22. Hukuk Dairesi 2016/879 E. , 2016/4015 K.
"İçtihat Metni"Y A R G I T A Y İ L A M I
MAHKEMESİ : İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, bozmaya uyarak isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde duruşmalı olarak davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş ise de; duruşma gününün taraflara tebliği için davetiyeye yapıştırılacak posta pulu bulunmadığından duruşma isteğinin reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalıya ait yurtiçi ve yurtdışı şantiyelerinde aralıklarla borucu postabaşı olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız şekilde işverence feshedildiğini ve haklarının ödenmediğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile izin alacaklarını istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, zamanaşımı def"ini ileri sürmüş, ayrıca husumet itirazında bulunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraflarca temyizi üzerine Dairemizce, davacının aralıklı olan ve farklı şekillerde sona eren çalışmalarının tasfiye edilmiş mi kabul edileceği yoksa son dönem hizmet süresine eklenmesi mi gerektiği yönünde sunulan belgeler de dikkate inceleme ve değerlendirme yapılması gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyan mahkemece, bilirkişiden ek rapor aldırılmış ve aldırılan rapor doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davacı ve davalı temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacıya dava konusu alacaklar ile ilgili yapılan ödemeler ve davacının aralıklı önceki dönem çalışmalarının kıdem tazminatına esas sürenin tespitinde nazara alınıp alınmayacağı noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu"nun 120. maddesi uyarınca yürürlüğü devam eden mülga 1475 sayılı İş Kanunu"nun 14/2. maddesi, işçinin aynı işverene bağlı olarak bir ya da değişik işyerlerinde çalıştığı sürelerin kıdem hesabı yönünden birleştirileceğini hükme bağlamıştır. O halde kıdem tazminatına hak kazanmaya dair bir yıllık sürenin hesabında da işçinin daha önceki fasılalı çalışmaları dikkate alınmalıdır. Bununla birlikte, her bir fesih şeklinin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde gerçekleşmesi hizmet birleştirmesi için gerekli bir şarttır. İşçinin önceki çalışmaları sebebiyle kıdem tazminatı ödenmişse, aynı dönem için iki defa kıdem tazminatı ödenemeyeceğinden, tasfiye edilen dönemin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması mümkün olmaz. Ancak, aynı işverene ait bir ya da değişik işyerlerinde çalışılan süre için kıdem tazminatı ödenmemişse, bu süre aynı işverende geçen sonraki hizmet süresine eklenerek son ücret üzerinden kıdem tazminatı hesaplanmalıdır. Zamanaşımı def"inin ileri sürülmesi halinde önceki çalışma sonrasında ara verilen dönem on yılı aşmışsa, önceki hizmet bakımından kıdem tazminatı hesaplanması mümkün olmaz.
Davacının aralıklı çalışmalarının her birinin iş sözleşmesinin feshi ile sonlanıp sonlanmadığı belirlenmeli ve bu feshe göre işçiye kanuni haklarının ödenip ödenmediği tespit olunmalıdır. Feshe göre işçilik haklarının ödendiği belirlendiğinde, önceki çalışmalarının tasfiye edildiği kabul edilmeli ve tazminat hesabı açısında daha sonraki çalışma süresine eklenmemelidir. Ancak yapılan ödemelerin kanuni hakların altında kaldığının anlaşılması halinde yine tasfiye esası benimsenmekle birlikte zamanaşımı def"i sebebiyle zamanaşımına uğramamış dönem için belirlenen fark alacaklar, her bir dönem ücretine göre belirlenmeli ve istekler yönünden karar verilmelidir.
İşçinin iş sözleşmesi feshedilmediği halde çeşitli sebeplerle kıdem tazminatı adı altında yapılan ödemeler avans niteliğinde sayılmalıdır. İşçinin iş sözleşmesinin feshinde kıdem tazminatına hak kazanılması durumunda, işyeri ya da işyerlerinde geçen tüm hizmet sürelerine göre kıdem tazminatı hesaplanmalı, daha önce avans olarak ödenen miktar kanuni faiziyle birlikte mahsup edilmelidir.
Somut olayda; mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen, bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği ve dosyadaki delil ve belgelerin değerlendirilmesinde hukuki hataya düşen bilirkişi raporuna itibarla sonuca gidildiği anlaşılmaktadır. Dosya kapsamı yönünden, her bir çalışma dönemi ve her bir çalışma dönemine ilişkin sunulan ibraname, ödeme belgesi veya banka kaydı açışından ayrı ayrı değerlendirme yapılmalı ve hizmetlerin tasfiye edilip edilmediği belirlenmelidir.
Davacının 17.10.1980-01.07.1982, 01.07.1982-30.04.1983, 12.05.1983- 01.06.1984 ve 15.11.1986-01.04.1987 tarihleri arasındaki çalışmaları bakımından, dosyaya sunulmuş bir ibraname veya ödeme belgesi bulunmamaktadır. Bu sebeple, bu dönemlerin tazminata esas süreye eklenmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Davacının 26.09.1988-09.09.1991 tarihleri arasındaki çalışması bakımından, davacıya “ücret bordrosu” başlıklı toplu olarak düzenlenen ve her bir kalem için ayrı ayrı tutarların yer alıp her bir tutarın karşılığının davacı tarafından imzalandığı bordro ile kıdem ve ihbar tazminatı ile izin ücreti ödendiği ve davacının bir sonraki çalışmasının 20.09.1993 tarihinde başladığı sabittir. Aynı dönem için düzenlenen 09.09.1991 tarihli ve işçi tarafından ihtirazı kayıtsız olarak imzalanmış olan ”ibraname- feragatname” başlıklı miktar içermeyen ibranamede de kıdem ve ihbar tazminatı ile izin ücretini aldığının yazılı olduğu, bu ibranamenin ödemeye ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacının 26.09.1988-09.09.1991 tarihleri arasındaki çalışmasının tasfiye edildiğinin kabulü gerekir. Dava tarihi itibariyle tasfiye tarihinden itibaren on yıllık zamanaşımı süresi dolduğuna göre, yapılan ödemenin alacakları tam olarak karşılayıp karşılamadığının da bir önemi yoktur. Belirtilen dönem tazminata esas süreye eklenmemelidir.
Davacının 20.03.1993-07.05.1994 tarihleri tarihleri arasındaki çalışması bakımından, mayıs 1994 bordrosu ile kıdem tazminatı tahakkuk ettirildiği ve bordronun işçi tarafından imzalandığı anlaşılmaktadır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise bu dönem bakımından ihbar tazminatının da ödendiği belirtilmiş olmasına rağmen, dosyada ihbar tazminatı ödemesine ilişkin bir belgeye rastlanmamıştır. Bu sebeple ihbar tazminatının ödenip ödenmediği araştırılmalıdır. İhbar tazminatının ödendiğinin tespiti halinde, bu dönemin tasfiye edildiğinin kabulü gerekir. Dava tarihi itibariyle tasfiye tarihinden itibaren on yıllık zamanaşımı süresi dolduğuna göre, yapılan ödemenin alacakları tam olarak karşılayıp karşılamadığı araştırılmaksızın bu dönem tazminata esas süreye eklenmemelidir. İhbar tazminatı ödemesi bulunmadığının tespiti halinde ise, bu dönem tazminata esas hizmet süresine eklenmeli ve yapılan kıdem tazminatı ödemesi faiziyle birlikte mahsup edilmelidir.
Davacının 07.07.1996-30.04.1997 ve 29.06.1998- 25.04.1999 tarihleri arasındaki çalışmaları bakımından, dosyaya sunulmuş bir ibraname veya ödeme belgesi bulunmamaktadır. Bu sebeple, bu dönemlerin tazminata esas süreye eklenmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Davacının 14.01.2003-13.01.2004 tarihinde sona eren çalışması bakımından, 13.01.2004 tarihli ve işçi tarafından ihtirazı kayıtsız olarak imzalanmış olan “ibraname- feragatname ” başlıklı miktar içermeyen ve kıdem ve ihbar tazminatı ile izin alacaklarının ödendiğinin yazılı olduğu ibraname bulunmaktadır. Savunma ile çelişmeyen ve ihtirazı kayıt içermeyen bu ibranameye itibar edilmeli ve davacının 14.01.2003-13.01.2004 tarihleri arasındaki çalışma döneminin ibraname ile tasfiye edildiği kabul edilmelidir. Belirtilen dönem tazminata esas süreye eklenmemelidir.
Davacının 19.09.2004-27.12.2004 tarihleri arasındaki çalışması bakımından, 25.12.2004 tarihli ve işçi tarafından ihtirazı kayıtsız olarak imzalanmış olan “ibraname- feragatname ” başlıklı miktar içermeyen ve kıdem ve ihbar tazminatı ile izin alacaklarının ödendiğinin yazılı olduğu ibraname bulunmaktadır. Savunma ile çelişmeyen ve ihtirazı kayıt içermeyen bu ibranameye itibar edilmeli ve davacının 19.09.2004-27.12.2004 tarihleri arasındaki çalışma döneminin çalışma süresine göre hak kazandığı ihbar tazminatı ödenerek ibraname ile tasfiye edildiği kabul edilmelidir. Belirtilen dönem tazminata esas süreye eklenmemelidir.
Davacının 01.05.2005-19.07.2007 tarihleri arasındaki çalışması bakımından, dosyadaki 12.02.2006 tarihinde tebellüğ edildiği anlaşılan “ihbar öneli” başlıklı belgede çalışmanın 15.01.2006 tarihinde sona ereceği yazılmış olduğundan belgenin usulsüz olduğu ve 12.02.2006 tarihli ibranamenin de çalışma devam ederken alındığından buna itibar edilemeyeceği anlaşılmaktadır. Bu döneme ilişkin başkaca ödeme belgesi de sunulmamıştır. Bu sebeple, davacının 01.05.2005-19.07.2007 tarihleri arasındaki çalışmasının tazminata esas süreye eklenmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Davacının son çalışması 22.08.2007-06.01.2008 tarihleri arasında gerçekleşmiş olup, son dönem bakımından dosyaya sunulmuş bir ibraname veya ödeme belgesi bulunmamaktadır.
Tüm delil ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde sonuç olarak; öncelikle 20.03.1993-07.05.1994 tarihleri arasındaki dönemin de son hizmete eklenip eklenmeyeceği belirlendikten sonra; eklenmesi gerektiğinin tespiti halinde, son ücret üzerinden hesaplanan alacaklardan bu dönem için yapılan ödeme faiziyle birlikte mahsup edilmelidir. Bu dönemin tazminata esas son döneme eklenmemesi gerektiğinin tespiti halinde ise, davacının 22.08.2007-06.01.2008 tarihleri arasındaki son dönem çalışmasına 17.10.1980-01.07.1982, 01.07.1982-30.04.1983, 12.05.1983- 01.06.1984, 15.11.1986-01.04.1987, 07.07.1996- 30.04.1997, 29.06.1998-25.04.1999 ve 01.05.2005-19.07.2007 tarihleri arasındaki çalışma süreleri eklenmeli ve dava konusu alacaklar buna göre son ücret üzerinden hesaplanıp hüküm altına alınmalıdır.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 16.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.