Abaküs Yazılım
1. Hukuk Dairesi
Esas No: 2016/13860
Karar No: 2020/414
Karar Tarihi: 23.01.2020

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2016/13860 Esas 2020/414 Karar Sayılı İlamı

1. Hukuk Dairesi         2016/13860 E.  ,  2020/414 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
    DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

    Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından süresinde duruşma istemli olarak temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 23.01.2020 Perşembe günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Avukat ... ile temyiz edilen davacı vekili Avukat ... geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
    -KARAR-
    Dava, hile (aldatma) hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
    Davacı, adına kayıtlı ... ada ... parsel sayılı taşınmazdaki ... nolu bağımsız bölümünü daha önceden tanıdığı dava dışı ... aracılığı ile davalı ...’a satma konusunda anlaştıklarını, davalının, bir kısım altınlarını bozdurması gerektiği, bu sebeple taşınmazın bedelini tapu ferağı sırasında ödeyeceği telkini üzerine aracı olan şahsı tanıyor olmasından duyduğu güven nedeni ile satış bedelinin devir işlemi sırasında ödeneceğini düşünerek 14.11.2014 tarihinde dava konusu taşınmazı davalıya devrettiğini, ancak davalının sürekli kendisini oyalayarak satış bedelini ödemediğini, hileli davranışlarla taşınmazının elinden alındığını belirterek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
    Davalı, dava konusu taşınmazı bedelini ödemek suretiyle satın aldığını, nitekim bu hususun dava konusu taşınmazın satışına ilişkin resmi senet ile de sabit olduğunu, resmi senedin aksinin aynı nitelikte bir belge ile ispat edilebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
    Mahkemece, satış bedelinin ileriki tarihlerde ödeneceğine dair taraflar arasında bir anlaşma bulunmamakta olup aksine davacıda bedelin hemen ödeneceğine dair güven ortamı oluşturularak tapunun devrinin sağlandığı, satış bedelinin ödenmediği, bu haliyle davacının hileye maruz bırakıldığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, davacının adına kayıtlı ... ada ... parsel sayılı taşınmazdaki mesken nitelikli ... nolu bağımsız bölümünü 14.11.2014 tarihinde satış yolu ile davalı ...’a devrettiği, davalının sürekli oyalarak dava konusu taşınmazın satış bedelini ödemediğini, hileye maruz bırakılarak taşınmazın devrinin sağlandığını ileri sürerek tapu iptali ve tescil isteği ile eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.
    Bilindiği üzere, "hile"(aldatma); genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hatada yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu"nun(TBK) 36/1. (818 sayılı Borçlar Kanunu"nun(BK) 28/1.) maddesinde açıklandığı gibi; taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse, yanılma(hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
    Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiçbir şekle bağlı değildir. Hilenin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde, sözleşmenin karşı tarafına yöneltilecek tek taraflı bir irade açıklaması ile bildirilebileceği gibi def"i veya dava yoluyla da kullanılabilir.
    Somut olaya gelince; davalının cevap dilekçesinde tanık deliline dayandığı ve 28.10.2015 tarihli dilekçesi ile de tanık isimlerini bildirdiği, ne var ki Mahkemece 24.03.2016 tarihli celsede; “davanın hukuki niteliği dosyanın kapsamlı ve mevcut delil durumu dikkate alınarak davalı tanıklarının dinlenilmesinin yargılamaya yenilik katmayacağı anlaşılmakla bu aşamada dinlenilmesinden vaz geçilmesine” şeklinde ara karar kurularak davalı tanıklarının dinlenmediği, bu nedenle eksik araştırma ve inceleme neticesinde sonuca gidilerek karar verildiği anlaşılmaktadır.
    Hâl böyle olunca, yukarıda değinilen ilkeler doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılması, tarafların bildirdikleri ve bildirecekleri delillerin eksiksiz toplanması, davalı tanıklarının da dinlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
    Davalının yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 02.01.2020 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 2.540.00. TL. duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilenden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 23/01/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi