Abaküs Yazılım
Hukuk Genel Kurulu
Esas No: 2020/606
Karar No: 2021/767
Karar Tarihi: 15.06.2021

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2020/606 Esas 2021/767 Karar Sayılı İlamı

Hukuk Genel Kurulu         2020/606 E.  ,  2021/767 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :İş Mahkemesi


    1. Taraflar arasındaki “işçilik alacağı” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mersin 5. İş Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi tarafından yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
    2. Direnme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
    3. Hukuk Genel Kurulunun usule ilişkin bozma kararından sonra mahkemece verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    4. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

    I. YARGILAMA SÜRECİ
    Davacı İstemi:
    5. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Mersin İl Özel İdaresinde kadrolu işçi olarak çalıştığını, işyerinde daha önceleri geçici veya mevsimlik işçi statüsünde çalışırken 11.12.2000 tarihli Başbakanlık Genelgesi ve eki Protokol kapsamında 02.02.2001 tarihinde kadroya geçirildiğini, bu tarihe kadarki çalışmasının kademe ve derecesine yansıtılmadığını, kadroya geçmeden önceki 3 aylık ücretini o dönemki sendika ile işveren arasında düzenlenen protokol nedeniyle alamadığını, kadroya geçtiği 02.02.2001 tarihinden önce çalışmış olduğu dönemde hak ettiği yıllık izin ücretlerinin de ödenmediğini belirtilerek, intibakının yapılmasına, yıllık izin ücreti, fark işçilik alacakları ile kadroya geçmeden önceki üç aylık ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
    Davalı Cevabı:
    6. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, mevsimlik işçilikten sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçilerin 26.10.2000 tarihinde almış olduğu yevmiye düşürülmeden ücret skalası karşılığı kademesinin belirlendiğini, davacının alacağının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
    Mahkeme Kararı:
    7. Mersin 5. İş Mahkemesinin 22.11.2013 tarihli ve 2012/312 E., 2013/438 K. sayılı kararı ile; davacının mevsimlik işçi olarak geçen hizmet süresinin kıdemine dahil edilmemesinin ve ücrete dayanak teşkil eden düşük derece ve kademe üzerinden ücret ödenmesinin davacının emsal çalışanlara göre eksik ücret alması sonucunu doğurduğu, bu hâlde işverenin ücrette adalet ve eşit davranma ilkelerini ihlâl ettiği, toplu iş sözleşmesine göre davacının geçici işçi statüsünde çalıştığı toplam süre kıdemine eklenerek kadroya geçtikten sonra bulunması gereken derece ve kademeleri ile bu derece ve kademelere uygun alması gereken tediye, ikramiye, yıpranma farkları, ücret farkı ve yıllık izin alacaklarının belirlendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
    Özel Daire Bozma Kararı:
    8. Mersin 5. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
    9. Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesinin 26.05.2014 tarihli ve 2014/3392 E., 2014/11259 K. sayılı kararı ile; davalının tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra “…2-Davacı, davalı işyerinde 2001 yılında kadroya geçmeden önceki dönem mevsimlik işçi olarak çalıştığı hizmetlerinin kıdemine sayılmadığını, 2011-2013 yıllarını kapsayacak 3.Dönem TİS’in geçici 4.maddesi gereği önceki işyerlerinde geçen çalışmaların da davalı işyerinde geçmiş gibi kabul edileceğine dair düzenleme gereği derece ve kademe tespiti taleplerinin kabul edildiğini ve yeni derece ve kademeleri dikkate alınarak ilk kadroya geçişlerinden itibaren TİS’den kaynaklanan ücret farkı, yıpranma primi, ilave tediye farkı, ikramiye farkı ve vardiya zammı alacağının ödetilmesini istemiştir.
    Davalı, davacıya sözkonusu hakların 2011-2013 yıllarını kapsayan TİS ile tanındığını, bu nedenle geçmişe yönelik olarak talebini yerinde olmadığını, gerekli ödemelerin TİS’lere göre zaten yapıldığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
    Mahkemece, davacının derece ve kademe tespitine dair kararların Yargıtay’dan onanarak kesinleşmesi nedeniyle yapılan bilirkişi incelemesine göre 5 yıllık zamanaşımı süresi dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
    İlave tediye ve TİS’den doğan alacakların faiz başlangıcı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
    Somut olayda, mahkemece, davacının ilave tediye ve Toplu İş Sözleşmesinden doğan alacak taleplerinin kabulüne, ilave tediye farkı ve TİS’den doğan tüm alacağının dava tarihi olan 01.10.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Ancak, ilave tediye alacaklarının, ödenme zamanı Bakanlar Kurulu tarafından belirlenmekte, buna ilişkin karar yayınlanmaktadır. Mahkemece, ilgili Bakanlar Kurulu kararı getirtilerek, kararda belirlenen tarihlerden itibaren, davalı işverenin ayrıca temerrüde düşürülmesine gerek kalmadan yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi gereklidir.
    TİS’den doğan alacaklar yönünden de TİS de belirlenen oranlarda ve tarihlerden itibaren faizin başlatılması ve temerrüt olgusunun burada da aranmaması gerekmektedir. Buna rağmen mahkemece, dava tarihinden itibaren yasal faize karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.
    3-Davacı vekili, mahkemece hüküm altına alınan yıpranma payı alacağından indirim yapılması hususuna itiraz etmiştir. Her ne kadar, yerleşmiş yargı kararlarında, yıpranma payının hüküm altına alınması sırasında, takdiri indirim yapılması ilke haline gelmiş ise de, somut olayda, 2013-2015 dönemini kapsayan TİS’e dava konusu talepler konusunda hüküm koyan ve dava açsın ya da açmasın tüm işçilere haklarını ödeyen işveren, yıpranma primini hiçbir indirim yapmadan ödemiştir. Bu durumda, mahkemede hakkını arayan davacının, yıpranma primi indirimi alacağının indirim yapılarak hüküm altına alınması nedeniyle eşitlik ilkesine aykırı olacak şekilde, alacağını eksik almasına sebebiyet verilmiş ve mahkemede hakkını arayan işçi cezalandırılmış olmaktadır. Yıpranma pirimi alacağının takdiri indirim yapılmadan hüküm altına alınması hakkaniyete uygun düşecektir.
    4-Taraflar arasında davacının işçilik alacaklarının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
    Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu "eksik bir borç" haline dönüştürür ve "alacağın dava edilebilme özelliği”ni ortadan kaldırır.
    Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu incelemesi mümkün değildir. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 7 nci maddesinde, iş mahkemelerinde sözlü yargılama usulü uygulanır. Ancak 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 447 inci maddesi ile sözlü yargılama usulü kaldırılmış, aynı yasanın 316 ve devamı maddeleri gereğince iş davaları için basit yargılama usulü benimsenmiştir.
    Sözlü yargılama usulünün uygulandığı dönemde zamanaşımı def"i ilk oturuma kadar ve en geç ilk oturumda yapılabilir. Ancak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde 319 uncu madde hükmü uyarınca savunmanın değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin verilmesiyle başlayacağından, zamanaşımı def"i cevap dilekçesi ile ileri sürülmelidir. 01.10.2011 tarihinden sonraki dönemde ilk oturuma kadar zamanaşımı def"inin ileri sürülmesi ve hatta ilk oturumda sözlü olarak bildirilmesi mümkün değildir.
    Cevap dilekçesinde zamanaşımı def"i ileri sürülmemiş ya da süresi içinde cevap dilekçesi verilmemişse ilerleyen aşamalarda 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 141/2 maddesi uyarınca zamanaşımı def"i davacının açık muvafakati ile yapılabilir.
    1086 sayılı HUMK yürürlükte iken süre geçtikten sonra yapılan zamanaşımı def"ine davacı taraf süre yönünden hemen ve açıkça karşı çıkmamışsa (suskun kalınmışsa) zamanaşımı def"i geçerli sayılmakta iken, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun uygulandığı dönemde süre geçtikten sonra yapılan zamanaşımı def"inin geçerli sayılabilmesi için davacının açıkça muvafakat etmesi gerekir. Başka bir anlatımla 01.10.2011 tarihinden sonraki uygulamalar bakımından süre geçtikten sonra ileri sürülen zamanaşımı def"ine davacı taraf muvafakat etmez ise zamanaşımı def"i dikkate alınmaz.
    Zamanaşımı def"inin, cevap dilekçesinin ıslahı yoluyla ileri sürülmesi de mümkün ise de bu itirazın yasal süresi içinde yapılması ve yasada belirlenen ıslah harcının yatırılması zorunludur.
    Somut olayda, davalı, 24.08.2013 tarihinde cevap dilekçesini ıslah ettiğini bildirerek ilk cevap dilekçesinde ileri sürmediği zamanaşımı def"ini ileri sürmüştür. Ancak ıslah dilekçesi harçlandırılmadığından daha açık bir anlatımla yasaya uygun ıslah yapılması için yatırılması gereken maktu harç yatırılmadığından yapılan ıslah geçersizdir. Bozmadan sonra ıslah yapılamayacağından bu aşamadan sonra ıslah harcının yatırılmasıda sonuca etkili olmayacaktır. Mahkemece usulüne uygun şekilde yapılmayan bu zamanaşımı savunmasına değer verilerek bilirkişinin yaptığı hesaplamayı kabul ederek hüküm kurulması hatalı olup bozma nedenidir.
    O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır…” gerekçeleriyle karar bozulmuştur.
    Direnme Kararı:
    10. Mersin 5. İş Mahkemesinin 19.09.2014 tarihli ve 2014/272 E., 2014/318 K. sayılı kararı ile; diğer bozma nedenlerine uyulmasına, (4) numaralı bozma nedenine ilişkin olarak ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve 492 sayılı Harçlar Kanunu ile ilgili tarifede cevap dilekçesinin ıslahında harç alınacağına dair hüküm bulunmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
    11. Mersin 5. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen bu kararına karşı süresi içinde taraf vekillerinin temyiz isteminde bulunması üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02.04.2019 tarihli ve 2017/(7)22-2156 E., 2019/390 K. sayılı kararı ile “…Somut olayın değerlendirilmesine gelince, mahkemece 22.11.2013 tarihli ve 2012/312 E., 2013/438 K. sayılı ilk kararda “a) Brüt 7.739,88TL ücret farkı alacağının, b)Brüt 1.102,12TL tediye farkı alacağının, c)Brüt 1.320,30TL ikramiye farkı alacağının..” davalıdan tahsiline karar verilmiş iken, kararın Özel Dairece bozulmasından sonra verilen 19.09.2014 tarihli ve 2014/272 E., 2014/318 K. sayılı direnme hükmünde “a) Brüt 3.005,61TL ücret farkı alacağının, b) Brüt 430,11TL tediye farkı alacağının, c) Brüt 519,70TL ikramiye farkı alacağın..” davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
    Bu durumda direnme kararı verildikten sonra mahkemece yapılması gereken, uyulan bozma nedenleri dışında 6100 sayılı HMK"nun 294’üncü ve 297’nci maddelerine uygun şekilde verilen ilk karar gibi hüküm fıkrası oluşturmak ve buna uygun gerekçeli karar yazmaktır.
    Açıklanan nedenlerle usulüne uygun bir direnme kararından söz etmek mümkün değildir.
    Hal böyle olunca usulüne uygun olmayan direnme kararı bozulmalıdır…” gerekçesiyle ve bozma nedenine göre tarafların sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığı belirtilmekle karar usulden bozulmuştur.
    12. Mersin 5. İş Mahkemesinin 24.06.2020 tarihli ve 2019/420 E., 2020/202 K. sayılı kararı ile; tüm dosya kapsamı değerlendirilmek suretiyle yapılan yargılama neticesinde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun bozma ilamı doğrultusunda usulî kazanılmış hakların gözetildiği, yıpranma primi alacağında indirim yapılmadığı gerekçesiyle yıpranma primi hariç olmak üzere diğer alacaklar ilk kararda olduğu şekilde hüküm altına alınmış, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    II. UYUŞMAZLIK
    13. Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davalının cevap dilekçesinde ileri sürmediği zamanaşımı def"îni cevap dilekçesini ıslah ederek ileri sürdüğü somut olayda, cevap dilekçesinin ıslahının geçerli olması için harç yatırılmasının gerekip gerekmediği, buradan varılacak sonuca göre zamanaşımı def"înin dikkate alınıp alınamayacağı noktasında toplanmaktadır.

    III. ÖN SORUN
    14. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; direnme adı altında verilen kararın yeni hüküm niteliğinde olup olmadığı; buradan varılacak sonuca göre temyiz incelemesinin Hukuk Genel Kurulu tarafından mı yoksa Özel Dairece mi yapılması gerektiği ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir.

    IV. GEREKÇE
    15. Direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için mahkeme bozmadan esinlenerek yeni herhangi bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermeli; gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de değiştirmemelidir.
    16. Mahkemenin yeni bir bilgi, belge ve delile dayanarak veya bozmadan esinlenip gerekçesini değiştirerek veya daha önce üzerinde durmadığı bir hususu bozmada işaret olunan şekilde değerlendirerek dolayısıyla da ilk kararının gerekçesinde dayandığı hukuki olguyu değiştirerek karar vermiş olması hâlinde direnme kararının varlığından söz edilemez.
    17. İstikrar kazanmış Yargıtay içtihatlarına göre; mahkemece direnme kararı verilse dahi bozma kararında tartışılması gereken hususları tartışmak, bozma sonrası yapılan araştırma, inceleme veya toplanan yeni delillere dayanmak, önceki kararda yer almayan ve Özel Daire denetiminden geçmemiş olan yeni ve değişik gerekçe ile hüküm kurmak suretiyle verilen karar direnme kararı olmayıp, yeni hüküm olarak kabul edilir.
    18. Somut olayda, Hukuk Genel Kurulunun usule ilişkin bozma kararından sonra mahkemece yapılan yargılamada, bozma kararları doğrultusunda bilirkişinden ek rapor alınmasına dair ara karar verdikten sonra alınan bilirkişi raporu uyarınca hüküm kurulmuştur.
    19. Açıklanan bu maddi ve hukukî olgulara göre, mahkemece Özel Daire bozma kararı uyarınca alınan bilirkişi raporuna dayanılarak verilen kararın, usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı, bozma konusu ile ilgili bozma kararı sonrası toplanan yeni delile dayalı olarak oluşturulan yeni hüküm niteliğinde olduğu her türlü duraksamadan uzaktır.
    20. Hâl böyle olunca, kurulan bu yeni hükmün temyizen incelenmesi görevi Hukuk Genel Kuruluna değil, Özel Daireye aittir.
    21. Bu nedenle yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Özel Daireye gönderilmelidir.

    V. SONUÇ:
    Açıklanan nedenlerle;
    Davalı vekilinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,
    Karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 15.06.2021 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi