3. Hukuk Dairesi 2016/8074 E. , 2017/14336 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiş, ancak mahkemece temyiz isteminin ek kararla reddedilmesi üzerine; davalı tarafından bu defa ek kararla birlikte hüküm temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Gerekçeli kararın tebliği için çıkartılan ve Tebligat Kanunu’nun 21. maddesi uyarınca davalıya tebliğ edilen tebligat parçası incelendiğinde; davalının adreste bulunmama sebebinin, tebliğ memuru tarafından bu hususu bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından sorulması suretiyle araştırılmadığı, dolayısıyla Tebligat Kanunu’nun 21., Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30 ve 31. maddeleri uyarınca yapılan tebligatın usulsüz tebliğ edildiği, davalı tarafından beyan edilen öğrenme tarihine göre temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşılmakla; mahkemece temyiz isteminin reddine ilişkin olarak verilen 08.02.2016 tarihli ek kararın kaldırılmasına karar verildikten sonra, dosyadaki kâğıtlar okunup gereği düşünüldü:Davacı; davalı ile yaptığı sözlü anlaşma uyarınca 4.000 TL bedel ödeyerek tekne satın aldığını, ancak tekneyi gerçek sahibine teslim etmek zorunda kaldığını, bu hususa şahit olan davalının satış bedelini iade etmediğini ileri sürerek; 4.000 TL’nin 25.12.2013 tarihinden işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- 6100 sayılı HMK’nun 27. maddesinde; davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgililerinin kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunması, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerdiği açıklanmıştır.Bu madde hükmü uyarınca; yargılamanın sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi için öncelikle tarafların yargılamadan haberdar edilerek duruşmaya çağırılması, diğer bir anlatımla taraf teşkilinin sağlanması gerekir. Bu da çıkarılacak davetiyenin Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olarak tebliği ile mümkündür.Bu bağlamda; taraf teşkili sağlanmadan hüküm verilememesi, Anayasanın 36. maddesi ile düzenlenen iddia ve savunma hakkının kullanmasına olanak tanınması ilkesinin doğal bir sonucudur.
Bu aşamada yargılamada yöntemine uygun olarak taraf teşkilinin sağlanıp sağlanmadığının belirlenmesine yönelik olarak, tebligata ilişkin yasal düzenlemeler üzerinde de durulmalıdır:7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesi; “Belli bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenler, o yerde bulunmadıkları takdirde tebliğ aynı yerdeki daimi memur veya müstahdemlerinden birine, meslek veya sanatını evinde icra edenlerin memur ve müstahdemlerinden biri bulunmadığı takdirde aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır.” hükmünü içermektedir.Tebligat Kanunu"nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 26. maddesinde de; “Belirli bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenlere, o yerde de tebligat yapılabilir.Muhatabın işyerinde bulunmaması halinde tebliğ, aynı yerde sürekli olarak çalışan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır.Muhatap, meslek veya sanatını konutunda icra ediyorsa, kendisi bulunmadığı takdirde memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. Bunlardan hiç birinin bulunmaması durumunda tebliğ, aynı konutta sürekli olarak oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır." hükmüne yer verilmiştir.Açıklanan kanun ve yönetmelik hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; bu şekilde yapılan tebligatın geçerli olabilmesi için, muhatabın o yerde bulunmadığının tebliğ evrakına yazılması gerekir.Somut olayda; dava dilekçesi, ön inceleme duruşma günü ve yemin davetiyesinin tebliği için çıkartılan tebligatlar, davalı ile aynı yerde çalıştığı bildirilen kişilere tebliğ edilmiştir. Ne var ki, tebliğ işlemleri muhatabın o sırada adreste bulunup bulunmadığı belirlenmeden tamamlanmıştır. Buna göre; davalıya çıkartılan tebligatlar usulsüz olarak tebliğ edilmiştir.Bu durumda, mahkemece; dava dilekçesi ile duruşma gün ve saatinin usulünce davalıya tebliğ edilmesi ve bu suretle taraf teşkili sağlandıktan sonra davanın esasına girilerek hasıl olacak sonuca göre bir hüküm kurulması gerekirken, taraf teşkili sağlanmadan yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma nedenine göre, davalı tarafın sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK"nun 428. maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA, ikinci bendde açıklanan nedenlerle davalı tarafın sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK"nun Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK"nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 20.10.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.