14. Hukuk Dairesi 2016/13940 E. , 2020/487 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 07/01/2016 gününde verilen dilekçe ile tapu sicilindeki şerhin terkini talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; karar verilmesine yer olmadığına dair verilen 10/05/2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu kaydındaki şerhin terkini istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, asıl ve birleştirilen dosyalarda; müvekkillerine ait olan ... İli, ... İlçesi, ... Köyü, 110 ada 25, 110 ada 29, 110 ada 30, 111 ada 3, 179 ada 1, 184 ada 70, 179 ada 38, 184 ada 119, 193 ada 52, 193 ada 6, 194 ada 32, 196 ada 124, 196 ada 166, 196 ada 168, 196 ada 176, 197 ada 68, 251 ada 36 parsel sayılı taşınmazların tapu kaydının açıklama kısmında "... 1. İdare Mahkemesinin 15/09/2008 tarih ve 2008/707 Esas 2008/854 Karar sayılı vakıf şerhi ile ilgili kararı vardır" şeklinde bir beyanın bulunduğunu, ... ile Kadastro Genel Müdürlüğü arasındaki dava nedeniyle üçüncü kişi konumundaki müvekkillerinin taşınmazı üzerine böyle bir kayıt konulduğunu, ortada her hangi bir vakfın bulunmadığını bu vakfın hukuki anlamda sahih vakıf olmadığını belirterek dava konusu taşınmazlar üzerindeki şerhin kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taşınmazlar üzerindeki dava konusu beyanın ilgilisinin kuruma başvurması halinde kaldırıldığını, dava açılmasını gerektirir bir ihtilafın bulunmadığını, 12/04/2016 tarihli duruşmada "11/04/2016 tarihinde taşınmazlar üzerindeki dava konusu şerhin kaldırılması için Tapu Müdürlüğüne yazı yazıldığını’’ davanın konusuz kaldığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, taşınmazlar üzerindeki dava konusu beyanın kaldırılmış olduğundan, davanın konusuz kaldığı gerekçesi ile, asıl ve birleştirilen dosyalar için karar verilmesine yer olmadığına, her dava için ayrı ayrı hüküm kurularak davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’ne göre 1.800,00TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı ... vekili vekalet ücreti yönünden temyiz etmiştir.
Dava konusu taşınmazların tapu kaydında "... 1. İdare Mahkemesinin 15/09/2008 tarih ve 2008/707 Esas 2008/854 Karar sayılı vakıf şerhi ile ilgili kararı vardır" beyanının terkini nedeni ile açılan asıl ve birleştirilen davalarda davalı ... tarafından, davaya konu beyanın ilgililerin kuruma başvurusu halinde kaldırıldığı, dava açılmasının gerekmediği savunulmuş, yargılama sırasında da beyanın kaldırılması için tapu müdürlüğüne yazı yazılarak davaya konu beyanın 15.04.2016 tarihinde terkin edilmesi sağlanmıştır.
Davacılara ait taşınmazların tapu kaydındaki beyanın mahkeme kararı ile işlenmiş olması nedeni ile beyanın konulmasında davalı kurumun bir etkisinin bulunmadığı, davacıların taşınmazlar üzerindeki beyanın kaldırılmasına dair davalı kuruma başvuruda bulunmadıklarından kusurlu davranışları ile davanın açılmasına da sebebiyet vermediği, dava açıldıktan sonra da çekişme çıkartmadan beyanın terkin edilmesini sağladığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davalı ... Müdürlüğünün vekalet ücreti ile yükümlü tutulması doğru görülmemiş ise de, bu husus kararın bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438/7. maddesi gereğince hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hüküm sonucunun 1. 2. 3. 4. 5. 6. 7. 8. 9. 10. 11. 12. 13. 14. 15. 16. 17. 18. 19. 20. 21. 22. 23. 24. 25. 26. 27. 28. 29. 30. 31. 32. 33. 34. 35 ve 36. bentlerinin (d) maddelerinde yazılı ‘’Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 22.maddesi, 6.maddesi ve 2.kısım 2.bölüme göre 1.800,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine’’ şeklindeki cümlelerin hüküm sonucundan çıkartılmasına, hükmün 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438/7. maddesi gereğince DÜZELTİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 16.01.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.