Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2014/428
Karar No: 2018/8

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2014/428 Esas 2018/8 Karar Sayılı İlamı

Ceza Genel Kurulu         2014/428 E.  ,  2018/8 K.

    "İçtihat Metni"

    Mahkemesi :Asliye Ceza

    Yalan tanıklık suçundan sanık ..."ın TCK"nun 272/2, 62/1 ve 51/1-3. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezasının ertelenmesine ilişkin Mersin 6. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 18.04.2011 gün ve 1099-783 sayılı hükmün, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 11.02.2014 gün ve 9997-1676 sayı ile;
    "...İddianameye konu edilen ve sanığın tanık olarak beyanının alındığı Mersin 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/728 esas sayılı dava dosyası getirtilip varsa dosyadaki diğer tanık anlatımları incelenip tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 03.04.2014 gün ve 286501 sayı ile;
    "...Yalan tanıklık suçu, tanıklık yapma konusunda görevlendirildiği sırada, bildiği ve gördüğü maddi olay ile durumu anlatmakla yükümlü olan failin gerçeğe aykırı olarak bildiği konuyu açıklamamak, eksik bildirmek, gerçeği başka şekilde göstermek ya da olmayan unsurlar ekleyerek açıklamada bulunmak suretiyle "yalan söylemesi", "gerçeği inkâr etmesi ya da saklaması" şeklinde gerçekleştirilmektedir.
    Yalan tanıklık suçuyla korunan hukuki yarar yargılamanın işleyişinde tarafların zarar görmemesi, yargılamada kullanılan ve hükme dayanak yapılan delillerin doğruluğu, içtenliği ve bütünlüğü gözetilerek adil yargılanma hakkının tesisidir.
    Failin açıklamaları, uyuşmazlığın çözümü konusunda önemli ve kanıt değeri bulunan konulara yönelik olmalıdır. Yalan tanıklık suçunda failin beyanının maddi gerçeğe değil, objektif gerçeğe aykırılığı aranmalıdır.
    Suçun oluşabilmesi için tanığın gerçeğe aykırı nitelikteki açıklamalarının hükme dayanak yapılması ya da bir zarara yol açması zorunlu değildir. Suçun oluşabilmesi için, somut bir tehlikenin veya zararın gerçekleşmesi koşulu aranmamıştır.
    Maddi olayda, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sırasında 25.05.2008 tarihinde dinlenen görgü tanıkları ... ve ...’in sanıklar ...ve ..."ın olay yerinde bulunduklarını ve şikâyetçi ..."ın kullandığı araca silahla ateş ettiklerini gördüklerini beyan ettikleri,
    Daha sonra sanıklar hakkında açılan kamu davası sonucunda Mersin 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/728 esas sayılı dava dosyasında, 26.09.2008 günlü duruşmada dinlenen ..."ın "olayın şoku altındaydık, polisler ne yazdı ise okumadan imzaladık, hatta oradaki polisler "yapanlar bunlardır çünkü kaçarken bunları yakaladık" dediler ve bizim de beyanımıza bunları yazdılar, bu nedenle biz de imzalamak durumunda kaldık" diyerek soruşturma aşamasındaki anlatımlarından döndüğü,
    Sanık ..."in 24.10.2008 günlü duruşmada mahkeme huzurunda tanık sıfatıyla yeminli olarak alınan ifadesinde, herhangi bir somut gerekçe göstermeden olayı görmediğini, tanık Vedat"ın anlatımlarıyla olay hakkında bilgi sahibi olduğunu, karakolda da o şekilde ifade verdiğini beyan ettiği,bu suretle sanıkların, soruşturma ve duruşma aşamalarında birbirine aykırı ve kendi içinde tamamen zıt anlatımlarda bulundukları,
    Sanıklar ..., ...ve Muhsin Aydın hakkında şikâyetçi ..."a yönelik mala zarar verme, resmi belgede sahtecilik, ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma ve silahla tehdit suçlarından açılan kamu davalarına ilişkin Mersin 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/728 esas sayılı dosyası derdest olup, daha sonra Mersin 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/114 esas sayılı dava dosyasıyla devam edilen ve hâlen Yargıtayda temyiz aşamasında bulunan dava dosyasından getirtilen karar örneğinde yapılan incelemede, görgü tanığı olan sanıklar ... ve ..."in anlatımlarının hükme dayanak yapıldığı, sanıklar ...ve ... hakkında tanıklar Vedat ve İbrahim"in anlatımları göz önüne alınarak silahla tehdit suçundan mahkûmiyet kararı verildiği,
    Görgü tanığı olan sanıkların anlatımlarının diğer dosyada dinlenen tanık anlatımlarıyla karşılaştırılmasının suçun oluşması açısından herhangi bir öneminin bulunmadığı, suçun oluşması için tanık anlatımlarının hükme dayanak yapılmasının zorunlu olmadığı, sanıkların maddi gerçeği saklamış olmasının yeterli olduğu kabul edilmelidir.
    Bu itibarla, Yüksek Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 11.02.2014 tarih ve 9997-1676 sayılı ilamıyla verilen bozma kararının hukuka aykırı olduğu kabul edilerek bozma kararının kaldırılması ve Mersin 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.04.2011 gün ve 1099-783 sayılı ilamının onanması gerektiği" düşüncesiyle itiraz kanun yoluna müracaat etmiştir.
    CMK"nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Özel Dairece, 06.05.2014 gün ve 4146-5646 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    Sanık ... hakkında yalan tanıklık suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı itiraz edilmeksizin kesinleşmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme, sanık ... hakkında aynı suçtan kurulan mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır.
    Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı yalan tanıklık suçundan eksik araştırma ile hüküm kurulup kurulmadığının belirlenmesine ilişkindir.
    Sanık ..."ın, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından şikâyetçi ..."ın otomobil kullanırken silahla saldırıya uğradığı iddiası ile ilgili yürütülen soruşturmada, 25.05.2008 günü kollukta; "Bugün yani 25.05.2008 günü saat 14.00 sıralarında arkadaşım ..."ın kullandığı 33 B 7476 plakalı Tempra model otomobil ile yanımızda arkadaşım ... ile birlikte 205. Cadde üzerinde gitmekteyken ..."a bizi bırakmasını söyledik. Ben ve İbrahim otomobilden indik. Bu esnada ... da aracını hareket ettirmişti, biz yaklaşık on beş adım kadar yürüdükten sonra yol üzerinde kaldırımda çökmüş vaziyette bulunan daha önceden tanıdığım ..., yanında bulunan dört beş kişiye "bu ..."in arabası" diyerek belindeki tabancayı çekerek eline aldı. Bu esnada yanında bulunan ismini karakolda ... olduğunu öğrendiğim şahsın elinde tabanca vardı. ..."sıkın" diye bağırdı. ...ve ... ellerindeki tabancalar ile ..."ın kullandığı araca doğru silahla tahminen altı el ateş etmeye başladılar. Ben ve İbrahim ordan ayrıldık, kenara saklandık. Bu esnada ..."ın aracıyla geri kaçtığını gördük. Bu şahıslar da arkasından koşarak gidiyordu. Bir el silah sesi daha duydum, ancak kimin ateş ettiğini görmedim. Bu esnada sokak üzerinde motosikletli polislerin geldiğini gördüm. ...ve ... ile yanlarında bulunan diğer şahıslar koşarak kaçtılar. Ben de arkadaşım İbrahim ile birlikte dolmuşa binerek kendisine bir şey oldu mu diye bakmak için ..."ın evine gittik. Evine gittiğimizde ..."in polis karakolunda olduğunu öğrenince ben de, İbrahim ile birlikte Osmaniye karakoluna gittim. Oradan da sivil polislerle birlikte karakolunuza geldik. Bildiğim kadarı ile iki, üç yıl önce arkadaşım ..., ..."yi ayağından vurmuştu. Bu şahıslar tahminen bu sebepten dolayı ..."a saldırmıştır" şeklinde beyanda bulunduğu,
    Aynı olayla ilgili kovuşturma aşamasında alınan 26.09.2008 tarihli ifadesinde ise; "Olay tarihinde işyerimden bir arkadaşımın düğünü vardı. Daha önceden tanıdığım ve mahalleden arkadaşım olan ..."dan rica ettik. Olay günü ..., ben ve yanımızda ... isimli arkadaşımızla düğüne gittik. Sonra on beş, yirmi adım yürümüştük, üç, dört el silah sesi duyduk. Kaç kişi olduğunu net olarak hatırlamıyorum. Olay yeri kalabalık olduğu için olay yerinden kaçıştık. Sanıkları da olay yerinde görmedim, önceden tanımıyorum. ... ile aralarında neler olduğunu da bilemiyorum. Görgüye dayalı başkaca bir bilgim yoktur, bildiklerim bundan ibarettir" şeklinde beyanda bulunduğu, kolluktaki ifadesi hatırlatılarak çelişki üzerine tekrar sorulduğunda; "Olaydan sonra biz durumu öğrenmek amaçlı evine gittik. Annesi karakolda olduğunu söyleyince karakola gittik. Yakalanan şahıslar da karakola getirilmişti. Karakolda görevli memurlar, ..."ı kaçarkan yakaladıklarını söylediler, ancak belirttiğim gibi sanıkları tanımıyorum. Emniyette silah ve sanıkları net olarak ifade ettiğimi hatırlamıyorum, o ifadelerim değil şimdiki ifadelerim geçerlidir" dediği,
    İnceleme konusu hükmü veren yerel mahkemece 23.07.2009 tarihli oturumda, şikâyetçi ..."in silahla saldırıya uğradığı iddiası ile ilgili kamu davasının görüldüğü Mersin 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/728 esas sayılı dosyasının getirtilerek incelendiği ve duruşma tutanağına özetlendiği, duruşma tutanağında; davanın tarafları, isnat edilen suçlar, suç tarihi ve oturum tarihlerinden ibaret bilgilere yer verildikten sonra dosyanın iade edildiği,
    Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla yapılan sorgulamaya göre; Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 2008/16428 sayılı soruşturma dosyasına konu iddianame ile ...ve ... hakkında silahla birden fazla kişi tarafından birlikte tehdit, 6136 sayılı Kanuna aykırılık ve mala zarar verme suçlarından kamu davaları açıldığı, Mersin 6. Asliye Ceza Mahkemesince 17.01.2011 gün ve 728-58 sayı ile; ...ve ..."ın, şikâyetçi ..."e karşı gerçekleştirdikleri iddia olunan eylemlerinin kasten öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturabileceği gerekçesiyle görevsizlik kararı verildiği, dosyanın gönderildiği Mersin 2. Ağır Ceza Mahkemesince 28.09.2012 gün ve 114-409 sayı ile; ... ve ...."in iştirak hâlinde silahla birden fazla kişi tarafından birlikte tehdit suçundan mahkûmiyetlerine, Mehmet"in ayrıca 6316 sayılı Kanuna aykırılık suçundan mahkûmiyetine karar verildiği, söz konusu hükümlerin delilleri arasında; olay tutanağı, olay yeri inceleme raporu, olay yeri krokisi, kriminal inceleme raporu, teşhis tutanağı, müşteki ve tanıkların anlatımlarına yer verildiği, hükümlerin sanıklar tarafından temyiz edildiği, ancak temyiz aşamasının henüz neticelenmediği,
    Anlaşılmaktadır.
    Mersin 6. Asliye Ceza Mahkemesince görülen 2008/728 esas sayılı davada dinlenen tanık İbrahim Halil Zorlu"nun UYAP ortamından temin edilen kovuşturma aşamasındaki ifadesinde; polis memuru olarak görev yaptığını, olay tarihinde bir yağma olayını araştırdıklarını, bu esnada kendilerini görünce hızla kaçan bir şahsı takip etmeye başladıklarını, bu şahsı bir bahçede gizlenmiş vaziyette yakaladıklarını, bu kişinin adının ... olduğunu öğrendiklerini, ..."ın kaçtığı bölgede yaptıkları inceleme sonucu beş altı adet boş kovan ile kaldırımın üzerinde bir adet Beretta marka ruhsatsız tabanca ele geçirdiklerini, silahla ateş etme olayını ise duymadığını ve görmediğini,
    Aynı davada dinlenen tanık Saadettin Özkıraç UYAP ortamından temin edilen kovuşturma aşamasındaki ifadesinde; yağma olayı ile ilgili araştırma yaparken anons üzerine olay yerine intikal ettiklerini, silahla ateş etme hadisesini duymadıklarını ve görmediklerini, çevrede yaptıkları araştırma sonucu vatandaşlardan olayı öğrendiklerini, olay yerinde Beretta marka tabancayı kendisinin bulduğunu,
    İnceleme dışı sanık ... inceleme konusu davada; olay günü şikâyetçi ..."in aracından indikten kısa bir süre sonra silah sesi duyduklarını, olayı görmediğini, ancak yanında bulunan arkadaşı Vedat"ın olayı gördüğünü ve kendisine anlattığını, bu nedenle karakolda olayı görmüş gibi beyanda bulunduğunu,
    İfade etmişlerdir.
    Sanık ... inceleme konusu davada; olayın şokunda oldukları için polislerin yazdıklarını okumadan imzaladıklarını, hatta polislerin “yapanlar bunlardır, çünkü kaçarken bunları yakaladık” dediklerini, belirtilen şekilde yazılan ifadeleri bu sebeple imzalamak durumunda kaldıklarını savunmuştur.
    5237 sayılı TCK’nun "Adliyeye karşı suçlar" bölümünde düzenlenen “Yalan tanıklık” başlıklı 272. maddesi, suç ve karar tarihi itibarıyla;
    “(1) Hukuka aykırı bir fiil nedeniyle başlatılan bir soruşturma kapsamında tanık dinlemeye yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapan kimseye, dört aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.
    (2) Mahkeme huzurunda ya da yemin ettirerek tanık dinlemeye kanunen yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.
    (3) Üç yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suçun soruşturma veya kovuşturması kapsamında yalan tanıklık yapan kişi hakkında iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
    (4) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişi ile ilgili olarak gözaltına alma ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa, yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olması koşuluyla, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
    (5) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişinin göz altına alınması veya tutuklanması hâlinde; yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olması koşuluyla; yalan tanıklık yapan kişi, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulur.
    (6) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kimsenin ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyeti hâlinde, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına; süreli hapis cezasına mahkûmiyeti hâlinde, mahkûm olunan cezanın üçte ikisi kadar hapis cezasına hükmolunur.
    (7) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kimsenin mahkûm olduğu hapis cezasının infazına başlanmış ise, altıncı fıkraya göre verilecek ceza yarısı kadar artırılır.
    (8) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişi hakkında hapis cezası dışında adli veya idari bir yaptırım uygulanmışsa; yalan tanıklıkta bulunan kişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” şeklinde iken, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2015 tarih ve 116-4 sayılı kararıyla anılan maddenin altıncı fıkrasında yer alan “süreli hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, mahkûm olunan cezanın üçte ikisi kadar hapis cezasına” ibaresi iptal edilmiş, söz konusu karar Resmi Gazetede yayımlandığı 29.04.2015 tarihinden başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmiştir.
    Birinci fıkraya göre, hukuka aykırı bir fiil nedeniyle başlatılan bir soruşturma kapsamında tanık dinlemeye yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapılması, bu suçun temel şekli olarak düzenlenmiş olup suçun temel şekli açısından tanık dinlemeye yetkili kişi veya kurulun yemin vermeye yetkisinin olmaması gerekir.
    İkinci fıkra uyarınca, yalan tanıklık suçunun mahkeme huzurunda ya da yemin ettirerek tanık dinlemeye kanunen yetkili kişi veya kurul önünde işlenmesi, failin suçun temel şekline nazaran daha ağır ceza ile cezalandırılmasını gerektirmektedir.
    Üçüncü fıkrada, kanuni tanımında üst sınırı üç yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suçun soruşturma veya kovuşturması kapsamında yalan tanıklık yapılması, daha fazla ceza verilmesini gerektiren nitelikli bir hâl olarak düzenlenmiştir.
    Maddenin dört ila sekizinci fıkralarında da yalan tanıklık sonucu meydana gelen neticelere göre fail hakkındaki cezanın ne surette tertip edileceği belirtilmiştir.
    Tanıklık; bir olayın tanığı olmuş ya da öyle olduğu varsayılan bir kimsenin beş duyusu ile öğrendiği bilgileri tanık dinlemeye yetkili makam önünde anlatmasıdır. Tanık, tanıklığının konusunu oluşturan hususlar hakkında bildiklerini veya gördüklerini tam olarak açıklamakla yükümlüdür.
    Yalan tanıklık suçuyla, yargılamanın doğru olmayan beyanlarla gerçeğe aykırı bir şekilde yönlendirilmesinin önüne geçilerek adaletin tecellisi sağlanmak suretiyle yargılamanın taraflarının haklarının zarar görmesinin engellenmesi amaçlanmaktadır. Yalan tanıklık suçunun maddi unsurunu oluşturan hareket, failin gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapması ve yalan söylemesidir. Gerçeğe aykırı tanıklık yapmak, maddi olay hakkında bilerek gerçeğe aykırı beyanda bulunmak, yalan söylemek, gerçeği inkâr etmek ya da sorulan sorularda bilgisini az veya çok saklamaktır. Yemin suçun unsuru olmamakla birlikte, tanıklığın yemin ettirerek tanık dinlemeye yetkili kişi veya kurul önünde yapılması, suçun daha fazla ceza verilmesini gerektiren nitelikli hâlini oluşturmaktadır.
    5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 272. maddesinin gerekçesinde de suçun maddi unsuru; "Suçun maddî unsuru yalan söylemek veya tanıklığın konusunu oluşturan hususlar hakkındaki bilgiyi, bilerek, kısmen veya tamamen saklamaktır. Yalan söylemek deyimi, tabiî olarak gerçeği inkar etmeyi de kapsamaktadır" şeklinde açıklanmıştır.
    Yalan tanıklık suçundan bahsedebilmek için failin hem tanıklık yaptığının hem de tanıklığı sırasında söylediklerinin gerçeğe aykırı olduğunun belirlenmesi gerekmektedir.
    Tanığın gerçeğe aykırı her beyanı yalan tanıklık suçunu oluşturmayacaktır. Bu nedenle tanığın doğru sandığı açıklamaların objektif olarak gerçek dışı olması bu suçun oluşması için yeterli değildir. Tanığın bilinçli olarak gerçekten ayrılması gerekmektedir. Bu itibarla tanık, beyanında samimi olduğu ve algıladığı olayı tamamen algılayış biçimi içinde açıkladıysa yalan beyanda bulunmuş sayılmamalıdır. Zira yalan gerçeğin kasten değiştirilmesi olup yanılma ve ihmal ederek veya bilmeyerek söylenen sözlerde, yalan tanıklık suçunun unsurlarının oluşmadığı kabul edilmelidir.
    Başka bir anlatımla tanığın beyanları arasında çelişki bulunması tek başına yalan tanıklık suçunun oluştuğunun kabulü için yeterli değildir. Suçun tüm unsurlarının özellikle de gerçeğe aykırı tanıklığın bilinerek ve istenerek yapıldığının şüpheye yer verilmeyecek şekilde ispatlanması gerekmektedir.
    Öte yandan ceza muhakemesinin amacı, her somut olayda, kanuna ve usulüne uygun olarak toplanan delilerle maddi gerçeğe ulaşıp adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasının önüne geçebilmek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmektir. Gerek 1412 sayılı CMUK gerekse 5271 sayılı CMK adil, etkin ve hukuka uygun bir yargılama yapılması suretiyle maddi gerçeğe ulaşmayı amaç edinmiştir. Bu nedenle ulaşılma imkânı bulunan bütün delillerin ele alınıp değerlendirilmesi gerekmektedir. Diğer bir deyişle adaletin tam olarak gerçekleşebilmesi için, maddi gerçeğe ulaşma amacına hizmet edebilecek tüm kanuni delillerin toplanması ve tartışılması zorunludur.
    Bu bilgiler ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
    Sanık ..."ın, şikâyetçi ..."in silahlı saldırıya uğradığı iddiası ile ilgili olarak yapılan soruşturma sırasında kollukta "...ve ..."ın ellerindeki tabanca ile ..."ın kullandığı araca doğru tahminen altı el silahla ateş ettiklerini" beyan etmesine rağmen bu olayla ilgili açılan kamu davası nedeniyle yapılan duruşma sırasında, soruşturma evresinde kolluğa verdiği ifadeden farklı olarak "sanıkları olay yerinde görmediğini" beyan etmesi nedeniyle mahkeme huzurunda yalan tanıklık yaptığı iddia edilen olayda; ...ve ... hakkında silahla birden fazla kişi tarafından birlikte tehdit, 6136 sayılı Kanuna aykırılık ve mala zarar verme suçlarından yargılama yapan mahkemece sanık ..."ın yalnızca yalan tanıklık suçunu oluşturduğu iddia edilen beyanlarına dayanılarak mahkûmiyet hükmü kurulmayıp olay tutanağı, olay yeri inceleme raporu, olay yeri krokisi, kriminal inceleme raporu, teşhis tutanağı, müşteki ve tanık anlatımları gibi diğer delillere de dayanılması karşısında, sanık ..."ın tanık olarak beyanının alındığı Mersin 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/114 esas sayılı dosyasının getirtilip incelenerek aslı ya da onaylı örneğinin dosya arasına alınması, dosyadaki tüm delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.
    Bu itibarla, Özel Daire kararında bir isabetsizlik bulunmadığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
    SONUÇ :
    Açıklanan nedenlerle,
    1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının REDDİNE,
    2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.01.2018 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi