4. Hukuk Dairesi 2020/2114 E. , 2020/2473 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Birleşen ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/75 esas sayılı dosyası;
Davacı Ziraat Bankası AŞ vekili Avukat...tarafından, Asıl davada davalılar ... ve ... aleyhine 08/03/2000 gününde verilen dilekçe ile birleşen davada ise davalılar ... ve diğerleri aleyhine 11/04/2001 gününde verilen dilekçe ile usulsüz kredi kullandırılması nedeniyle maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; asıl ve birleşen davanın reddine dair verilen 17/06/2019 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının, birleşen davanın davalılarından ..., ... ve ...’ya yönelik temyiz itirazları reddedilmelidir.
2) Davacının asıl ve birleşen davada davalılar ... ve ...’a yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Asıl ve birleşen dava usulsüz kredi kullandırılmasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Asıl ve birleşen davada davacı vekili, Ziraat Bankası Finike Şubesinde yapılan incelemeler sonucunda, davalılar tarafından dava dışı kişilere usulsüz kredi kullandırıldığının tespit edildiğini, usulsüz kullandırılan bu krediler nedeniyle başlatılan icra takipleri neticesinde davacı bankanın alacaklarının tahsil edilemediğini, Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü Disiplin Kurulu tarafından davalıların usulsüz kullandırılan krediler nedeniyle malen sorumlu olduklarının tespit edildiğini belirterek oluşan maddi zararın tahsilini talep etmiştir.
Davalılar, dava konusu olayda ihmalleri ya da kusurları olmadığını, dava tarihi itibarıyla halen icra takiplerinin devam ettiğini ve borç ödemeden aciz vesikası alınmadığını, banka alacağının imkansız hale gelmediğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, bilirkişi raporlarında birleşen davanın davalılarından ..., ... ve ...’un herhangi bir kusur ve sorumluğunun bulunmadığının tespit edildiği, borç ödemeden aciz vesikası ile ispatlanması halinde kesinleşmiş banka zararından söz edilebileceği, banka zararının kesinleşmesi halinde de davalılardan ... ve ...’un zarardan sorumlu olduğu, banka zararının kanıtlanamamış olması nedeniyle anılan davalıların da sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Dava konusu olayın çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden mahkemece birden fazla bilirkişi raporu alınmıştır. Önceki raporlar arasındaki kısmi çelişkiyi de giderir nitelikteki 27/07/2016 havale tarihli bilirkişi raporunda; asıl ve birleşen davanın davalıları ... ve ...’un kredi tahsisi ve kullandırımında karar verici ve yönlendirici bir konumda oldukları, anılan davalıların müfettiş önünde verdikleri ifadelerde de kimi belge ve kayıtların eksik olduğunu ve yeterli piyasa deneyimi bulunmayan kişilere kredi kullandırıldığını kabul ettikleri, şekli bir takım eksikliklerin iş yoğunluğuna bağlanamayacağı, kredilerin teminatlandırılmasında da yeterli özenin gösterilmediği, dolayısıyla davalılar ... ve ...’un kredileri usulsüz kullandırdığının kabul edilmesi gerektiği, birleşen davanın davalıları ..., ... ve ...’un kredi tahsisi ve kullandırım süreçlerinde karar verici ve yönlendirici konumunda olmadıkları, çoğu zaman kredilerdeki imza eksikliklerinin tamamlanmasına katkı sağladıkları, bu nedenle anılan davalıların dava konusu olayda kusur veya ihmallerinin olmadığı, banka zararının borç ödemeden aciz vesikası ile ispatlanması ve kesinleşmesi halinde kredi komitesi sıfatıyla davalılar ... ve ...’un sorumlu olduğu yönünde görüş bildirmişleridir.
Dosyanın incelenmesinde, kullandırılan usulsüz krediler nedeniyle borçlular hakkında 50 adet icra takibi başlatıldığı ve takiplerin birçoğunun 20 yıldan beri devam ettiği, bu icra dosyalarının bir kısmının haricen tahsil ile kapandığı, bir kısmında kısmi tahsilatlar mevcut olduğu, bir kısmında ise hiç ödeme olmadığı anlaşılmaktadır. İcra takiplerinin uzun yıllardır devam etmesi ve halen tahsil edilememesi karşısında 27/07/2016 havale tarihli bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere tahsil edilemeyen miktarlardan asıl ve birleşen davanın davalılarından ... ve ... sorumludur. Yapılan icra takipleri nedeniyle borç ödemeden aciz vesikası düzenlenmemiş olması zararın oluşmasını ve davalıların sorumluluğunu ortadan kaldıran bir neden değildir.
Şu durumda mahkemece, davalıların kusur durumları dikkate alınarak usulsüz kredi kullandırılması nedeniyle oluşan zarar kapsamının belirlenmesi, dava ve icra takibi sırasında davacı tarafa yapılan ödemeler nedeniyle çifte ödeme oluşturmayacak biçimde karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davacının birleşen davanın davalılarından ..., ... ve ...’ya yönelik temyiz itirazlarının ilk bentte gösterilen nedenlerle reddine 01/07/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.