20. Hukuk Dairesi 2015/9529 E. , 2015/7605 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı dava dilekçesinde sınırlarını belirttiği ... köyü, ... mevkiindeki taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğunu belirterek taşınmazın medenî Kanunun 713. maddesi gereğince adına tesciline karar verilmesi talebiyle dava açmış; mahkemece davanın kabulüne ilişkin verilen karar, ... ve ... tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 16.10.2003 gün 2003/6352 - 7136 sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; “Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme sonucunda çekişmeli taşınmazın yörede yapılıp kesinleşen orman tahdidinde tahdit dışında kaldığı ve orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlenerek davanın kabulü yolunda hüküm kurulduğu, ancak, dava zilyetliğe dayalı tescil davası olduğu halde mahkemece davacı ve önceki zilyetlerin zilyetlik yolu ile kazandıkları toprak bulunup bulunmadığı yönünde yeterli araştırmanın yapılmadığı, bu sebeple, davacı ve önceki zilyetlerin zilyetlik yolu ile kazandıkları toprak bulunup bulunmadığı, varsa cinsi, miktarı Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüklerinden ayrı ayrı araştırılıp, başka tescil davası olup olmadığı Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup, 3402 sayılı Kanunun 14. maddesindeki sınırlamaların aşılıp aşılmadığı belirlenip oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği”ne değinilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne ve fen bilirkişi tarafından düzenlenen krokili raporda (F) harfi ile işaretlenen 405,01 m2 yüzölçümlü taşınmazın davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş, hükmün davalılar ... ve ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtaya 20. Hukuk Dairesinin 22.01.2009 günlü ve 2008/16934 - 2009/667 sayılı ilâmı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; "...mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme yeterli olmadığı, hükme dayanak yapılan orman bilirkişi tarafından düzenlenen raporda çekişmeli taşınmazın tahdit haritası dışında kaldığı, eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarında açık alanda gözüktüğü açıklanmakla birlikte çekişmeli taşınmazın bulunduğu kadasto paftası ile tahdit haritası ölçekleri eşitlenmemiş çekişmeli yer tahdit haritasında nokta olarak işaretlenmiş ve eski tarihli memeleket haritasındaki konumunun gösterilmediği bu durumda orman bilirkişinin tahdit haritasını ve tutanaklarını ne şekilde uyguladığı taşınmazın tahdit haritasındaki konumunun net olarak anlaşılamadığ, bu sebeple yeniden inceleme ve arştırma yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği”ne değinilmiştir.
Mahkemece bozma ilâmına uyulmasına karar verildikten sonra davanın reddine, fen bilirkişisi ..."nun 18.07.2010 tarihli rapor ve krokisinde (A) harfi ile göstermiş olduğu 468.30 m² dava konusu taşınmazın ... adına kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Kanunun 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1974 yılında 1744 sayılı Kanunun hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu vardır.
Mahkemece; her ne kadar davanın reddi ile dava konusu taşınmazın ... adına tesciline karar verilmişse de, Dairemizin iade kararı ile dosya arasına gelen; kadastro müdürlüğünün 11.06.2015 tarihli müzekkeresinde dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde, 3402 sayılı Kanunun geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sırasında, dava konusu taşınmaz hakkında 114 ada 109 parsel sayısı ile sınırlandırma ve tesbit yapıldığı, düzenlenen kadastro tutanağının ise taşınmazın davalı olduğundan bahisle kadastro mahkemesine gönderildiği belirtilmiş olup, bu durumda, 3402 sayılı Kanunun 25 ve 26. maddeleri gereğince Kadastro Mahkemesinin görevi (yetkisi) başlayacağından, davaya kadastro mahkemesinde bakılmalıdır.
Görev, kamu düzenine ilişkin olup, temyiz edenlerin sıfatına bakılmaksızın yargılamanın her aşamasında gözetilmelidir. Bu sebeple, mahkemece yapılacak iş: davaya bakma görevinin kadastro mahkemesine ait olduğu düşünülerek görevsizlik kararı vermekten ibarettir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı ...nin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer konuların bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, istek halinde temyiz harcının ...ne iadesine 17/09/2015 günü oy birliği ile karar verildi.