ödenmesine,” biçimindeki tümcenin yazılmasına; yargılama giderine ilişkin 4 nolu bendinde yer alan “...135,00..." ve "...260,00..." biçimindeki sayı dizileri ayrı ayrı silinerek yerlerine sırası ile “...59,40..." "...184,40..." sayı dizilerinin yazılmasına; öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddiyle kararın düzeltilmiş bu biçiminin ONANMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 03/03/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.