8. Hukuk Dairesi 2012/7338 E. , 2013/1206 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tazminat
... ile Hazine, ... ve ihbar olunan ... aralarındaki tazminat davasının kabulüne dair ... 16. Asliye Hukuk Mahkemesi"nden verilen 14.03.2012 gün ve 91/81 sayılı hükmün Yargıtay"ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili; dava dilekçesinde mevki ve sınırları bildirilen bir parça taşınmazın 1956 yılında yapılan kadastro çalışmalarında “ekilemez arazi” vasfı ile tespit harici bırakıldığını, kadastrodan sonra davacı tarafından imar ihya edilerek 20 yılı aşkın bir süre tarım arazisi olarak kullanılmakta iken 2003 yılında 1455 parsel olarak Hazine adına idari yoldan tescil edildiğini, aynı yıl “mera” vasfı ile sınırlandırıldığını ve sonrasında cins değişikliği yapılarak TOKİ adına tescil edildiğini açıklayarak taşınmazın mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespitiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000 TL"nin davalılar Hazine ve Yenimahalle Belediye Başkanlığı"ndan yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olup zilyetlikle edinilemeyeceğini ve davalı ... vekili ise, husumetten davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, açılan davanın Yenimahalle Belediye Başkanlığı yönünden husumet nedeniyle reddine, Hazine yönünden davanın kısmen kabulü ile 20.09.2011 tarihli teknik bilirkişi raporunda B harfi ile gösterilen 8.286 m2"nin davacı lehine zilyetlikle kazanma koşulları gerçekleştiğinden davacıya ait olduğunun tespitiyle 10.000,00 TL"nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı Hazine"den tahsiline karar verilmiştir. Hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından, dava konusu 1455 parsel sayılı taşınmazın 1956 yılında yapılan kadastro çalışmalarında tespit harici bırakılmış iken, 2002 yılında mera vasfı ile sınırlandırıldığı ve 2006 yılında cins değişikliği yapılarak Hazine adına tescil edildikten sonra 29.08.2006 tarihinde TOKİ"ye bedelsiz olarak devredildiği saptanmıştır. Mahallinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar taşınmazın “taşlık” vasfındayken davacı tarafından 1975 yılında sürülerek tarım arazisi olarak
.
2012/7338-2013/1206
kullanılmaya başlandığını bildirmiş ancak aynı keşfe iştirak eden jeodezi mühendisi bilirkişi taşınmazın 1975 tarihli hava fotoğrafında tarımsal faaliyet yapılan yerlerden olmadığını bildirmiştir. Mahkemece taşınmazın hangi vasıfla tespit harici bırakıldığı Kadastro Müdürlüğü"nden sorulmadığı gibi usulüne uygun mera araştırması yapılmamış, taşınmazın imar planı kapsamında kalıp kalmadığı yerel ve Büyükşehir Belediyesinden sorulmamıştır.
Hal böyle olunca, Mahkemece yapılacak iş: öncelikle, dava konusu taşınmazın tapu kaydı ilk oluşum tarihinden itibaren tüm tedavüllerini gösterir şekilde Tapu Müdürlüğü"nden istenmeli, hangi nedenle tespit harici bırakıldığı, keşif sonucu düzenlenen kroki gönderilmek suretiyle Kadastro Müdürlüğü"nden, imar ihyaya muhtaç yerlerden ise taşınmazın bulunduğu bölgede 1/1000 ve 1/5000"lik imar planları bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise hangi tarihte kesinleştiği ilgili yerel ve Büyükşehir Belediyeleri Başkanlıklarından, davacı adına belgesizden tespit edilen taşınmaz bulunup bulunmadığı Kadastro Müdürlüğü"nden sorulmalı, taşınmaza ilişkin tahsisli mera kaydı bulunup bulunmadığı İl ve İlçe Tarım Müdürlüğü, İl Özel İdare Müdürlüğü ve Tapu Müdürlüğü"nden sorularak varsa mera norm kararı ve mera haritası getirtilerek dosya arasına alınmalı, meradan yararı bulunmayan komşu köyler halkı arasından yöreyi bilen yaşlı bilirkişiler mahkemece belirlenmeli, aynı şekilde komşu köylerden tanıklarını bildirmeleri konusunda taraflara süre ve imkan tanınmalıdır.
Belirtilen eksikliklerin yerine getirilmesinden sonra jeodezi mühendisi, ziraat mühendisi ile teknik bilirkişiden oluşacak bilirkişi heyeti ile yeniden yapılacak keşifte yerel bilirkişi ve tanıklar, HMK"nun 243 ve 244. maddeleri gereğince keşif yerine davetiyeyle çağrılmalı, aynı Kanunun 259 ve 290/2. maddeleri uyarınca uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle yerel bilirkişi ve tanıklar keşif yerinde dinlenmeli, varsa norm kararları ile mera haritası teknik yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla keşifte uygulanmalı, dava konusu taşınmazın tahsisli mera ve kadim meradan açılmak suretiyle elde edilen yerlerden olup olmadığı, mera niteliğinde olmayıp imar ihyaya muhtaç yerlerden olması halinde hangi tarihte kim tarafından ne şekilde imar ihyasına başlandığı, imar ihyanın hangi tarihte bittiği, tarımsal amaçlı zilyetliğinin hangi tarihte başladığı ve dava tarihine kadar kim tarafından ne şekilde sürdürüldüğü yerel bilirkişi ve tanıklardan sorulmak suretiyle açıklığa kavuşturulmalı, beyanlar arasında çelişki bulunması halinde HMK"nun 261. maddesi gereğince giderilmesine çalışılmalı, tanık ve bilirkişi sözleri ilmi esaslara göre hazırlanan bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, ziraat mühendisi bilirkişiden Yargıtay denetime uygun gerekçeli rapor temin edilmeli, hava fotoğraflarını uygulayan jeodezi mühendisinden taşınmazları ilgili hava fotoğrafları üzerinde niteliğini belirtmek suretiyle göstermesi istenmeli ve bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeliyken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Ayrıca 3402 sayılı Kadastro Kanunu"nun 14.maddesi hükmüne göre; zilyetliğin bu Kanunda yazılı belgelerden birisi ile ispatı yoluna gidilmeyen hallerde, zilyedin aynı çalışma alanı içinde kazanabileceği miktar sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümü geçmeyecektir. Mahkemece Tapu Müdürlüğü ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğü"nden gerekli araştırma yapılmış ise de belgesizden edinilen taşınmazlar olup olmadığı Kadastro Müdürlüğü"nden sorulmamıştır. Belgesizden edinilen taşınmaz bulunup bulunmadığı o yer Kadastro Müdürlüğünden sorularak ve davacı adına belgesizden tespit edilen taşınmazlara ait tutanakların getirtilerek 3402 sayılı Yasanın 14. maddesindeki limitlerin gözönüne alınmamış olması da doğru değildir.
-3-
2012/7338-2013/1206
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan tüm bu nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK"nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK"nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK"nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK"nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 07.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.