23. Hukuk Dairesi 2011/3280 E. , 2012/1623 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali, tescil ve tazminat davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı kooperatif vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde taraflardan gelen olmadığından incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatif ortağı iken ortaklıktan ihraç edildiğini, ihraç kararının iptali için açılan dava görülmekte iken ihtiyati tedbir kararı bulunmasına rağmen müvekkiline tahsis edilen konutun davalı ... adına tapuya tescil edildiği ve anılan davalı tarafından konut kredisi almak için davalı bankaya ipotek verildiğini, kredi borcunun ödenmemesi üzerine bu kez davalı banka tarafından girişilen icra takibinde ihaleyle diğer davalı ... adına tapuya tescil edildiğini, yapılan işlemlerin yolsuz ve batıl olduğunu ileri sürerek, öncelikle ihalenin feshine ve dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tapuya tesciline, bu istem kabul edilmezse taşınmazın satış değeri olan 43.000,00 TL" nin temerrüt faiziyle birlikte davalı kooperatif ve ..."tan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı kooperatif vekili, davalı ve kendisiyle birlikte hareket eden ortakların aidat ödemeyip genel kurulların iptali davaları açarak kooperatifi maddi yönden zor durumda bıraktığını, inşaatın diğer ortakların ödediği aidatlarla tamamlandığını, davacının aidat ödemesinin normal aidat ödeyen ortaklara nazaran düşük olduğu ve davacının kooperatife borcu bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, uyulmasına karar verilen bozma ilamı ve dosya kapsamına göre, ihalenin feshi davasının İcra Mahkemesi"nin görevi alanına girmesi nedeniyle istemin bu kısmının ayrılarak görevli İcra Mahkemesine gönderilmesine, davacının davalı banka ve ... aleyhine açtığı davayı takip etmemesi nedeniyle bu davalılara yönelik davaların HMUK"nun 409. maddesi gereğince işlemden kaldırılmasına ve bu kişilere yönelik davanın bu davadan ayrılarak ayrı bir esasa kaydına, diğer davalılara yönelik istem bakımından ise, davacının davalı kooperatifin ortağı olduğu, hakkındaki ihraç kararı kesinleşmeden tahsis edilen dairenin kooperatifçe diğer davalı ... adına tapuya tescil edildiği, davacıya verilecek konut bulunmadığından davacının tazminat isteminin haklı olduğu, normal ödeme yapan bir ortağın yaptığı ödeme nedeniyle bir yararlanmasının bulunmaması nedeniyle davacının ödediği miktarın istirdadını isteyebileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile 43.000,00 TL "nin davalı kooperatif ve ..."tan faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı kooperatif vekili temyiz etmiştir.
Dava, kendisine konut verilmeyen ortağa verilecek tazminatın tahsili istemine ilişkindir. Bu tür davalarda verilecek tazminatın hesaplanma ilkesi aşağıdaki gibi formüle edilmiştir.
a-Önce ortaklara tahsis edilen konutun dava değeri itibariyle rayiç değeri hesaplanmalıdır.
b-Davalı kooperatife normal ödentilerini gerçekleştiren bir ortağın ödemelerinin ödeme yaptıkları tarihler itibariyle toplam ödemeleri dava tarihine kadar ( toptan eşya fiyat endeksi " TEFE" artış ortalama rakamları esas alınarak) taşınarak güncel değeri bulunmalıdır.
c-Bundan sonra yukarıda (a) maddesinde bulunan değerden (b) maddesinde bulunan değer çıkarılarak kooperatife normal ödeme yapan bir ortağın bu ödemelerine karşı ne miktarda yararlanma elde ettikleri ortaya çıkarılmalıdır.
d- Bunu takiben davacı eksik ödeme yapan ortağın ödentileri (b) maddesindeki ilkelere göre dava tarihine taşınarak eksik ödeme miktarı güncelleştirilmelidir.
e- Bu hesaplamalardan sonra normal ödentilerini gerçekleştiren bir ortağın yukarıda (b) maddesinde bulunan ödemelerinin güncel değerinin karşılığı yine yukarıda (c) maddesinde bulunan bir yararlanmayı sağladığına göre davacının (d) maddesinde eksik ödemelerinin güncel değerinin ne miktarda yararlanması gerektiği orantı kurallarına göre belirlenmelidir. Yani sonuç olarak (d) maddesinde bulunan miktar (c ) maddesinde bulunan değerle çarpıldıktan sonra bulunan rakamın (b) maddesinde bulunan miktara bölünmesi sonucu bulunacak miktarın (d ) maddesinde bulunan davacı ödemelerinin güncel değerinin ilave edilmesi sonucu bulunacak miktar davacı ortağın davalı kooperatiften talep etmesi mümkün olan zarar tutarıdır.
Mahkemece de belirlenen yönteme göre hesaplama yapılmaya çalışılmıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, ödemelerini düzenli yapan bir ortağın ödemelerinin güncel değerinin taşınmazın rayiç değerinden fazla olması nedeniyle kooperatifçe verilecek taşınmaz nedeniyle artı değer elde edilmediğinden davacının ödediği aidatların güncel değerini isteyebileceği ihtimali ve konut tahsis edilemeyen ortağın diğer ortaklar gibi zarara iştirak etmesi gerektiği ihtimallerine göre hesaplama yapılmış, mahkemece ilk hesaplama yöntemi benimsenerek karar verilmiştir. Mahkemenin anılan kabul tarzı yerinde değildir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 23. maddesi hükmüne göre kooperatif ortakları hak ve yükümlülükte eşit olup normal ödemesini yapan bir ortakla daha az ödeme yapan ortak arasında eşitsizlik oluşmaması açısından mahkemece de benimsenen hesaplama yönteminin (e) bendinin de uygulanarak bilirkişinin ikinci hesaplama yöntemiyle bulunan miktara hükmedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı kooperatif vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı kooperatif yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 02.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verilidi.