Abaküs Yazılım
1. Hukuk Dairesi
Esas No: 2008/3767
Karar No: 2008/8632

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2008/3767 Esas 2008/8632 Karar Sayılı İlamı

Özet: (Bu özet Yapay Zeka tarafından yazılmıştır. Hukuki olarak geçerliliği yoktur.)


Davacılar, miras bırakanın ehliyetsiz olduğunu ve mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak tapu devri yaptığını ileri sürerek tapu iptali ve tescil istemişlerdir. Mahkeme, davanın reddine karar vermiştir. Ancak davacılar, temyiz yoluyla karara itiraz etmiş ve Yargıtay tarafından muvazaa iddialarının kanıtlandığı sonucuna varılmıştır. Muvazaa, miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bu nedenle, miras bırakanın işleriyle ilgilenen davalının temlikteki gerçek iradesini satış olarak göstermek yerine mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı işlem yaptığı sonucuna varılmıştır. Kararda Medeni Kanun'un 706, Borçlar Kanunu'nun 213 ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerine atıfta bulunulmuştur.
1. Hukuk Dairesi         2008/3767 E.  ,  2008/8632 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
    TARİHİ : 29/11/2007
    NUMARASI : 2004/503-2007/395


    Taraflar arasında görülen davada;
    Davacılar, miras bırakan halalarının 1183 ada 3 parsel 2.kat 6 nolu meskenini 20.6.1996 tarihinde satış suretiyle davalıya temlik ettiğini, ancak miras bırakanın işlem tarihinde ehliyetsiz olduğu gibi, mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak devir yaptığını ileri sürüp, tapu iptali ve miras payları oranında tescil isteğinde bulunmuşlardır.
    Davalı, iddiaların doğru olmadığını belirtip, davanın reddini savunmuştur.
    Mahkemece, davacıların açtıkları vasiyetnamenin iptali davasında alınan Adli Tıp Kurumu raporu ile miras bırakanın medeni hakları kullanmaya haiz olduğunun anlaşıldığı, muvazaa iddiasının da ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
    Karar, davacılar vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 8.7.2008 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vs. vekili Avukat O.M.ile temyiz edilen vs. vekili Avukat C. T.Ö. geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi. tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

    -KARAR-

    Dava, ehliyetsizlik ve muris muvazaası hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
    Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
    Dosya içeriği ve toplanan delillerden; miras bırakanın maliki olduğu 1183 ada 3 parsel 2.kat 6 nolu meskenini 20.6.1996 tarihinde ve satış suretiyle davalıya temlik ettiği anlaşılmaktadır.
    Mahkemece, miras bırakanın temlik tarihinde ehliyetli olduğu belirlenmek ve benimsenmek suretiyle ve muris muvazaası iddiasının da kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verildiği görülmektedir.
    Gerçekten de, ehliyetsizlik yönünden davanın reddedilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Bu yöne değinen, temyiz itirazları yerinde değildir, reddine.
    Ancak, davacılar miras bırakanın yapmış olduğu temlikin muvazaalı olduğunu da ileri sürerek, eldeki davayı açmışlardır.
    Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa,niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü dür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
    Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmeside Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tesbitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
    Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmeside büyük önem taşımaktadır. Bunun içinde ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
    Somut olaya gelince; davacıların, miras bırakanın kendisinden önce ölen kardeşinin çocukları oldukları, davalının miras bırakan ile irs ilişkisinin bulunmadığı dosya kapsamıyla sabittir.
    Çekişme konusu taşınmazın akitte gösterilen satış bedeli ile akit tarihindeki gerçek değeri arasında aşırı fark bulunduğu, öte yandan miras bırakanın zengin ve varlıklı bir kişi olup, mal satmaya ihtiyacının bulunmadığı; davalının, miras bırakanın işleriyle ilgilendiği ve kiracısı olduğu anlaşılmaktadır.
    Anılan bu olgular, yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde irdelenip değerlendirildiğinde, miras bırakanın temlikteki gerçek iradesinin satış olmadığı, mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı işlem yaptığı sonucuna varılmaktadır.
    Hal böyle olunca; davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Davacıların, temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK."nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 13.12.2007 tarihinde yürürlüğe giren avukatlık ücret tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 550.00.-YTL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, 8.7.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

     



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi