Abaküs Yazılım
8. Hukuk Dairesi
Esas No: 2017/1638
Karar No: 2019/2606
Karar Tarihi: 13.03.2019

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2017/1638 Esas 2019/2606 Karar Sayılı İlamı

8. Hukuk Dairesi         2017/1638 E.  ,  2019/2606 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
    DAVA TÜRÜ : Katkı Payı Alacağı Ve Katılma Alacağı

    Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine duruşma istemi miktar itibarıyla reddedilmiş olmakla, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
    KARAR
    Davacı ... vekili, davalının evlenmeden önce üye olduğu S.S Yediel 91 Arsa ve Konut Yapı Kooperatifindeki hissenin taksitlerinin evlilik birliği içinde ödendiğini ve kooperatif üyeliği yoluyla edinilen taşınmazın davalı adına kaydedildiğini, davacının kooperatif taksitlerinin ödendiği süre boyunca davalı ile birlikte davalının babasının kadayıf fabrikasında çalıştığını, karşılığında bu kooperatif taksitlerinin maaşından ödendiğini açıklayarak, mal rejiminin tasfiyesi ile fazlaya ilişkin haklar saklı olmak üzere 5.000 TL katkı payı alacağı ile katılma alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
    Davalı ... vekili, davanın reddini savunmuştur.
    Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 1.632,35 TL artık değere katılma alacağının karar tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 Sayılı HMK mad. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, katkı payı ve artık değere katılma alacağı isteklerine ilişkindir.
    01.01.2002 tarihinden önce 743 Sayılı Türk Kanunu Medenisi"nin (TKM) yürürlükte olduğu dönemde, eşler arasında yasal mal ayrılığı rejimi geçerliydi (TKM mad.170). TKM"de, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin düzenleme mevcut olmadığından, eşlerin bu dönemde edindikleri mal varlığının tasfiyesine ilişkin uyuşmazlık, aynı kanunun 5.maddesi yollamasıyla Borçlar Kanunu"nun genel hükümleri göz önünde bulundurularak "katkı payı alacağı" hesaplama yöntemi kurallarına göre çözüme kavuşturulmalıdır. Zira Borçlar Kanunu, Medeni Kanunun tamamlayıcısı olarak kabul edilmiştir (eBK mad.544, TBK mad.646).
    Mal ayrılığı rejiminde; eşler kendi malları üzerinde tasarruf yetkisine ve intifa hakkına sahiptir ve mallarının idaresi kendisine aittir (TKM mad.186/1). Her birinin malları, geliri ve kendi kazançları yine kendilerine ait kişisel mallarıdır (TKM mad.189). Kadın veya kocanın, mal rejiminin devamı sırasında diğerinin edindiği mal varlığına katkısı nedeniyle katkı payı alacağı isteğinde bulunabilmesi için mutlaka para ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkıda bulunması gerekir.
    Mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde satın alınan tasfiyeye konu mala çalışma karşılığı elde edilen gelirlerle (maaş, gündelik, kar payı vb.) katkıda bulunulduğunun ileri sürüldüğü durumlarda; çalışarak, düzenli ve sürekli gelire sahip eşin, aksi kanıtlanmadıkça, yapabileceği tasarruf oranında katkıda bulunduğunun kabulü gerekir. Yargıtay"ın ve Dairemizin devamlılık gösteren uygulamaları da bu yöndedir.
    Bu açıklamalar doğrultusunda; öncelikle evlenme tarihinden, malın edinildiği tarihe kadar, eşlerin çalışma sürelerine ve gelirlerine ilişkin belgeler bulundukları yerlerden eksiksiz olarak getirtilmelidir. Çalışmanın sabit olmasına rağmen, bir kısım döneme ilişkin belgelere ulaşılamaması durumunda, ilgili meslek kuruluşlarından ve/veya bilirkişilerden o döneme ilişkin yaklaşık gelir durumu sorulup öğrenilerek, malın edinildiği tarihe kadar ki eşlerin tüm gelirleri ayrı ayrı belirlenmelidir. Sonra, her bir eşin alışkanlıkları, ekonomik ve sosyal statüleri gözetilerek, kişisel harcamaları ile ayrıca kocanın 743 Sayılı TKM"nin 152. maddesi gereğince evi geçindirme yükümlülüğü nedeniyle yapabileceği harcama, eşlerin kendi gelirlerinden düşülerek, gerçekleştirebilecekleri tasarruf miktarları ayrı ayrı tespit edilmeli, daha sonra her eşin tasarruf miktarının, birlikte yaptıkları toplam tasarruf miktarı içindeki oranı belirlenmelidir. Her bir eşin bulunan bu tasarruf oranı, çalışmaları karşılığı elde ettikleri gelirleriyle malın alımına yaptıkları katkı oranı olarak kabul edilerek, tasfiyeye konu malın dava tarihi itibariyle belirlenecek sürüm(rayiç) değeri ile çarpılmak suretiyle katkı payı alacağı miktarları hesaplanmalıdır.
    Sözü edilen değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülmesi durumunda konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır. Tasfiyeye konu birden fazla malın bulunması durumunda, her biri için aynı yöntem uygulanır.
    Somut olaya gelince; eşler, 02.12.1993 tarihinde evlenmiş, 16.06.2008 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK mad.225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 Sayılı TMK"nin yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (TKM mad.170), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 Sayılı Yasa mad.10, TMK mad.202/1). Tasfiyeye konu 4612 ada 2 parseldeki 2 nolu bağımsız bölüm, boşanma dava tarihinden sonra 12.01.2010 tarihinde ferdileşme yoluyla davalı eş adına tescil edilmiştir. Davalı tarafça sunulan kooperatif ödemelerine ilişkin dekontlardan davalı tarafından ilk ödemenin evlenme tarihinden önce 27.08.1992 tarihinde yapıldığı anlaşılmaktadır. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (4721 Sayılı TMK mad.179).
    Mahkemece; dosyada mevcut delillere göre davacının ev hanımı olduğu, sürekli çalışması karşılığı elde ettiği bir ücret gelirinin bulunmadığı, davacı tarafından davalının babasına ait işyerinde düzenli ve devamlı olarak çalıştığı iddiasının sabit olmadığı, ayrıca kooperatif ödemelerinin büyük bir kısmının tarafların evlenmelerinden önceki dönemde yapılmış olduğu, evlenme tarihinden davacının beyanına göre taşınmazın edinildiği 2003 yılına kadar yapılan ödemelere davacının katkı iddiasının sabit olmadığı gerekçesiyle katkı payı alacağı talebinin reddine karar verilmişse de, gerekçe dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki, davacı tanığı Ayten "... davacı kardeşim 1993-1994 yıllarında evlendi, 2 çocuğu oldu, çocukların doğum sırası 4-5 aylık süre hariç davalının babasının kadayıf dükkanı vardır, bu dükkanda karı koca fiilen çalıştılar, çalıştığına karşılık kayınpederi kendisine hiçbir ücret vermedi, sigortasını da yapmadı, size ev aldım onu ödüyorum diye kardeşime ücret vermedi.." şeklinde, davacı tanığı ... "... Davacı benim kardeşimdir, kardeşim evlendikten sonra davalının babasının kadayıf dükkanında çalıştı, normal günlerde 05:00"den öğlene kadar bayramlarda gece gündüz çalışıyorlardı, kardeşime çalıştığı süre içinde herhangi bir ücret vermedi, ben kardeşimden dava konusu taşınmazın taksitlerini çalıştıkları ücret karşılığı ödendiğini, taşınmazın kooperatif olarak alındığını, taşınmazın bu şekilde taksitlerin ödendiğini biliyorum...", davacı tanığı ... "Davacıyı tanıyorum, 2004/2005-2006 yıllarında ben Büyükşehir Belediyesi Hanımlar Lokalinde ingilizce öğretmeni olarak öğretmenlik yapıyordum, davacı da öğretmenlik yaptığım lokale öğrencim olarak geliyordu, orada tanışmıştık, arada beni evine davet ediyordu, evine gittiğim zaman da dükkandan geldiğini söylüyordu, ben bu şekilde davacının kayınpederine ait ekmek satan dükkanında çalıştığını biliyorum..." şeklinde beyanda bulunmuşlardır. Dinlenen davacı tanıklarının beyanlarından, davacının kayınpederinin işyerinde gelir getirici bir şekilde çalıştığı, ancak karşılık olarak kendisine ücret, bu çalışmalarının karşılığında verilmesi gereken ücretle kooperatif ödemelerinin yapıldığı, bu şekilde evlilik birliği içinde yapılan kooperatif ödemelerine katkıda bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile katkı payı alacağı isteğinin reddi ile sadece katılma alacağına hükmedilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece yapılması gereken iş, kooperatif üyeliğine ve ödemelere ilişkin belge ve kayıtları ilgili Ticaret Sicil Memurluğu ile Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünden, gerektiğinde taraflardan sorup istemek, ödemelerin ne kadarının evlilik tarihinden önce, ne kadarının evlilik tarihinden 01.01.2002 tarihine kadar ve ne kadarının 01.01.2002 tarihinden sonra yapıldığını tespit etmek, evlilik tarihinden 01.01.2002 tarihine kadar yapılan ödemeler yönünden davacının katkı oranını ve katkı payı alacağını yukarıda belirtilen Daire ilke ve uygulamalarına göre belirlemek, gerekirse bu konuda konusunda uzman hesap bilirkişisinden tarafların ve Yargıtay"ın denetimine açık ve gerekçeli rapor alındıktan sonra hasıl olacak sonuca göre davacının katkı payı alacağı talebi yönünden de hüküm kurmaktan ibarettir. Mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek dosya kapsamına uygun düşmeyen yazılı gerekçelerle katkı payı alacağı isteğinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
    SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK"nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK"un 428. maddesi uyarınca
    BOZULMASINA, taraflarca HUMK"un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
    13.03.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi