8. Hukuk Dairesi 2012/3513 E. , 2012/3792 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ile Hazine ve Saka Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Zonguldak 1. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 07.05.2010 gün ve 209/135 sayılı hükmün Yargıtay"ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ..., dava dilekçesinde, kadastro çalışmaları sırasında Hazine adına tespit ve tescil edilen 116 ada 159 sayılı parselin içerisinde kendisi tarafından kullanılan taşınmaz miktarı bakımından Hazinenin tapu kaydının iptaliyle adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, zilyetlikle kazanılacak yerlerden olmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, Harita Mühendisleri Tanju Şerifoğlu ve Suad Adil Çevik tarafından düzenlenen krokide A harfiyle gösterilen 1529,94 m2 yüzölçümlü taşınmaz miktarı bakımından Hazinenin tapu kaydının iptaliyle davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik, muristen intikal, imar ve ihya hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK.nun 713/1, 996, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17. maddeleri gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Mahkemece, kazanma koşullarının davacı yararına oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davada; dava koşulu gözetilmediği gibi, yapılan araştırma ve inceleme de hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Uyuşmazlık konusu 116 ada 159 sayılı parsel 4.2.2005 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında, çalılık niteliğiyle 24234,94 m2 yüzölçümlü olarak belgesizden, Hazine adına tespit edilmiş, kadastro tutanağının 16.6.2005 tarihinde kesinleşmesiyle tapu kaydı oluşmuştur.
Davacı, dava dilekçesinde, taşınmazın kimden kendisine kaldığını açıklamamış ise de yapılan keşiflerde dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar, dava konusu yerin davacının kayınpederine ait olduğunu ölümüyle oğlu ve davacının kocası Yakup"a geçtiğini, oğlu Yakup’un ölümüyle eşi davacıya kaldığını bildirmişler murislerden intikal ve paylaşım konusunda herhangi bir beyanda bulunmamışlardır. Öncelikle, davacının kayınbabası Yakup"a ait veraset belgesinin istenerek dosya arasına konulması, dava konusu taşınmazın davacının kayınbabası Yakup ile miras bırakan Yakup"un mirasçıları arasında ve tüm mirasçıların katılımıyla bir paylaşıma tabi tutulup tutulmadığı, satış, bağış ya da terekenin paylaşımı sonucu davacının kocası Yakup’a düşüp düşmediği ve bundan ayrı dip muris Yakup’dan oğlu Yakup’a satış, bağış ya da paylaşımla düşmüş ise, bu halde davacının eşi Yakup’un mirasçıları arasında paylaşımının yapılıp yapılmadığı ya da satış, bağış ya da paylaşım yoluyla davacıya düşüp düşmediği konularının mahkemece araştırılıp belirlenmesi zorunludur. Şayet, her iki miras bırakan kayınpeder Yakup ile davacının eşi Yakup’un mirasçıları arasında ve tüm mirasçıların katılımıyla terekenin paylaşılmadığı, satış ve bağış yoluyla da dava konusu yerin davacıya düşmediği, dosyaya sunulacak veraset belgelerine göre davacı dışında her iki miras bırakanın başka mirasçılarının saptanması halinde, her iki miras bırakanın terekelerinin elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olması nedenleriyle davacının tek başına üçüncü kişilere karşı dava açma sıfat ve hukuki ehliyeti bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi düşünülmelidir. TMK.nun 701. maddesi uyarınca elbirliği mülkiyetinde mirasçıların belirlenmiş payları olmayıp her birinin payı taşınmazın tamamı üzerinde söz konusudur. Aynı kanunun 702. maddesinde ise, tasarrufi işlemlerde oybirliği aranır. Dava da bir tasarrufi işlem olup tüm mirasçıların birlikte üçüncü kişi durumunda bulunan kayıt maliki Hazineye karşı dava açmaları gerekmektedir.
Teknik bilirkişilerin krokisinde A harfiyle gösterilen yerin her iki miras bırakandan satış, bağış ya da terekelerinin paylaşımı sonucu davacıya düşmüş ise, bu takdirde davanın bulunduğu bu haliyle yürütülmesi ve aşağıda belirtilecek eksikliklerin giderilmesi gerekir.
Uyuşmazlık konusu 116 ada 159 sayılı parsel çalılık niteliğiyle Hazine adına tespit ve tescil edildiğine göre bu tür yerlerin 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17 . maddesi uyarınca imar ve ihyaya muhtaç yerlerden olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle, 3402 sayılı Kanunun 17. maddesinde imar ve ihya için öngörülen tüm olumlu ve olumsuz koşulların araştırılıp belirlenmesi gerekmektedir. Taşınmazın gerçek niteliğinin saptanması bakımından dava konusu taşınmaza komşu 113 ada 27, 28 , 29, 116 ada 146, 149, 152 ve 153 sayılı parseller ile komşu olup Saka Köyü kadastro çalışma alanı içerisinde yer alan 110 ada 1, 2, 3, 4 ve 115 ada 30, 32 sayılı parsellere ait kadastro tutanak ve ekleriyle kadastro sırasında bu parsellere revizyon gören tapu ve vergi kayıtları getirtilerek dosya arasına konulması, bundan ayrı taşınmazın çalılık niteliğiyle belirlendiği gözetilerek dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede orman kadastro çalışmaları yapılmış ve kesinleşmiş ise kesinleşmiş orman kadastrosuna ait harita, tutanaklar ve kesinleşmeyi içeren belgenin, şayet orman kadastrosu yapılmamış ise,bu takdirde gizli memleket haritası, amenajman haritası ve hava fotoğrafları aynı biçimde oldukları yerlerden getirtilerek dosyaya eklenmesi, komşu parsellere ait tapu ve vergi kayıtlarıyla orman kadastrosuna ilişkin harita ve belgeler teknik, uzman bilirkişi orman mühendisi, yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte zemine uygulanması, yerel bilirkişi ve tanıkların HMK.nun 243, 244, 259 ve 290/2. maddeleri gereğince davetiyeyle keşif yerine çağrılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenmeleri, komşu kayıt ve belgelerin taşınmaz yönünü ne gösterdikleri üzerinde durulması, dava konusu parselin kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalıp kalmadığı ya da uygulanacak gizli memleket haritası, hava fotoğrafları ve amenajman haritasına göre anılan parselin 6831 sayılı Orman Kanununun 1. maddesi uyarınca orman veya orman toprağı sayılan yerlerden bulunup bulunmadığının belirlenmesi, teknik ve uzman bilirkişi orman mühendisinden konularına ilişkin hususlarda gerekçeli ve denetime açık rapor istenmesi, davacı ve miras bırakanlarının hangi tarihte taşınmazın imar ve ihyasına başladıkları, imar ve ihyayı ne şekilde sürdürdükleri, imar ve ihyanın hangi tarihte tamamlandığı hususlarının yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulması imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten 116 ada 159 sayılı parselin tespitinin yapıldığı 2005 yılına kadar 20 yıllık kazanma süresinin dolup dolmadığının hesaplanması düşünülmelidir.
Bundan başka, dosyadaki bilgi ve belgelere göre, dip muris Yakup ile davacının eşi Yakup’un öldükleri anlaşıldığından miras bırakanlar ile tüm mirasçıları bakımından 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi uyarınca miktar araştırılmasının yapılması, belgesizden taşınmaz edinip edinmeklerinin Kadastro ve Tapu Sicil Müdürlüğüyle zilyetliğe dayalı tescil davaları açıp açmadıklarının o yer hukuk mahkemeleri Yazı işleri Müdürlüğünden sorulması, belgesizden edinilen taşınmalara ait kadastro tutanaklarıyla tapu kayıtlarının Tapu Sicil Müdürlüğünden zilyetliğe dayalı tescil davalarına ait dosyaların ise bulundukları mahkemelerden getirtilerek miktar sınırlamaları yönünden gözönünde tutulması tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma yapılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.