21. Hukuk Dairesi 2018/5668 E. , 2019/4028 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
TÜRK MİLLETİ ADINA
Davacı, almış olduğu ölüm aylıklarından dolayı Kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Birleşen davada davacı Kurum ise, yersiz olarak ödenen aylıkların tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptaline, takibin devamına ve inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacı birleşen davanın davalısı vekilince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
KARAR
Dava; 5510 sayılı Yasa"nın 56/2.fıkrası uyarınca davacının boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının tespit edilmesi nedeni ile ölüm aylığının kesilmesine ilişkin davalı Kurum işleminin iptali ve davalı Kurum"a borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, asıl Davanın reddine, birleşen davadaki Davanın kabulü ile; ... 1. İcra müdürlüğünün 2012/296 Esas sayılı icra dosyasına yapılan itirazın iptaline takibin devamına, % 40 icra inkar tazminatının birleşen dava davalısından tahsili ile birleşen dava davacısına verilmesine karar verilmiştir.
İcra ve İflas Kanunu(İİK)’nun 9/11/1988 gün ve 3494 sayılı Kanunun 1. maddesi ile değişik 67. maddesinin 2. fıkrasında; “Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, ret veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.” hükmü yer almaktadır.
İİK.nun 67. maddesi icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK.nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek husus, borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazında takip tarihi itibarı ile haklı olup olmadığının belirlenmesidir. İcra inkar tazminatının kanuna konuluş amacı da borçlu olduğu miktarı bilebilecek veya bu miktarı tayin edebilecek durumda olan borçlunun, ödeme emrinin tebliği üzerine icrada borcunu inkar etmesini önlemektedir. Bu nedenledir ki, diğer yasal koşulların yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur.
Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ise; ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Bu koşullar yoksa, likit bir alacaktan söz edilemez. (YHGK 14.07.2010 gün ve 2010/19-376-397sayılı ilamı).
Somut olayda Kurumun alacaklı olup olmadığı ve giderek alacağın miktarının belirlenmesi yargılamayı gerektirdiğinden, takibe konu alacağın likit olduğundan söz edilemez. Hal böyle olunca da Kurum yararına icra inkar tazminatına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden, HMK’nın 370/2 maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı, düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, 16.01.2018 tarihli hükmün 3 numaralı hüküm fıkrasında ki ‘" "% 40 icra inkar tazminatının birleşen dava davalısından tahsili ile birleşen dava davacısına verilmesine,"’ rakam ve sözcüklerinin silinerek hüküm fıkrasından çıkartılmasına, hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, temyiz harcının istek halinde asıl davanın davacısı birleşen davanın davalısına iadesine, 21/05/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.