Abaküs Yazılım
1. Hukuk Dairesi
Esas No: 2008/3731
Karar No: 2008/8253

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2008/3731 Esas 2008/8253 Karar Sayılı İlamı

1. Hukuk Dairesi         2008/3731 E.  ,  2008/8253 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : ÇORUM 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ,
    TARİHİ : 24/05/2006
    NUMARASI : 2005/70-2006/112

     Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada;      
    Davacı F. ,birleşen dosyasında davalı olan damadı C.un kendisinden sigorta işlemleri için temin ettiği vekaletnameyi kullanmak suretiyle  ve davalı R. Ö.ün  kandırması sonucu,2208 ada  83 parsel A Blok zemin kat 2 nolu  meskeninin davalı R.e teminat olarak temlik ettiğini,bilahare  dava R."in edimini  yerine getirmediğini ve daireyi  iade etmediği gibi diğer davalı  eşi D.ya  muvazaalı biçimde  devrettiğini ileri sürüp  tapu iptali ve tescil,vekaletnamenin ve satışın  iptali isteklerinde  bulunmuş; birleşen D."nın açtığı davanın ise reddini savunmuştur.         
    Davalılar R. ve D.;çekişmeli taşınmazı bedeli karşılığı satın  aldıklarını,iddiaların  doğru olmadığını belirtip,davanın reddini savunmuşlar, D. birleşen davasında,çekişmeli  taşınmazına kayden maliki olduğunu ve  F."nın  haklı neden olmaksızın işgal ettiğini ileri sürerek elatmanın  önlenmesi ve ecrimisil istemiştir.
    Davalı C.,davayı kabul ettiğini beyan etmiştir.
    Mahkemece,davacı F.a"nın  asıl ve  birleşen  davasının reddine,davacı D."nın  elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davasının kabulüne karar verilmiştir.          
    Karar,  davacı (davalı) F. D.vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 1.7.2008  Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat  A. Ü. geldi,davetiye tebliğine rağmen temyiz edenler ve vs. vekili avukat gelmedi,yokluklarında  duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi .tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
                                               -KARAR-
                                                                    Dava ve birleşen  ikinci dava; inançlı işlem,hile ve vekalet görevinin kötüye  kullanılması hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil,birleşen  birinci dava ise çaplı  taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
    Mahkemece, birleşen birinci davanın kabulüne,diğer isteklerin reddine karar verilmiştir.
    Dosya içeriği ve  toplanan delillerden;davacının malik olduğu 2208 ada 83 parsel A Blok  zemin kat 2 nolu  meskenin 17.6.2004 tarihli  vekaletnameye  istinaden  davalı C. tarafından diğer  davalı R.e 27.12.2004  tarihinde ve satış  suretiyle  R.tarafından da 22.2.2005 tarihinde eşi olan diğer davalı D.ya  aynı sebeple  temlik  edildiği anlaşılmaktadır.
    Davacı,vekaletnamenin  kendisinden hile ile alındığını ve kötüye kullanılması sonucu anılan temlikin gerçekleştirildiğini  ileri  sürerek,tapu iptali ve tescili isteği ile eldeki davayı açmıştır.
    Hemen belirtilmelidir ki, vekaletin hile ile alındığı iddiası,aynı zamanda  vekaletin kötüye kullanıldığı iddiasını da içerir.
    Bilindiği üzere;Borçlar Kanununun temsil ve vekalet bağıtını düzenleyen hükümlerine göre, vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar.
             Borçlar Kanununda sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 390/2 maddesinde "vekil, müvekkiline karşı vekaleti hüsnüniyetle ifa ile mükelleftir..." hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi,ona  dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu gözardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin birinci fıkrası uyarınca sorumlu olur.
              Öte yandan, vekil ile sözleşme yapan kişi Medeni Kanunun 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında  bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.
                                            Nevarki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, Medeni Kanunun 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (resen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.
               Somut olaya gelince; yukarıda değinilen ilkeler gözetildiğinde mahkemece yapılan araştırma  ve incelemenin hükme yeterli  olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.
    Diğer taraftan,davalı R."in ilk el  durumunda bulunması nedeniyle vekalet görevinin kötüye  kullanıldığının,başka bir ifadeyle davacıyı  zararlandırma  kastıyla  hareket edilerek taşınmazın  devrinin sağlandığının  saptanması halinde Türk Medeni Kanununun 1023. maddesi hükmünün  koruyuculuğundan yararlanamayacağı;ancak bundan  edinen davalı Derya"nın  ikinci el durumunda olup, koşullarının varlığı  halinde sicilin  aleniyetinden istifade ederek ediniminin  korunması  gerekeceği açıktır.Oysa,mahkemece bu konuda  da yeterince  bir araştırma  ve inceleme yapılmış değildir.
    Esasen,vekalet görevinin kötüye kullanılması    hukuksal nedeniyle   açılan tapu iptal ve tescil davasının aynı zamanda  gerçekleştirilen  tasarruf işleminde vekil ile  ondan edinen ilk malik arasında el ve işbirliği bulunduğu iddiasını da  kapsadığı kuşkusuzdur.
    Ne var ki,  mahkemece böyle bir iddianın ileri  sürülmediği şeklinde  değerlendirme yapılarak sonuca gidilmiştir.Böylesi bir  yorumunda  yasal ve doğru  olduğu söylenemez.
    Hal böyle olunca, yukarıda değinilen  ilkelerde gözetilmek suretiyle  tarafların iddia ve  savunmaları  doğrultusunda  tüm delillerinin toplanması,soruşturmanın  eksiksiz  tamamlanması,toplanan ve  toplanacak  deliller  birlikte   değerlendirilerek  sonucuna göre  bir karar  verilmesi gerekirken,eksik  incelemeyle  yetinilerek yazılı olduğu üzere  hüküm kurulmuş olması  doğru değildir.
    Davacı F.D."ın temyiz itirazları yerindedir.Kabulü ile hükmün açıklanan  nedenlerden ötürü H.U.M.K."nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,13.12.2007 tarihinde yürürlüğe giren avukatlık ücret tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 550.00.-YTL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına,alınan peşin harcın temyiz edene  geri verilmesine, 1.7.2008  tarihinde oybirliğiyle karar verildi.            



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi