1. Hukuk Dairesi 2016/18082 E. , 2020/403 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 23.01.2020 Perşembe günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Avukat ... ile temyiz edilen davacı vekili Avukat ... geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Asıl dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, birleştirilen dava ehliyetsizlik hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, ziynet eşyaları ve para için alacak isteğine ilişkindir.
Asıl davada davacı, mirasbırakan ...’nın maliki olduğu ... ve ... parsel sayılı taşınmazlarını davalı oğluna satış suretiyle devrettiğini, temlikin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında adına tescilini, birleştirilen davada ise mirasbırakan ...’nın maliki olduğu ..., ... ... ve ... parsel sayılı taşınmazlarını davalı oğluna devrettiğini, ayrıca mirasbırakanın ölümü ile davalıda kalan para ve ziynet eşyalarının mirasbırakanın terekesinden çıkmadığını, işlemlerin karşılıksız kazandırma niteliğinde olduğunu, taşınmazların temlik tarihinde mirasbırakanın ehliyetli olmayıp işlemlerin baskı ve tehdit ile yapıldığını ileri sürerek, tapu kayıtlarının iptali ile para ve ziynet eşyaları ile birlikte terekeye iadesini, olmadığı takdirde miras payı oranında tapu iptali ve tescile, aynı şekilde para ve ziynet eşyalarının miras payı oranında davalıdan tahsiline, mirasta denkleştirme olarak karar verilmesini istemiştir.
Davalı, iddiaların yersiz olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, muvazaa olgusunun sabit olduğu, ziynet eşyaları ve paranın da davalıda bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; mirasbırakan ...’nın maliki olduğu ..., ..., ..., ... parsel sayılı taşınmazlarını 18.10.2010 tarihinde bağış suretiyle, paydaşı olduğu ... parsel sayılı taşınmazdaki 1/4 payı 17.05.1991, ... parsel sayılı taşınmazlardaki 1/4 payı ise 28.02.1992 tarihinde satış suretiyle davalı oğluna temlik ettiği, 1934 doğumlu nirasbırakan ...’nın 26.12.2013 tarihinde öldüğü, geride mirasçı olarak davacı oğlu ..., davalı oğlu ... ve dava dışı kızları ... ile ...’ün kaldıkları anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun 26 ve 33. maddelerine göre; olayları bildirmek ve ileri sürmek taraflara, bu kapsamda nitelemeyi yapmak ve belirlenecek hukuki tavsifle ilgili olarak tatbik edilecek kanun hükümlerini tesbit ve tayin ederek uygulamak hakime aittir. Öyle ki, hukuki sebep yanlış gösterilmiş veya hiç gösterilmemiş olsa dahi, hakim tarafından en uygun hukuki sebebin bulunması ve ona göre karar verilmesi gerekir.
Somut olayda; iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden, asıl davada muris muvazaası, birleştirilen davada ise ehliyetsizlik hukuksal nedenine dayanıldığı görülmektedir.
Hemen belirtmek gerekir ki; asıl davada temliklerin muvazaalı olduğu saptanmak sureti ile davanın kabul edilmesinde kural olarak bir isabetsizlik bulunmamaktadır ancak, mirasbırakan ... ve ... parsel sayılı taşınmazlarda 1/4 payı temlik ettiği halde davacının dava dışı üçüncü kişilerden temlik aldığı payların da iptal tescil kapsamına alınması doğru değildir.
Öte yandan; birleştirilen davada ehliyetsizlik hukuksal nedenine dayanılmış olup muris muvazaası hukuksal nedenine dayanılmamıştır. Dayanılmış olsa bile temlikler bağış şeklinde yapıldığından ve bağış geçerli işlemlerden olduğundan 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulama yeri yoktur. Davada tenkis talebi de yoktur. Ne var ki, ehliyetsizlik iddiası bakımından bir araştırma yapılmamıştır.
Diğer taraftan; murise ait olduğu iddia edilen altın ve paranın davalıda olduğu 4721 sayılı TMK"nun 6. ve 6100 sayılı HMK"nun 190. maddeleri uyarınca usulünce kanıtlananmıştır.
Hal böyle olunca; asıl dava bakımından ... ve ... parsel sayılı taşınmazlar yönünden 1/4 pay üzerinden davacının mirasçılık belgesindeki payı oranında davanın kabulüne karar verilmesi, birleştirilen dava bakımından ise mirasbırakanın temlik tarihlerinde ehliyetli olup olmadığı yönünde Adli Tıp Kurumundan rapor alınarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi, altın ve paralar yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirme ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davalının yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 02.01.2020 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden davalı vekili için 2.540.00. TL. duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilenden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 23.01.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.