17. Hukuk Dairesi 2015/7535 E. , 2017/8083 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili; müvekkilinin davalı ... ile yapmış olduğu bir alış veriş nedeni ile aldığı 200.000,00 TL"lik bonodan kaynaklanan alacağın tahsili amacı ile ... 1. İcra Müdürlüğünün 2012/4359 nolu dosyası ile 27/12/2012 tarihinde icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin tebliğinden sonra müvekkili tarafından yapılan araştırmada davalı ..."ın ... 4. İcra Müdürlüğünün 2012/8460 nolu dosyasındaki alacağını alacağın temliki yoluyla muvazaalı bir şekilde diğer davalı ..."ye devrettiğinin tespit edildiğini, davalı ..."ın müvekkiline olan borcunu ödemeden kaçınmak amacıyla söz konusu tasarrufu yaptığını belirterek, davalı ... tarafından muvazaalı bir tasarrufla diğer davalı ..."ye yapılan ... 4. İcra Müdürlüğünün 2012/8460 nolu dosyasındaki alacağın temlikine ilişkin tasarrufun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili; müvekkilinin davalı ..."tan ... 4. İcra Müdürlüğünün 2012/8460 nolu dosyasını 15/08/2012 tarihinde iyi niyetli olarak alacağına karşılık olarak temlik aldığını, tasarrufun iptali davasının koşullarının gerçekleşmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia ve toplanan delillere göre; takip dosyası içeriğinden davalı borçlu adına kayıtlı bir kısım taşınmazlar üzerine konulmuş hacizlerin olduğu, davacı tarafından da herhangi bir aciz belgesi sunulmadığından dava ön şartı yokluğu nedeni ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK"nun 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması,borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması,iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278.maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. de araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır.
Mahkemece; somut uyuşmazlıkta aciz vesikası sunulmadığından ve davalı borçlu üzerine kayıtlı taşınmazlara haciz konulduğundan davanın reddine karar verilmiş ise de; icra dosyası kapsamından davalı borçlu ... adına kayıtlı iki taşınmaza davacı tarafından haciz konulduğu, ancak taşınmazlar üzerinde kıymet takdiri yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle; anılan taşınmazlara ait tapu kayıtları istenerek, kıymet takdiri yapılıp borçlunun hissesine düşen kısmın parasal değerinin belirlenmesi, buna göre; davacı önündeki geçerli haciz miktarları da gözönüne
alınarak borçlunun aciz halinde olup olmadığı değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 25/09/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.