20. Hukuk Dairesi 2015/1944 E. , 2015/7420 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği ... köyünde kain taşınmazlarının orman parseli içinde bırakıldığını ileri sürerek, zilyetlik iddiasıyla orman parseli hakkında dava açmıştır.
Mahallinde yapılan keşif sırasında, dava konusu edilen taşınmazların belirtilen sınırlarına göre, 101 ada 1, 102 ada 1, 103 ada 1 ve 121 ada 1 sayılı parseller olduğu belirlenmiştir. 101 ada 1, 102 ada 1 ve 103 ada 1 sayılı parseller orman niteliği ile Hazine adına; 121 ada 1 sayılı parsel hali arazi niteliği ile ... adına kayıtlıdır.
Yargılama esnasında mahkemece 17.01.2013 tarihli celsede davacı ..."in hak iddia ettiği dava konusu 121 ada 1 sayılı parsel kapsamında kalan 07.08.2012 havale tarihli fen bilirkişi raporuna krokide gösterilen (A1) harfi ile işaretli bölümün mahiyeti farklı olduğu için bu parsel yönünden davanın ayrılmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, davacıların zilyetlik iddialarını 1 aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra ileri sürmeleri nedeniyle davalarının reddine, ..."in hak iddia ettiği ... Köyü 121 ada 1 sayılı parsele ilişkin davanın ayrılmasına ve ayrı bir esasa kaydı ile davanın bu esas üzerinden yürütülmesine karar verilmiş, davacı ... vekilinin temyizi üzerine hüküm, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 01/04/2014 tarih ve 2013/6252 E. - 2014/3937 K. sayılı ilâmı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; "Mahkeme kararından sonra Anayasa Mahkemesi tarafından 22.05.2013 tarih ve 2012/108 E. - 2013/64 K. sayılı ilâm ile 31.08.1956 günlü, 6831 sayılı Orman Kanununun, 05.11.2003 günlü, 4999 sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 6. maddesiyle değiştirilen 11. maddesinin birinci fıkrasının “Bu müddet içinde itiraz olmaz ise komisyon kararları kesinleşir. Bu süre hak düşürücü süredir.” biçimindeki üçüncü ve dördüncü cümlelerinin Anayasa’nın 13, 35 ve 36. maddelerine aykırı görülerek iptallerine karar verilmiştir. Karar 12.07.2013 tarihli Resmî Gazetede yayımlanmış, yayımdan itibaren 6 ay sonra yürürlüğe gireceği düzenlenmiş olup, 13.01.2014 günü itibariyle yürürlüğe girmiştir.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra 26/2/2014 tarihli 6527 sayılı “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” 1.3.2014 tarih ve 28928 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe girmiş ve 6527 sayılı Kanunla, 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 11’inci maddesinin somut davayı ilgilendiren birinci fıkrası,
“Orman kadastro komisyonlarınca alınan kararlara ilişkin düzenlenen tutanak ve haritalar askı suretiyle otuz gün süre ile ilân edilir. Bu ilân ilgililere şahsen yapılan tebliğ hükmündedir. Tutanak ve haritalara karşı itirazı olanlar; askı tarihinden itibaren otuz gün içinde kadastro mahkemelerinde, kadastro mahkemesi olmayan yerlerde kadastro davalarına bakmakla görevli mahkemelerde dava açabilirler. İlân süresi geçtikten sonra, dava açılmayan kararlara ilişkin düzenlenen tutanak ve haritalar kesinleşir. Orman kadastro komisyonlarınca düzenlenen tutanak ve haritaların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukukî sebeplere dayanarak Hazine hariç itiraz olunamaz ve dava açılamaz.” şeklinde değiştirilmiştir. Getirilen bu yeni düzenlemeye göre, tutanak ve haritaların kesinleştiği tarihten itibaren on yıllık süre içerisinde tapuya dayalı olsun veya olmasın kadastrodan önceki sebeplere dayalı olarak dava açılabilecektir. Eldeki dava 5304 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Kadastro Kanununun 4. maddesi uyarınca yapılan kadastro sonucu orman olarak tescil edilen taşınmaza karşı on yıllık süre içerisinde açılmış olup, kanundaki değişikliğin derdest davalarda da uygulanması gerektiğinden tapu kaydı koşulu aranmaksızın işin esasının incelenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle yazılı olduğu gibi hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir." denilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından esasa yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 5304 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Kanunun 4. maddesi gereğince yapılan orman kadastrosu 25.09.2008 tarihinde kesinleşmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişisi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının davacılara yükletilmesine 17/09/2015 gününde oy birliği ile karar verildi.