1. Hukuk Dairesi 2019/4687 E. , 2020/140 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TESPİT-ALACAK
Taraflar arasında görülen alacak, tespit davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...’ün raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, 5737 sayılı Yasanın 17. maddesine dayalı olarak açılan taşınmazın aslının vakıf olduğunun tespiti ile kayyım hesabında bulunan kamulaştırma bedelinin tahsili isteğine ilişkindir.
Davacı, kaydında ""Kadı İlyas Bey Vakfı "" şerhi bulunan 1630 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 2/3 payının “... oğlu ...” adına kayıtlı olduğunu, adı geçen kayıt malikine ulaşılamadığından ... 14. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2008/1975 E. 2008/2230 K. sayılı ilamı ile İzmir Defterdarının kayyım tayin edildiğini, aslı vakıf olan taşınmazın mahlulen vakfına dönmesi gerektiğini ancak ... 8.Asliye Hukuk Mahkemesi"nin 2013/414 E 2015/130 K sayılı ilamı ile kamulaştırıldığını ve bedelinin davalı ... hesabına yatırıldığını ileri sürerek kamulaştırmadan önce taşınmazın mülkiyetinin vakfına ait olduğunun tespiti ile 31.330,00 TL kamulaştırma bedelinin davalıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece, görevsizlik nedeniyle davanın reddine ilişkin olarak verilen karar Yargıtay 8. Hukuk Dairesi tarafından; "...Dava, ... vekilince taşınmazın vakıfa ait olduğunun tespiti ile kamulaştırma bedeli olarak bankaya yatırılan 31.331 TL’nin vakıf adına ödenmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, dava dilekçesi ve ekleri davalı tarafa tebliğ edilmeden dosya üzerinde yapılan inceleme ile görevsizlik kararı verilmiş, karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir...6100 sayılı HMKnun 114. maddesi uyarınca dava şartlarından olan görev konusunda aynı Kanunun 138. maddesi uyarınca dosya üzerinden karar verilebilir ise de; ancak bunun için dava dilekçesinin davalıya tebliğ edilerek savunma hakkı tanınması gerekir. Dava dilekçesi tebliğ edilmeden tensiben görevsizlik kararı verilmesi HMKnın 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkına aykırılık oluşturmaktadır. Bütün bu hükümlerden, dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden görevsizlik kararı verilemeyeceği sonucuna ulaşıldığından kararın usul yönünden bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda mahkemece 5737 sayılı Yasanın 17.maddesindeki koşulların gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
./..
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 1630 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 2/3 payının ... oğlu ...” adına 07.06.1939 tarihinde kadastro ile tescil edildiği, kamulaştırma işlemleri sebebiyle ... Büyükşehir Belediye Başkanlığına verilen yetkiye dayanılarak ... 14. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2008/1975 Esas, 2007/2230 Karar sayılı ilamı ile paydaş “... oğlu ...” ye ... Defterdarının kayyım tayin edildiği, sonrasında taşınmazın kamulaştırıldığı ve ... Büyükşehir Belediyesi adına tescil edildiği, kamulaştırma bedeli olan 31.330 TL’nin kayyım hesabına yatırıldığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; 5737 sayılı Yasanın 17. maddesinde “Tasarruf edenlerin veya maliklerin mirasçı bırakmadan ölümleri, kaybolmaları, terk veya mübadil gibi durumlara düşmeleri halinde icareteynli ve mukataalı taşınmaz malların mülkiyeti vakfı adına tescil edilir.” hükmüne yer verilmiş olup, anılan yasal düzenleme uyarınca taşınmazın vakfı adına tesciline karar verilebilmesi ya da bedelinin vakıflar idaresine ödenmesi için kayıt malikinin gaip kişilerden olup olmadığı, mirasçılarının bulunup bulunmadığının saptanması gerektiğinde kuşku yoktur.
Diğer taraftan, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 32. ve 33. maddelerinde gaiplikle ilgili hükümler düzenlenmiştir.
Somut olayda, taşınmazın 2/3 pay maliki “... oğlu ...” hakkında daha önceden verilmiş bir gaiplik kararı bulunmadığı gibi, mahkemece de mirasçı bırakmadan öldüğü ileri sürülen kayıt maliki hakkında araştırma yapılmamış, mirasçılarının bulunup bulunmadığı ortaya çıkarılmamıştır.
Hâl böyle olunca; 5737 ve 4721 sayılı Kanunların yukarıda değinilen madde hükümleri çerçevesinde araştırma yapılması, çekişme konusu taşınmazın ilk tesisten itibaren dayanak tüm belgelerin eksiksiz temin edilmesi, kayıt malikinin mirasçılarının kimliğinin tespitine ilişkin başkaca bilgi ve belge olup olmadığı hususunda idari soruşturma yapılması, yine Nüfus Müdürlüğü’nden araştırma yapılarak mirasçılarının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalının yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 13.01.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.