20. Hukuk Dairesi 2014/10185 E. , 2015/4254 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Kadastro sırasında ... kasabası, ... mahallesi 311 ada 8 parsel sayılı 6875.71 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, ham toprak niteliği ile adına tesbit edilmiştir.
Davacı gerçek kişi, çekişmeli taşınmazın kendi zilyetliğinde olduğu iddiasıyla dava açmıştır.
Mahkemece, davanın kabulüne ve dava konusu parselin davacı adına tapuya tesciline dair verilen kararın, davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 04/06/2009 tarih ve 2009/4889 - 9207 sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma ilâmında özetle; [Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; çekişmeli taşınmaz ham toprak vasfı ile tesbit edilmiş olup davacı gerçek kişi zilyetliğe dayalı olarak bu davayı açmıştır. Uzman orman bilirkişi çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman sınırları dışında kaldığını açıklayarak taşınmazın tahdit hattına göre konumunu göstermiştir. Ancak, orman bilirkişi tarafından çekişmeli taşınmazın büyük bölümünün eski tarihli memleket haritasında da yeşil renkli ormanlık alanda kaldığı anlaşılmaktadır. Dava konusu taşınmazın kesinleşen orman sınırları dışında kalması bu taşınmazın zilyetlik ile iktisap edileceği anlamına gelmez. Kaldı ki; davalı ...nin temyiz dilekçesi ile sunduğu fotoğraflara bakıldığında zilyetliğe konu bir yer olup olmadığı da tartışmalıdır. Ayrıca, çekişmeli taşınmazın eğiminin teraslama ile % 10’a indirildiği açıklanmış ise de doğal eğimin ne olduğu da belirtilmemiştir. Oysa, yüksek eğimli funda ve makilerle kaplı alanlar orman ve toprak muhafaza karakteri taşıması nedeniyle 6831 sayılı Kanunun 1/J maddesi kapsamı dışında aynı Kanunun 1/1. maddesi gereğince orman sayılan yerdir. 15.07.2004 tarihli Resmî Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 23/p maddesinde "Orman ve orman toprak muhafaza karakteri, üzerindeki bitki formasyonu ile taşkınları, şiddetli yağış sonrası oluşan zararlı akışları, toprak erozyonu, toprağın strüktür ve tekstürünün, bozulmasını önleyici, su verimini artırıcı etkisi bulunan ve eğimi yüzde on ikiden fazla olan yerlerdir." şeklinde tanımlanmış ve yine aynı Yönetmeliğin "Devlet Ormanı Olarak Sınırlandırılacak Yerler" başlığını taşıyan 26/j maddesi "Orman ve toprak toprak muhafaza karakteri taşıyan funda ve makilik alanların Devlet Ormanı olarak sınırlandırılacağını" aynı maddenin ikinci fıkrasında "Orman rejimine girmiş olan bu gibi yerlerin komisyonlarca herhangi bir nedenle sınırlama dışı bırakılmış veya orman sayılmamış olmasının bu yerlerin orman olma vasfını ortadan kaldırmayacağı" konularında hükümler bulunmaktadır.
Ayrıca 3402 sayılı Kadastro Kanunun 17. maddesi gereğince orman sayılmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen ve il, ilçe ve
kasabaların imar planları kapsamında kalmayan araziden masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilip tarıma elverişli hale getirilen (ev ve benzeri tesisler yapmak, dışarıdan toprak getirilerek tarıma elverişli hale getirmek imar ve ihya olarak kabul edilemez) ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihten tescil davasının açıldığı ya da tesbit tutanağının düzenlendiği güne kadar 20 yıl süreyle zilyet edildiği ileri sürülerek tapuya tescili istenen taşınmazların, Kadastro Kanunun 14. maddesinde yazılı diğer koşulların yanında niteliğinin, imar ve ihya edildiğinin ve üzerinde sürdürülen zilyetliğin, başlangıç ve süresinin, kullanılıp kullanılmadığının ve tasarruf sınırlarının ne olduğunun takdiri delil olan yerel bilirkişi ve tanık sözleri yanında, gerçeğin bir resmi olan en eski tarihli hava fotoğrafı ile gerçeğin modeli olan memleket haritaları ile dava ya da kadastro tesbit tarihinden 15 - 20 yıl önce en az iki zamanda birbirini izleyen bindirmeli olarak çekilen çiftli hava fotoğrafları ve bu fotoğrafların yorumlanması ile üretilen memleket haritaları ve standart topografik fotogrametri yöntemi ile düzenlenen kadastro haritalarının, özellikle ön bindirmeli çekilen ve birbirini izleyen stereoskopik çift hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelenip kesin olarak belirlenmesi gerekir. Somut olayda mahkemece, anlatılan biçimde bir araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Değinilen yönler gözetilerek yeniden yapılacak inceleme sonucu oluşacak sonuca göre hüküm kurulması] gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucu; davanın kısmen kabulüne, dava konusu ... ilçesi, ...-... mahallesi 311 ada 8 sayılı parselin kadastro tespitinin iptaline, fen bilirkişi İbrahim Uzuner"in 05/05/2014 havale tarihli raporuna ekli krokide, çekişmeli parselden (A) harfi ile gösterilen 3505,96 m2"lik bölümünün bahçe vasfıyla ... oğlu ... adına tapuya kayıt ve tesciline, (B), (B1) ve (A1) harfleri ile gösterilen sırasıyla 777,74 m2, 481,14 m2 ve 2110,86 m2 yüzölçümündeki bölümlerinin ise ayrı ayrı ham toprak vasfıyla ... ...si adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından davacı adına teciline karar verilen kısma yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 18.06.1994 tarihinde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması vardır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından orman kadastrosu, eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın (A) harfli kısmının orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve adına tescil kararı verilen kişi yararına 3402 sayılı Kanunun 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Kanununun değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 14/05/2015 tarihinde oy birliği ile karar verildi.