3. Hukuk Dairesi 2016/2644 E. , 2017/14204 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki istirdat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; 17.10.2011 tarihinde .....:12"de bulunan 29 no"lu daireyi satın aldığını, o tarihte apartmanda ve dairede hiç kimsenin oturmadığını, 08.09.2012 tarihinde daireyi .....isimli kişiye kiraladığını, kiracının 12.09.2012 tarihinde abonelik için davalı kuruma başvurduğunu ve sıfır endeksle 20.09.2012 tarihinde kullanıma açıldığını, davalı şirket tarafından 11.10.2012 tarihinde gönderilen faturada 4.274,50 TL borç bulunduğu ve 12.12.2012 tarihinde 57,60 TL elektrik tahakkuku bulunduğu belirtilerek, toplam 4.511,44 TL borç çıkarıldığını, 2012 yılının Eylül ayında daireye giren bir kişinin, bu süre içinde bu kadar elektrik tüketimi yapamayacağını, sayacın bozuk olma ihtimalinin bulunduğunu belirten kiracının, davalı kuruma başvurarak faturaya itiraz ettiğini, elektrik sayacının sökülerek kontrole alındığını ancak davalı kurumun kontrol için ..... Bakanlığının Kontrol İstasyonuna göndermesi gerekirken sayacı özel bir firmaya gönderdiğini ve bozuk olmadığının belirtildiğini, fatura dönemine ait tüketim tutarlarının Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarına ait olduğunun iddia edildiğini, borçtan daire maliki olarak kendisinin sorumlu tutulduğunu, itirazda bulunduğunu, olayın 2013 yılı Haziran ayında kendisine hiçbir bildirimde bulunulmaksızın kaçak elektrik kullandığından bahisle fatura gönderildiğini, kiracısının mağdur olmasını engellemek amacı ile borçlu olmadığı 6.245,20 TL"yi 28.06.2013 tarihinde kuruma ödediğini, kaçak elektrik kullanılmadığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 6.245,20 TL"nin ödeme tarihi olan 28.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı; kurumlarınca 19.10.2012 tarihinde düzenlenen rapora göre sayacın sağlam olduğunun tespit edildiğini, davacının itirazlarının bu nedenle reddedildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporuna dayanarak, davanın kısmen kabulüne, 6.225,96 TL"nin dava tarihi 21.08.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, davalı tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
I-) Dava, kaçak elektrik kullanımına dayalı borç tahakkukundan kaynaklanan istirdat istemine ilişkindir.
4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanuna dayanılarak hazırlanan ve 25 Eylül 2002 günlü Resmi Gazetede yayınlanarak 1.3.2003 tarihinde yürürlüğe giren Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 13. maddesi hükmünde, gerçek veya tüzel kişiler tarafından, mevzuata aykırı bir şekilde tüketilmesi, kaçak elektrik enerjisi tüketimi olarak kabul edilmiş, 15. madde hükmünde de, kaçak ve usulsüz elektrik enerjisi kullanımına ilişkin tespit, süre, tüketim miktarı hesaplama, tahakkuk, ödeme yöntemleri ile diğer usul ve esasların dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler tarafından belirlenerek Kuruma sunulacağı ve kurul onayı ile uygulamaya konulacağı açıklanmıştır.
Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği ve anılan yönetmeliğin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları düzenleyen Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından yayımlanan 29.12.2005 günlü 622 sayılı kararının “C) Tüketim Miktarı Hesaplama” başlıklı bölümünde; “Kaçak elektrik enerjisi kullandığı tespit edilen kullanım yerinde tüketilen elektrik enerjisi miktarı;
1) Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 13 üncü maddesinin (a) bendi çerçevesindeki tespitlerde;
a) Tüm müşteriler için öncelikle ihtilafsız dönemlerdeki tüketimi doğru olarak kaydetmiş olan sayaç değerine göre, (Kaçak kullanım tespitinin yapıldığı tarihten geriye dönük olarak yapılan incelemeler sonucunda, tüketim değerlerinin düşmeye başladığı tarih tespit edilebiliyorsa, bu tarihten önceki dönem ihtilafsız dönem olarak kabul edilir.)
b) Doğru tespit edilmiş tüketim değeri yoksa;
1) Meskenlerde, bağlantı gücü ve ortalama aylık çalışma saatine göre (buradaki bağlantı gücü, proje varsa projesinde belirtilen gücün kullanma faktörü olan 0,60’ı, projesi yok ise, basit yapılarda 3 (üç) kW, diğerlerinde 5 (beş) kW’ın altında olmamak üzere) yöresel özellikler ve benzer yapılar göz önüne alınarak,
2) Müstakil trafolularda (müşteri veya müşteri olmayan) ölçü noktasına bakılmaksızın, besleme transformatör veya transformatörlerinin toplam kurulu gücünün kullanma faktörü olarak alınan 0.60 ile çarpımı sonucu bulunan değer bağlantı gücü olarak kabul edilir ve ortalama aylık çalışma saatine göre,
3) Meskenler ve müstakil trafolular hariç olmak üzere diğer abone gruplarında, tespit edilen kurulu gücün kullanma faktörü olarak alınan 0.60 ile çarpımı sonucu bulunan değer bağlantı gücü olarak kabul edilir ve bu değer 3 kW’ın altında olmamak üzere ortalama aylık çalışma saatlerine göre hesaplanır.” hükmü yer almaktadır.
Somut olayda; davacı davaya konu taşınmazı 17.10.2011 tarihinde satın almak sureti ile sahibi olmuş, bundan sonra 11.09.2012 tarihinde abone olduktan sonra bu yeri 15.09.2012 tarihinde kiraya verdiğini, davalı kurum tarafından hakkında 28.09.2012
tarihinde abonesiz sayaç kullanımından bahisle tahakkuk ettirilen borçtan dolayı sorumlu olmadığından ödediği 6.245,20 TL"nin davalıdan tahsilini istemiş, mahkemece bilirkişi raporu esas alınmak sureti ile davacının taşınmazı kiraya verdiği tarih ile kaçak elektrik tutanağının düzenlendiği tarih arasındaki kısa süre içerisinde bu miktar borçtan sorumlu olamayacağı gerekçesi ile davanın 6.225,96 TL üzerinden kabulüne karar verilmiştir.Oysa ki davaya konu taşınmaz 17.10.2011 tarihinde davacının mülkiyeti ve zilyetliğine geçmiştir.Keza dosya içerisinde bulunan, davaya konu elektrik faturasının düzenlenmesinde herhangi bir usulsüzlük ya da yolsuzluk olduğunu davacı taraf ispat edememiştir. 28.09.2012 günlü Kaçak tespit tutanağı içeriğinden, abone tipinin mesken olduğu, davacının kesik enerjiyi açarak, abonesiz enerji kullanımı tespit edildiği anlaşılmıştır.Kaçak tespit tutanakları, düzenlendiği tarih itibariyle maddi olgulara ilişkin tespitleri içermekte olup, aksi sabit oluncaya kadar geçerli olup davacı taraf, tutanağın aksini ispat edememiştir. Tutanak içeriği ile davacının kaçak elektrik kullandığı kesin bir biçimde saptandığından, davacının kaçak elektrik kullanılmadığı yönündeki beyanına itibar edilemez.
Hal böyle olunca, mahkemece; davacının tek taraflı olarak iddia ettiği kiraya verdiği tarih ile kaçak elektrik tutanağının düzenlendiği tarih arasında tüketilen bedel dışında kalan miktarlardan sorumlu olmayacağına karar verilemez.
Öyle ise mahkemece, bu ilkeler gözetilerek; dosyanın konusunda uzman bilirkişi veya üç kişilik bilirkişi heyetine tevdii ile, taşınmazın davacının zilyetliğine geçtiği tarih ile kaçak elektrik tutanağının düzenlendiği tarih aralığı hesaplanmalı, davacının sorumlu olacağı kaçak elektrik bedeli tespit edilip, tüm deliller değerlendirilerek, Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği ve 622 sayılı ... kararı hükümlerine göre ve hüküm kurmaya, taraf ve Yargıtay denetimine elverişli yeni bir rapor alınarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yanılgılı değerlendirme sonucu tanzim kılınan yetersiz bilirkişi raporuna dayalı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı görülmüş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK"nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 19.10.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.