21. Hukuk Dairesi 2015/20560 E. , 2015/22735 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Tavas Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
TARİHİ : 18/02/2015
NUMARASI : 2013/118-2015/73
.
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ferda Beder tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 20/06/1999-15/08/2003 tarihleri arasında davalı işverene ait iş yerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile H..ve G... olma 01/04/1982 doğumlu 2001199815125 SGK numaralı Ö.. Z.."ın davalı 1040967.20 SGK nolu TAvas sigorta aracılık hizmetleri ve Tic.ltd.şti ünvanlı işyerinde 01/04/2000 tarihinden 15/08/2003 tarihine kadar ; 2000 yılında 270 gün , 2001 yılında 360 gün , 2002 yılında 360 gün , 2003 yılında 225 gün olmak üzere toplam 1215 gün asgari cüretle çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının davalı işveren tarafından Kuruma hiç bildiriminin yapılmadığı, dava konusu edilen dönemde 21/11/2001-30/11/2001 tarihleri arasında 9 gün dava dışı 11012336 sicil sayılı işyerinden (F.. A.., 01/12/2001-12/12/2001 tarihleri arasında 12 gün dava dışı 11013273 sicil sayılı işyerinden (İbrahim Torbacı), 30/04/2002-10/08/2003 tarihleri arasında 461 gün dava dışı 11023097 sicil sayılı işyerinden (Hüseyin Altun-Mali müşavir) bildirimlerinin yapıldığı anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa"nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa"nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliğinin kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay"ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır.
Çalışma olusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Somut olayda, dosya kapsamında toplanan delillerden, davacının mahkemece kabul edilen 01/04/2000-15/08/2003 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığı anlaşılmakta ise de davacının dava dışı işyerlerinden bildirimi yapılan dönemlerde mükerrer olacak şekilde ve bu mükerrer hizmetlerinin iptal edilmesinin gerekip gerekmediği değerlendirilmeden sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Yapılacak iş, davacıya dava dışı işyerlerinden yapılan bildirimlerinin iptalini isteyip istemediği hususunda beyanda bulunmak üzere süre vermek, davacının bu bildirimlerinin iptalini talep etmesi halinde bildirim yapılan dava dışı işverenleri davaya dahil etmek, bu işyerlerinin bordrolarını getirtip bordro tanıklarını dinlemek, davacının bu işyerlerindeki çalışmalarının gerçek olup olmadığını ve iptal edilmesinin gerekip gerekmediğini araştırmak, davacının bu bildirimlerinin iptalini talep etmemesi halinde ise bu süreleri dışlayarak davacının hizmet sürelerinin tespitine karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 17/12/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.