3. Hukuk Dairesi 2016/3578 E. , 2017/14217 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, müvekkilinin ... İli,....i No:50/6 adresinde bulunan taşınmazın maliki olduğunu, davalının ise aynı binada hemen üst katında bulunan 7 nolu teras balkonlu dairenin sahibi olduğunu, davalıya ait olan dairenin teras balkonundan ve depo olarak kullanılan bölümden evine sızan sular sonucu evinin tavan ve duvar sıvalarının tahrip olduğunu, dairesinde oluşan zarar ve ziyanın giderilmesi ve önlenmesi için gereken masrafın ... 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/14 değişik iş sayılı dosyası ile tespit edildiğini, ancak davalının defalarca kez talep edilmesine rağmen sızıntıya sebep olan alanlarda gerekli tamiratı yaptırmadığı gibi kendisinin evinde meydana gelen zararı da halen gidermediğini belirterek, bu işler için gerekli tamirat/tadilat masrafları olarak şimdilik 11.337,51 TL"nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının su sızdığını iddia ettiği alanlar ile ilgili olarak yalnızca kendisine husumet yöneltilmesinin doğru olmadığını, davacının tüm maliklere başvurarak apartmanın müşterek malı olan çatının tamiri için herhangi bir girişimde bulunmadığını, buna karşın kendisinin tüm iyi niyetiyle tüm masrafları karşılamak suretiyle müşterek deponun çatısını tamir ettirdiğini ve açık olan terasın üzerini kapattırdığını ileri sürerek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, 11.337,51 TL"nin davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm davalı tarafça temyiz edilmiştir.
1-) Eldeki davada; davacı, davalıya ait olan üst kattaki daireden, alt katta bulunan kendi dairesine sızan sular nedeniyle uğradığı zararın tazmini talep etmiş, davalı ise davacının dairesine sızan suyun kendi dairesinden kaynaklanmadığını, teras kısmından ve burada bulunan depo bölümünden apartmana su sızdığını ve meydana gelen zarardan kendisinin sorumlu olmadığını ileri sürmüştür
Yargılama sırasında görüşüne başvurulan bilirkişi tarafından düzenlenen 20.02.2015 tarihli bilirkişi raporunda, dava konusu apartmanın 4. katında bir tanesi davacıya (8 n.lu) diğeri davalıya (9 no.lu) ait olmak üzere iki farklı daire bulunduğu, davalının taşınmazının çatı piyesli (çatı aralı) bir daire olduğu, bu dairenin içinden dönel merdiven ile bağlantısı bulunan ve bir hol ile duş-wc"den oluşan çatı piyesinin (arasının), davalı tarafça apartmana ait müşterek çatının bir bölümü açılarak çatı piyesi alanına katılmak ve apartmanın ortak merdiven alanında kapı tesis edilmek suretiyle, çatı katında 10 no.lu yeni bir bağımsız bölüm (çatı katı dairesi) haline getirilerek büyütüldüğü; buna göre söz konusu yapıda davalı tarafça söz konusu yapıda tasdikli proje hilafında, davalı tarafa ait çatı piyesi bölümüyle ilgili çatı katında ve çatı bölümünde yapılan düzenlemelerle, yeni bir çatı dairesi oluşturulduğu ve bu çatı katından kaynaklı zararlardan davalı tarafın sorunlu olduğu belirtilmiştir.
Buna göre somut olayda dava konusu uyuşmazlık, davalı tarafça, dava konusu yapıya ait tasdikli projede ortak kullanım alanı olar görünen çatı katında ve çatı bölümünde tasdikli projeye aykırı olarak yapılan düzenlemeler neticesinde oluşturulan çatı katı dairesi ve bu dairenin kullanımında olan depo alanından kaynaklı zararın tazmini istemine ilişkin olup, bu haliyle dava konusu zararlandırıcı eylemin, haksız fiil olarak nitelendirilip uyuşmazlığın buna göre çözümlenmesi gerektiği açıktır (HGK. nun 03.06.2009 gün ve 2009/3-174 Esas 2009/235 Karar sayılı ilamı da aynı hususa ilişkindir.).
O halde mahkemece; uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklandığı ve buna göre uyuşmazlığın çözümünde genel mahkemenin görevli olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu davanın esası hakkında hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
2-)Bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK"nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenle davalı tarafın sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK"nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 19.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.