17. Hukuk Dairesi 2010/1535 E. , 2010/4116 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... 18. Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalının zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu müvekkiline ait aracın neden olduğu kazada, zarar gören üçüncü kişinin müvekkili aleyhine açtığı dava sonunda belirlenen meblağı icra dosyasına ferileriyle birlikte 15.589,00 TL olarak 14.07.2004 günü ödediklerini, müvekkilinin davalı sigortaya rücu hakkı doğduğunu, maddi tazminatın asıl alacak bölümünün 2.440.94 TL olduğunu ileri sürerek, ıslahla birlikte asıl alacak ile temerrüt faiz ve yargılama gideri, harç ve vekalet ücreti toplamı 8.513,12 TL’nin temerrüt faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin 2.440.94 TL için, davacının iddia ettiği gibi 30.10.2000 günü değil, bilirkişi raporundaki görüş gibi o davanın ihbarına 8 iş günü ilavesiyle 03.08.2003 günü temerrüdün gerçekleştiğini, işlemiş faizin başlangıcının bu tarih olduğunu savunmuştur.
Mahkemenin, sigortanın temerrüdünün 03.08.2003 günü oluştuğu, buna göre davalının 4.657.70 TL ile sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın anılan meblağ üzerinden kısmen kabulüne ilişkin kararı, Yargıtay 11 HD’nce davacı yararına bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyulmuş, getirtilen önceki dava dosyasına göre, zarar görenin davalı sigortaya 30.10.2000 tarihinde başvurması üzerine, davalı sigortanın 12.01.2001 tarihinde ödeme yaptığı, buna göre zarardan haberdar olduğu, bunun sonucuna göre davalı sigortanın tüm tazminat için 09.11.2000 tarihinde temerrüde düştüğünün kabulünün
gerektiği, buna göre yapılan hesaplamaya göre de davacının 8.513,12 TL istiyeceği gerekçesiyle, davanın kabulüne anılan meblağa 14.07.2004 ödeme tarihinden itibaren uygulanacak faiziyle davalıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Yargıtay bozma ilamında belirtildiği üzere, temyize konu uyuşmazlık, davalı sigortanın 03.08.2003 tarihinden önce zarar miktarının tamamına yönelik olarak temerrüde düşüp düşmediği, dolayısıyla işlemiş faiz miktarının davacı aleyhine az hesaplanıp hesaplanmadığı hususlarındadır. Buna göre mahkemece, yaralanan üçüncü kişi için yapılan tedavi giderlerine ilişkin olarak, bu kişi için kısmi tedavi giderinin tahsil edilip edilmediği, bakiye tedavi giderlerine ilişkin hakkının saklı tutulup tutulmadığı, üçüncü kişinin tedavisinin niteliğinin ne olduğu, zararın tüm sonuçları ile ortaya çıkmasını davalının beklemesi gerekip gerekmediği, üçüncü kişinin kısmi ödemesi varsa bu sırada davalıyı bakiye zarar için ibra edip etmediği, o davanın ihbarından önce davalının tedavi giderlerinin bakiyesine ilişkin miktar için temerrüde düşüp düşmediği hususlarının araştırılması gereklidir.
Mahkemece bozma ilamında belirtilen hususlarda araştırma yapılmaksızın bilirkişi raporu alınmış, ancak mahkemenin ilk kararına uygun olacak şekilde temerrüdün 03.08.2003 tarihinde oluştuğu yönündeki bu rapora itibar edilmemiş, bu raporun aksine olan ve bozulan ilk karardan önce alınıp ilk kararda itibar edilmeyen ek rapora göre, yeterli bir gerekçe de açıklanmadan temerrüdün 09.11.2000 tarihinde oluştuğu kabul edilerek, asıl alacağa dönüşmüş işlemiş faiz buna göre kabul edilmiştir.
Bu durumda mahkemece, uyulan bozma ilamında açıklanan hususların araştırıldıktan sonra, gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırılması ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış ve bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 03.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.