Abaküs Yazılım
Hukuk Genel Kurulu
Esas No: 2021/514
Karar No: 2021/768
Karar Tarihi: 15.06.2021

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2021/514 Esas 2021/768 Karar Sayılı İlamı

Hukuk Genel Kurulu         2021/514 E.  ,  2021/768 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :İş Mahkemesi


    1. Taraflar arasındaki “işçilik alacağı” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Denizli 2. İş Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
    2. Direnme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
    3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

    I. YARGILAMA SÜRECİ
    Davacı İstemi:
    4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesinin 1. fıkrasının 5. bendi uyarınca iş sözleşmesini feshettiğini, bir öğün yemek ve servis yardımlarından faydalandığını belirterek kıdem tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
    Davalı Cevabı:
    5. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava dilekçesinde tanık deliline dayanmasına rağmen dinletmek istediği tanıkların isimlerini bildirmediğini, sonraki aşamalarda tanık listesi vermesine ve dinletmesine muvafakatlerinin bulunmadığını, iş sözleşmesinin müvekkili tarafından haklı nedenle feshedildiğini, davacının kıdem tazminatına hak kazanmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
    Mahkeme Kararı:
    6. Denizli 2. İş Mahkemesinin 19.02.2015 tarihli ve 2014/123 E., 2015/38 K. sayılı kararı ile; davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, kıdem tazminatı miktarının dosya kapsamına uygun olarak bilirkişi tarafından hesaplandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
    Özel Daire Bozma Kararı:
    7. Denizli 2. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
    8. Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 01.06.2016 tarihli ve 2015/13159 E., 2016/15888 K. sayılı kararı ile; davalının tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, “…2.Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
    Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda; ücret bordrolarına göre aylık ücret miktarı brüt 1.800,00 TL olarak kabul edilmiş ise de; dosyaya sunulan ve davacının imzası bulunmayan ücret bordrolarında “birim ücret 1.800,00 TL” olarak yazılı olduğu görülmektedir. Birim ücret olarak belirtilen bu miktarın net ücreti mi yoksa brüt ücreti mi ifade ettiği taraflara sorularak işçinin aylık ücret miktarının netleştirilmesi gerekmektedir. Eksik incelemeye dayalı karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
    Direnme Kararı:
    9. Denizli 2. İş Mahkemesinin 04.10.2016 tarihli ve 2016/202 E., 2016/248 K. sayılı kararı ile; dosyaya sunulan ücret bordrolarında davacının hafta tatili ve yıllık izin ücretleri gibi ilave haklarının ayrıca belirtildiği, davacının ücretinin 1.800.00TL’den fazla olduğu hususunun ispatlanamadığı gibi bu rakamın net miktarının iş sözleşmesinin feshedildiği tarih itibari ile bordroda gösterilen normal ücrete tekabül ettiği, davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ve rapora itiraz dilekçelerinde bildirdiği ücretin, giydirilmiş ücret değil; diğer işçilik haklarından oluşan ücret olduğu, bilirkişi tarafından davacının ücretinin brüt 1.800.00TL olarak kabulünde herhangi bir yanlışlık bulunmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
    Direnme Kararının Temyizi:
    10. Direnme kararı süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.

    II. UYUŞMAZLIK
    11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda, imzasız ücret bordrolarında “birim ücret 1.800.00TL” olarak belirtilen ücretin, davacının ücretinin net tutarını mı yoksa brüt tutarını mı ifade ettiği ve ücret miktarının belirlenmesi için bu hususun taraflardan sorulmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

    III. GEREKÇE
    A. Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
    12. Bilindiği üzere, hukukî yarar dava şartı olduğu kadar, temyiz istemi için de aranan bir şarttır. Somut olayda, mahkemece verilen davanın kısmen kabulüne dair karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiş ancak davalının tüm temyiz itirazları Özel Dairece reddedilmiştir. Bu itibarla, davalı vekilinin direnme kararını temyizinde hukuki yararı bulunmadığından, direnme hükmüne yönelik temyiz isteminin reddine karar verilmelidir.
    B. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
    13. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun (193 sayılı Kanun/Gelir Vergisi Kanunu) 1. maddesinde gelir, “bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarı” şeklinde tanımlanmış olup, gerçek kişilerin gelirlerinin gelir vergisine tâbi olduğu belirtilmiştir.
    14. Gelir Vergisi Kanunu’nun 2. maddesinde geliri oluşturan kazanç ve iratlar sayılmakla birlikte, “ücret”in de bu kazanç ve iratlar arasında olduğu açıkça ifade edilmiş; 3. maddesinde ise Türkiye’de yerleşmiş olanlar ile resmî daire ve müesseselere veya merkezi Türkiye’de bulunan teşekkül ve teşebbüslere bağlı olup adı geçen daire, müessese, teşekkül ve teşebbüslerin işleri dolayısıyla yabancı memlekette oturup bulundukları memlekette elde ettikleri kazanç ve iratları dolayısıyla gelir vergisine veya benzeri bir vergiye tabi tutulmamış Türk vatandaşlarının Türkiye içinde ve dışında elde ettikleri kazanç ve iratların tamamı üzerinden vergilendirilecekleri belirtilerek tam vergi mükellefi tarif edilmiştir.
    15. Bununla birlikte, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun (213 sayılı Kanun/Vergi Usul Kanunu) 8. maddesinde mükellefin, vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu terettübeden gerçek veya tüzel kişi olduğu; vergi sorumlusunun ise, verginin ödenmesi bakımından alacaklı vergi dairesine karşı muhatap olan kişi olduğu, bu Kanun’un müteakip maddelerinde geçen “mükellef” tabirinin, vergi sorumlularına da şamil bulunduğu açıklanmıştır. Bu düzenlemelere göre vergi mükellefinin işçi, vergi sorumlusunun ise işveren olduğu tartışmasızdır.
    16. Gelir Vergisi Kanunu’nun 61. maddesinde ücret, işverene tabi belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatler şeklinde tanımlanmış olup, ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olmasının veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunmasının onun mahiyetini değiştirmeyeceği belirtilmiştir.
    17. 4857 sayılı İş Kanunu’nun (4857 sayılı Kanun/İş Kanunu) 32. maddesinin 1. fıkrasında ise ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
    18. İş hukukundaki ücret tanımı ile vergi hukukundaki ücret tanımı mukayese edildiğinde, vergi hukukundaki tanımın çok daha geniş kapsamlı olduğu görülecektir. Zira; vergi hukukunda, hizmet karşılığı olarak yapılan nakden ödemeler yanında, işverence sağlanan her türlü menfaat de ücret kapsamında değerlendirilmektedir (Ekin, A./Topçu, M.: İş Alacakları Açısından Gelir Vergisi ve Yasal Kesintiler, Uyuşmazlık Mahkemesi Dergisi, S. 8, Aralık 2016, s. 117).
    19. Kural olarak İş Kanunu kapsamındaki işçiler, gerçek usulde vergilendirilirler. Bununla birlikte ücretlerin tamamının gerçek usulde vergilendirilmesi her zaman mümkün olmadığından Gelir Vergisi Kanunu’nun "Diğer ücretler" başlıklı 64. maddesinde bu maddede yazılı olduğu şekilde vergilendirilecek kişiler sayılmıştır.
    20. Gerçek usulde matrah saptanırken, işçinin normal gayrisafi aylık ücretinin yanı sıra para veya para ile ifade edilmesi mümkün bulunan kanun, iş sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan menfaatler, hafta tatili ücreti, fazla çalışma ücreti ile ihbar tazminatı, prim ve ikramiyeler de gayrisafi ücret kapsamında değerlendirilir. Bu nedenle Kanun kapsamında, işveren tarafından işçiye sağlanan her türlü menfaat, ücret olarak kabul edilirken, sağlık sigortası, sendika aidatları, engelli indirimi gibi çok sayıda ödeme, gelir vergisi matrahının tespitinde indirim konusu yapılabilir. Ayrıca gerçek usulde vergilendirilen işçiler asgari geçim indiriminden de faydalanır. İşverenler tarafından işçilerin ücret gelirlerinden kesilen ve gelir vergisinden mahsup edilen asgari geçim indirimi tutarının, o ayki ücretiyle birlikte işçiye nakden ödenmesi gerekir (Ekin/Topçu, s. 118).
    21. Gerçek usulde işçi ücreti vergilendirilirken ücretin safi tutarı, kaynakta kesintiye tabi tutulacak olup kesintiyi de işveren yapacaktır. Bu husus Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. maddesinde şu şekilde ifade edilmiştir: "Kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya zırai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.".
    22. Yapılacak vergi kesintisi Gelir Vergisi Kanunu’nun 103. maddesinde belirlenen artan oranlı tarifeye göre belirlenecektir. İşçinin elde ettiği ücret üzerinden gelir vergisi kesintisi dışında ayrıca 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun (5510 sayılı Kanun) 80. maddesi uyarınca SGK primi, bunun yanında işsizlik sigortası primi ve damga vergisi kesintisi de yapılmalıdır. Dolayısıyla bu kesintilerden herhangi birinin yapılmaması hâlinde belirlenecek net tutar hatalı olacaktır.
    23. İş sözleşmesine tabi olarak çalışan işçinin, iş görme edimi karşılığı olarak elde ettiği bazı gelirleri Gelir Vergisi Kanunu ya da diğer bazı kanunlar ile istisna kapsamında tutulmuştur. Bu istisnalar ücretten olabileceği gibi tazminat ve yardımlar yönünden de mümkündür. Ücret yönünden istisnalara örnek olarak Gelir Vergisi Kanunu’nun 15. maddesi uyarınca yabancı devletlerin Türkiye’de bulunan elçi, maslahatgüzar ve konsolosları ile elçilik ve konsolosluklara mensup olan ve o memleketin uyruğunda bulunan memurları dışında kalan kişilerin yalnızca bu işlerinden dolayı aldıkları ücret vergiden muaf tutulmuştur. Benzer düzenleme aynı Kanunun 16. maddesinde düzenlenmiş olup buna göre, yabancı elçilik ve konsoloslukların 15. maddeye girmeyen memur ve hizmetlilerinin yalnız bu işlerinden dolayı aldıkları ücretler karşılıklı olmak şartıyla gelir vergisinden istisnadır.
    24. Gelir Vergisi Kanunu’nun 25. maddesinde sosyal amaçlı bazı tazminat ve yardımların gelir vergisinden istisna edileceği de açıkça belirtilmiştir. Bu madde uyarınca sayılan diğer nedenler yanında kıdem tazminatının da gelir vergisinden müstesna tutulacağı belirtilmiştir. Aynı şekilde kıdem tazminatından sosyal güvenlik primi ile işsizlik sigortası prim kesintisi de yapılması mümkün olmayıp sadece damga vergisi kesintisi yapılacaktır.
    25. İhbar tazminatı hesaplanırken brüt ücret üzerinden yapılan hesaplamadan gelir ve damga vergisi kesintisi yapılacak ancak 5510 sayılı Kanun’un 80. maddesi uyarınca sosyal güvenlik primi ve işsizlik sigortası kesintisi yapılamayacaktır.
    26. Diğer işçilik alacakları (fazla çalışma, genel tatil, hafta tatili vs.) yönünden net ücretin belirlenmesi ise, 5510 sayılı Kanun’un 80. maddesi uyarınca % 14 sigorta primi kesintisi işçi payı, % 1 işsizlik sigortası primi kesintisi, gelir vergisi ve damga vergisi kesilmesi suretiyle yapılmalıdır. Kesintiler yapılırken önce brüt tutardan ayrı ayrı sigorta primi kesintileri ile damga vergisi kesintisi hesaplanır; brüt tutardan sadece yapılan sigorta kesintileri (% 15) düşüldüğünde kalan tutar gelir vergisi matrahıdır. Matrah üzerinden gelir vergisi kesintisi hesaplandıktan sonra brüt tutardan yapılacak tüm kesintiler toplamı düşülerek net miktara ulaşılmaktadır.
    27. Somut olayda, davacı vekili müvekkilinin 04.10.1997-18.03.2014 tarihleri arasında davalı işveren nezdinde çalıştığını, iş sözleşmesini 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesinin 1. fıkrasının 5. bendi uyarınca feshettiğini belirterek kıdem tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davalı vekili ise iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesinin (II) numaralı bendinin (g) alt bendi uyarınca feshedildiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
    28. Davalı vekilince, davacı vekili tarafından da delil olarak dayanılan işyeri özlük dosyası içerisinde bulunan 2013 Nisan-2014 Mart ayı dönemini kapsayan imzasız bordrolar sunulmuştur.
    29. Bordroların incelenmesinden, 2014 yılı Mart ayı bordrosunda 14 günlük normal çalışma ve 3 günlük hafta tatili karşılığı ücret olarak 83,927TL günlük ücret üzerinden davacıya ödenmesi gereken ücretin belirlendiği ve daha sonra yasal kesintilerin yapıldığı görülmektedir. Prime esas kazanç tutarı olarak belirtilen 1.426,76TL’den % 14 oranında sigorta primi kesintisi işçi payı olan 199,75TL ile % 1 oranında işsizlik sigortası primi kesintisi olan 14,27TL düşüldükten sonra gelir vergisi matrahı olan 1.212,74TL’den gelir vergisi kesintisi ile damga vergisi kesintisi de yapıldıktan sonra davacıya ödenmesi gereken ücret miktarı belirlenmiştir.
    30. Diğer taraftan, 2014 yılı Ocak ve Şubat ayı bordrolarındaki hesap yöntemi de aynı şekildedir.
    31. Açıklanan bu hususlara göre, davacının günlük brüt ücretinin 83,927TL aylık brüt ücretinin ise 2.517,80TL olduğu, belirtilen bu günlük brüt ücret düzeyinin ise günlük net 60.00TL ve aylık net 1.800.00TL’ye karşılık geldiği açıktır.
    32. Nitekim 2014 yılı Şubat ve Mart ayları ücret bordrolarının birim ücret kısmında “1.800.00” ve yan sütunda da “Net” ibaresi yer almaktadır. Bu itibarla, davacının aylık net ücretinin 1.800.00TL olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
    33. Hâl böyle olunca direnme kararının yukarıda açıklanan bu değişik gerekçe ve nedenler ile bozulması gerekmiştir.

    IV. SONUÇ:
    Açıklanan nedenlerle;
    1) Davalı vekilinin temyiz itirazlarının hukukî yarar yokluğundan REDDİNE (III-A),
    İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
    2) Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu"nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA (III-B),
    İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
    Karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 15.06.2021 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi