23. Hukuk Dairesi 2012/4054 E. , 2012/7637 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili kooperatifinin ortağı olan davalının aidat borçlarını ödememesi nedeniyle başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini, müvekkili kooperatif hakkında daha evvelce verilen iflas kararının kaldırıldığını, müvekkil kooperatifin müflis durumda bulunmadığından her türlü tasarrufta bulunabileceğini ileri sürerek, itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı kooperatifin iflasına karar verildiği 24.10.2001 tarihinden iflas kararının kaldırıldığı 17.12.2008 tarihine kadar organlarını oluşturabilse de tahsilat yapma yetkisinin bulunmadığını, İİK"nın 192. maddesine göre müflise yapılan ödemelerin hüküm ifade etmeyeceğini, iflas masasınca da müvekkilinden aidat talep edilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; dava konusu icra takibinin yapıldığı tarihte, davacı kooperatifin müflis durumda olduğu, ihtilafın, davacının takip ve dava tarihinde ehliyetinin bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı, kooperatifin iflası hâlinde, iflas idaresinin bir yandan sıra cetveli düzenlemekle beraber, diğer taraftan da ortaklardan her birinin payına düşen borcu ödenmesini isteyeceği, kooperatifin iflası hâlinde ek ödemeleri isteme hakkının iflas idaresinde olduğu, İİK ’nın 184. maddesi gereğince, iflasın açılması ile birlikte müflis borçlunun haczedilebilen tüm malları, hak ve alacaklarının iflas masasına dâhil olduğu, diğer yandan, iflasın açılması ile müflis borçlunun iflas masasına dâhil olan hak ve alacakları ile malları üzerindeki tasarruf yetkisinin kısıntıya uğrayıp, alacaklılara karşı hükümsüz olduğu,bu yasal nedenlerle, iflas açıldıktan sonra masaya giren tüm mal, hak ve alacaklara ilişkin dava açılması ve açılmış davanın takibinin iflas idaresine ait olduğu, bu hususun, kamu düzeni ile ilgili olduğundan doğrudan gözetilmesi gerektiği, somut olayda, takip tarihi itibariyle, davacı kooperatifin dava ve takip ehliyeti bulunmadığından ortada geçerli bir takipten söz edilemeyeceği; iflas dairesinin, müflise davayı takip/yürütme yetkisini vermesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, aidat alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda,davacı kooperatifin 24.10.2001 tarihinde iflasına karar verildiği, 17.12.2008 tarihinde iflas kararının kaldırılarak 28.01.2009 tarihinde ilan edildiği, iflas kararının kaldırılmasından sonra davacı kooperatif tarafından 25.02.2009 tarihinde işbu dava konusu aidat alacağının tahsili amacıyla davalı hakkında icra takibine başlandığı, itiraz sonucu 24.03.2010 tarihinde açılan bu dava derdest iken 04.10.2011 tarihinde iflasın kaldırılması kararının kesinleştiği dosya kapsamı ile sabittir.
Kural olarak, İİK "nın 191. maddesi gereğince borçlunun iflas açıldıktan sonra masaya ait mallar üzerinde her türlü tasarrufu alacaklılara karşı hükümsüz olup, müflisin masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi iflas ile kısıtlandığından, aynı Kanun’un 226. maddesinde de masanın kanuni mümessilinin iflas idaresi olduğu hükmü kabul edilmiştir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu"nun 98. maddesi yollamasıyla TTK"nın anonim şirketlere ilişkin hükümleri uygulama alanı bulur. İflas, anonim şirketler için bir infisah sebebidir(TTK. 434/1-8.). İflas kararı ile birlikte anonim şirketin tüzel kişiliği sona ermeyip, diğer infisah hallerinde (TTK. 434) olduğu gibi, tasfiye aşamasına girer. (TTK. 439/1) Tasfiye aşamasındaki bir anonim şirketin tüzel kişiliği ise, tasfiye sonuna kadar sürer. (TTK.439/II) İflasın açılması ile anonim şirket hak ve fiil ehliyetini kaybetmez, ancak fiil ehliyeti, tasfiye sonuna kadar, tasfiye amacıyla sınırlı olarak devam eder (TTK. 439/II, 450,208) Başka bir anlatımla, anonim şirket tasfiyenin sonuna dek bir hak sujesi olarak kalır, hak ve yükümlülükler anonim şirket tüzel kişiliğine ait olur. Ancak, anonim şirketin mal varlığı üzerindeki tasarruf yetkisi, İİK."nun 191 nci maddesi uyarınca, iflas masasına ilişkin olan konularda iflas idaresine geçer. Şirket organlarının temsil yetkileri, şirketin iflas idaresi tarafından temsil olunamadığı hususlar için devam eder. (TTK. 437; bkz.... müflisin tasarruf yetkisi sayfa 261; Oğuz Atalay Anonim Şirketlerin iflası sayfa 177). Buna göre, iflasın açılmasıyla dava takip yetkisi (ve taraf sıfatı), artık müflise değil, iflas idaresine aittir. Müflisin iflas masasına giren mal ve haklara ilişkin davalarda taraf sıfatı olmadığından, müflis iflastan sonra masaya giren mal ve haklara ilişkin davaları açamaz.
Ancak, iflas masasına giren mal ve haklarla ilgili olarak, (iflastan sonra) müflise karşı veya müflis tarafından takip veya dava açıldıktan sonra İİK" nın 182. maddesine göre iflas kaldırılırsa ve bu karar kesinleşirse bununla müflisin taraf sıfatı (icra takibini ve davayı takip yetkisi) geri geleceğinden, icra takibine ve davaya artık müflise karşı veya müflis tarafından devam edilir. Zira, iflasın kaldırılması kararı geriye etkili sonuç doğuran inşai bir karar niteliğindedir.
İflasın kaldırılması kararının kesinleşmesi halinde iflasın açılması ile meydana gelen bütün hüküm ve sonuçlar İİK" nın 184. vd. maddeleri uyarınca ortadan kalkar; borçlunun müflis sıfatı kalkar; borçlu sanki hiç iflas etmemiş gibi olur; borçlu malları üzerinde serbestçe tasarruf etme yetkisini (tekrar) kazanır ve masaya girmiş olan mallar borçluya geri verilir; iflas idaresinin görevi son bulur.
Davacı kooperatifin takip ve dava tarihinden sonra hakkındaki iflas kararının kaldırılması ve kararın kesinleşmesi suretiyle takip ve dava ehliyetini yeniden kazanması ve ısrarla davaya devam edilmesini istemesi karşısında, mahkemece kesinleşen iflasın kaldırılması kararı dosyada olmasına ve takibe itirazda bu husus bildirilmesine rağmen, bu husus tartışılmadan ve gözden kaçırılarak, sadece iflas etmiş ve iflas kararı kaldırılmamış gibi gerekçe oluşturulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 24.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.