20. Hukuk Dairesi 2015/934 E. , 2015/7300 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında ... ilçesi, ... mahallesi 533 ada 12 parsel sayılı 4020,02 m² yüzölçümündeki taşınmaz, çay bahçesi niteliği ile ... adına tesbit edilmiştir.
Davacı, ... 03/03/2008 havale tarihli dilekçesi ile dilekçesine ekli krokide gösterilen 502 ada 1 nolu orman parselinin kuzey kısmı ile 503 ada 1 nolu orman parselinin kuzey ve doğu kısımlarının orman vasfında olduğunu, buna rağmen 3402 sayılı Kanunun 5304 sayılı Kanunla değişik 4. maddesi gereği yapılan çalışmalarda bu alanların orman sınırları dışına çıkarıldığını belirterek yapılan kadastro tesbitinin iptali ile bu alanların orman vasfı ile ... adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, davacının 90 ayrı parsele dava açtığının tesbit edilmesi üzerine her bir parsel için tefrik kararı verilerek 533 ada 12 parsel için bu dosya üzerinden yapılan yargılama sonucu davanın reddine, dava konusu taşınmazın tesbit gibi tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı ... ve davalı Hazine tarafından esasa yönelik olarak temyiz edilmiş, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 13.06.2013 gün ve 2013/2822 - 6716 sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; "Mahkemece, dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmişse de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir: Şöyle ki; davalı tarafından mahkemeye sunulan tapu kaydı tüm geldi ve gitti kayıtları ile getirtilmemiş ve tapu kaydı keşif sırasında uygulanmamıştır. Ayrıca, dava konusu taşınmaz için kısmî ilân süresinde dava açılmış olması sebebi ile kadastro tutanağının malik hanesinin boş bırakılması gerekirken davalı adına tesbit yapılmış olması taşınmazın davalı olduğu gerçeğini değiştirmeyeceğinden davalı adına yapılan tesbitin geçerliliği olmayıp kadastro hâkimi re"sen hak sahibini belirlemekle yükümlüdür.
Orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukukî durumunun 3116, 4785, 5658 ve 6831 sayılı kanun hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 3116 sayılı Kanun ile sadece hangi nitelikteki taşınmazların devlet ormanı sayılacağını göstermiş ve devlet ormanlarının kadastrosunun yapılmasını öngörmüştür. 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 sayılı Kanunun 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar devletleştirilmiş, devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 sayılı Kanun ile iadeye tabi tutulmuş ve iadenin koşulları aynı kanunda gösterilmiştir.
O halde, mahkemece öncelikle dayanılan tapu kayıtları tüm geldi ve gitti kayıtları ile varsa harita ve krokisi getirtilerek, kadastro sırasında revizyon görüp görmediği araştırılmalı, revizyon görmüş ise revizyon gördüğü kadastro parsellerine ait kadastro tesbit tutanakları ve tüm parselleri birlikte gösterir birleşik kadastro paftası ile bu parselleri dıştan çevreleyen komşu parsel tutanakları, varsa dayanak belgeleri getirtilmeli, davalı tarafından sunulan tapu kaydında tapunun hükmen oluştuğu yazılı olduğuna göre dava dosyası ve krokisi getirtilmeli, bu tapu kaydına dayanılan ve çekişmeli taşınmazlara komşu olan taşınmazlara ilişkin açılmış bulunan başkaca dava bulunup bulunmadığı araştırılarak varsa bu dava dosyaları tespit edildikten sonra önceki bilirkişiler dışında seçilecek bir fen elemanı ve ziraat bilirkişisi marifetiyle yeniden yapılacak inceleme ve keşifte dayanılan tapu kaydı yerel bilirkişi eliyle (harita veya krokisi) mahallinde uygulanmalı, sınır denetimi yapılmalı, dayanılan tapu kaydının mahalline uyup uymadığı tespit edilerek tapu kaydı mahalline uyuyor ise tapu kaydının kapsadığı taşınmazları gösterir fennî bilirkişi tarafından düzenlenecek denetlemeye elverişli krokili rapor alınmalı, taşınmazın dosyada bulunan orman bilirkişi raporu ve rapora ekli memleket haritası ve hava fotoğraflarındaki konumu dikkate alınarak tapu kaydının 4785 ve 5658 sayılı kanun kapsamında hukukî değerini yitirip yitirmediği araştırılmalı, dava konusu taşınmazın tapu kaydının (harita veya krokisinin) kapsamı dışında kaldığı tespit edilirse; iradi terk olgusunun oluşup oluşmadığı, taşınmazda imar ve ihya yapılıp yapılmadığı, davalı yararına zilyetlikle kazanma şartlarının oluşup oluşmadığı araştırılmalı, ziraat bilirkişisinden dava konusu taşınmazın niteliğini belirleyici rapor alınmalı ve oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.
Kabule göre de; dava konusu taşınmaza ait kadastro tutanağının malik hanesi açık olarak düzenlendiği kabul edildiğinden, hüküm kısmında çekişmeli taşınmazın “tesbit gibi tesciline” karar vermek yerine tescil hükmü kurulacak ise, adına tespit yapılan kişinin kimlik bilgileri yazılmalıdır." denilmiştir.
Yargıtay bozma ilâmına uyan mahkemece bozma sonrasında yapılan yargılama neticesinde davacı ... İdaresinin davasının reddine, ... ili, ... ilçesi, ... mahallesinde kain 533 ada 12 parsel sayılı taşınmazın ... ve ... kızı, 01/01/1930 doğumlu, ... ili, ... ilçesi, ... mahallesi nüfusuna kayıtlı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kısmî ilân süresi içinde açılan kadastro tesbitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 5304 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Kanunun 4. maddesi hükmüne göre orman kadastrosu yapılmış, davacı ... tarafından kısmî ilân süresi içinde dava konusu taşınmazla birlikte birden çok parsele dava açılmıştır. Orman kadastrosundan sonra yapılan arazi kadastrosu sırasında davaya konu yer hakkında 533 ada 12 parsel numarası verilmiş ve kadastro mahkemesinde orman kadastrosuna itiraz davasına konu olduğundan söz edilmiş olmasına karşın, malik hanesi açık bırakılmayarak davalı adına tesbit yapılmıştır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 15/09/2015 gününde oy birliği ile karar verildi.