12. Ceza Dairesi 2015/12164 E. , 2016/12901 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Dava : 466 sayılı Kanun gereğince tazminat
Hüküm : Davanın reddi
Davacının tazminat talebinin reddine ilişkin hüküm, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Yapılan incelemeye, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davacı vekili ve davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Dava, 466 sayılı Kanun hükümlerine dayalı tazminat istemine ilişkin olup; Ceza Genel Kurulunun 23/03/2010 tarih ve 2009/256 Esas ve 2010/57 sayılı kararında, 466 sayılı Kanunun 2. maddesindeki üç aylık sürenin başlangıcı için 21/04/1975 tarih ve 3-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına atıf yapılarak kesinleşen beraat kararından davacının haberdar olmasının arandığı, ancak adı geçen kararda tazminat davasının ne zamana kadar açılması gerektiğine dair bir açıklama bulunmamakla birlikte hiçbir hakkın sonsuza dek dava konusu yapılamayacağı, özel hukuk kapsamında değerlendirilmesi gereken bu talebin de makul bir süre içinde dava konusu edilmesi gerektiği ve Dairemizce benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.05.2014 tarih, 2014/141 Esas, 2014/229 sayılı kararında da belirtildiği üzere beraat veya kovuşturmaya yer olmadığına dair kararların Yazı İşleri Yönetmeliğine göre süresinde tebliğ edilip kesinleşme tarihinden itibaren her halükarda 10 yıl, kesinleşmiş kararların tebliğinden itibaren ise 3 ay içinde tazminat davalarının açılması gerektiği ve dava süresi açısından Borçlar Kanununun 60. maddesindeki sürenin kabulü ve her koşulda davanın 10 yıllık süre içinde açılması gerektiği kabul edilmekle kanun dışı yakalanan veya tutuklananlar hakkında beraat hükmünün verilmesinden itibaren 10 yıl dolduktan sonra 466 sayılı Kanuna göre tazminat istenemeyeceği bu kapsamda, tazminat davasının dayanağı olan Muş Ağır Ceza Mahkemesinin 2000/215 Esas – 2003/1 Karar sayılı ceza dava dosyasının celp edilip incelenerek ve davacı ile ilgili yakalama, gözaltı, serbest bırakma ve ifade tutanakları ile iddianameler, beraat kararı ve gerekli tüm belgelerin Yargıtay denetimine olanak verecek okunaklı şekilde aslı ya da onaylı örnekleri de dosya içine alınarak, davacının gözaltına alınıp alınmadığı, gözaltına alındı ise hangi suç ya da suçlardan dolayı gözaltına alındığı, ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ya da tefrik kararı verilip verilmediği ve hangi suç ya da suçlardan davacı hakkında kamu davası açıldığı belirlenerek, davacı tarafça sunulan beraat kararı suretinde 21.01.2003 tarihinde verilen beraat kararının Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2003/3251 Esas – 2004/1847 Karar sayılı ilamı ile onanması suretiyle 17.05.2004 tarihinde kesinleştiğine dair şerh verilmiş ise de, anılan Yargıtay ilamının davacı hakkında olup olmadığı, kararın davacı yönünden hangi tarihte kesinleştiği, kesinleşme şerhli karar örneğinin davacıya tebliğ edilip edilmediği veya davacının hakkında verilen beraat kararının kesinleştiğini öğrenip öğrenmediği dolayısıyla 16.05.2014 tarihinde açılan davanın süresinde açılıp açılmadığının şüpheye yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi ve davacı açısından tazminat talep etme şartlarının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ve inceleme ile gözaltı işleminin yapıldığı tarihte yürürlükte olmayan 5271 sayılı CMK"nın 142/1. maddesinde öngörülen 1 yıllık sürede açılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi,
2- Davalı vekiline dava dilekçesi ile duruşma gününü bildirir tebligatın yapıldığına dair evraka dosya içerisinde rastlanılmaması karşısında, davalı vekiline dava dilekçesi ile duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilerek dava dilekçesine karşı beyan ve itirazlarını bildirme imkanı tanınması ve taraf teşkili sağlanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule göre de;
Davanın tümüyle reddine karar verilmesi karşısında, davalı hazine yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret tarifesine göre maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, davacı vekili ve davalı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 21.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.