14. Hukuk Dairesi 2019/3684 E. , 2020/4493 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 23/11/2012 gününde verilen dilekçe ile komşuluk hukukundan kaynaklanan tazminat talebi üzerine bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 28/05/2019 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, komşuluk hukukundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkiline ait 8889 parsel sayılı taşınmaza komşu 8890 parsel sayılı taşınmazın maliki olan davalının, taşınmazında hatalı olarak yaptığı temel kazısı ve inşaat nedeniyle müvekkiline ait taşınmazda bulunan binanın temelinde kayma ve eğim oluştuğunu, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/45 D.İş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporundaki tespite göre müvekkiline ait binadaki zararın komşu taşınmazda yapılan inşaattan kaynaklandığını ileri sürerek anılan dosyada eski hale getirme bedeli olarak belirlenen 35.000,00TL"nin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin inşaata başlamadan önce gerekli tüm önlemleri ve izinleri aldığını, inşaatın devamı sırasında da komşu parselde bulunan binalara herhangi bir zararının olup olmadığı hususunda ... Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanlığından rapor alındığını ve kazının komşu yapılara herhangi bir olumsuz etkisinin görülmediğinin bildirildiğini, davacıya ait binanın 1999 depreminde hasar gördüğünü ve Afet İşleri Genel Müdürlüğünce hazırlanan hasar tespit listesinde binanın hasarlı olarak yer aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 05.02.2018 tarihli ilamı ile özetle; mahkemece, davalının taşınmazında yaptığı inşaata ve davacının taşınmazında bulunan binaya ilişkin inşaat yapım aşamasından itibaren tüm bilgi ve belgelerin getirtilerek mahallinde yeniden keşif yapılması; zararın meydana gelmesinde davacının müterafik kusurunun olup olmadığının tespit edilmesi ve 1999 depreminin hasarın meydana gelmesinde etkisinin olup olmadığının incelenerek varsa depremin etkisinin oranlanmak suretiyle belirlenmesi; daha önce alınan bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin de giderilerek hüküm kurmaya ve denetime elverişli yeni bir bilirkişi raporu alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak, ... Belediyesi"nden taraflara ait inşaat ve binalara ilişkin tüm bilgi ve belgeler temin edilmiş; mahallinde üç kişilik uzman bilirkişi heyeti eşliğinde yeniden keşif yapılmış ve 13.04.2019 tarihli bilirkişi heyet raporu doğrultusunda, davacıya ait binada meydana geldiği belirtilen zararda davalının herhangi bir kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı vekilinin tavzih talebi üzerine mahkemece, 17.06.2019 tarihli ek karar ile davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin 4.200,00TL olması gerekirken hükümde 420,00TL yazıldığı ve davalı tarafça yapılan yargılama giderleri ile ilgili hüküm kurulmadığı anlaşıldığından, davalı lehine 4.200,00TL vekalet ücretinin ve davalı tarafça yapılan 1.022,10TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda karar verilmiştir.
Hükme ve ek karara karşı davacı vekili temyiz talebinde bulunmuştur.
1- Mahkemece, Dairemizin bozma ilamı doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak verilmiş olan karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan, davacı vekilinin asıl karara yönelik temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin 17.06.2019 tarihli tashih kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
6100 sayılı HMK"nın 304. maddesinde "Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece re"sen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hakim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir.
Tashih kararı verildiği takdirde, düzeltilen hususlarla ilgili karar, mahkemede bulunan nüshalar ile verilmiş olan suretlerin altına veya eklenecek ayrı bir kâğıda yazılır, imzalanır ve mühürlenir" hükmü düzenlenmiştir.
Anılan yasa hükmü gereğince, sadece hükümdeki yazı ve hesap hataları mahkemece re"sen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir.
HMK"nın 305/2. maddesinde de hüküm fıkrasında taraflara tanınan hakların ve yüklenen borçların tavzih yoluyla sınırlandırılamayacağı, genişletilemeyeceği ve değiştirilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Bir başka anlatımla hüküm, taraflara tanınan hakları ve yüklenen borçları değiştirir mahiyette genişletilemez ve sınırlandırılamaz.
Bu itibarla, ne tavzih ne de tashih yoluyla, mahkeme kararında yer almayan yeni bir yükümlülüğün taraflara yüklenmesi, taraf yükümlülüğünün artırılması ya da bir hakkın taraflara sağlanması mümkün değildir.
Somut olaya gelince; mahkemenin 28.05.2019 tarihli gerekçeli kararında davalı lehine 420,00 TL vekalet ücretine hükmedildiği, davalı tarafından yapılan yargılama giderleri ile ilgili ise herhangi bir hüküm kurulmadığı anlaşılmaktadır.
Her ne kadar mahkemece, davalı vekilinin tavzih talebi üzerine dosya yeniden ele alınarak, 17.06.2019 tarihli "tashih kararı" ile davalı lehine gerekçeli kararda hükmedilen 420,00TL vekalet ücretinin 4.200,00TL olarak düzeltilmesine ve davalı tarafından yapılan 1.022,10TL yargılama giderleri ile birlikte davacıdan tahsiline karar verilmiş ise de davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin davacı aleyhine olacak şekilde arttırılması, ayrıca mahkemenin gerekçeli kararında yer almayan ve davalı tarafından yapılan yargılama giderleri ile ilgili olarak yeni bir hüküm kurulmak suretiyle HMK"nın 305. maddesine aykırı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş; bu nedenlerle hükmün tashihine ilişkin 17.06.2019 tarihli ek kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin asıl karara yönelik temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin ek karara yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile mahkemenin hükmün tashihine ilişkin 17.06.2019 tarihli ek kararının BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 08.07.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.