12. Ceza Dairesi 2015/12168 E. , 2016/12902 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Dava : 466 sayılı Kanun gereğince tazminat
Hüküm : Davanın reddi
Davacının tazminat talebinin reddine ilişkin hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dairemizce benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.09.2011 tarih, 2011/3-167 Esas, 2011/194 Karar ve 20.12.2011 tarih, 2011/2-364 Esas, 2011/287 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere, davalı ... lehine vekalet ücretine hükmedilmesi için ... vekilinin duruşmaları takip zorunluğunun bulunmadığı gözetilmeden, davanın tümüyle reddedilmesi karşısında, vekili aracılığıyla davaya cevap dilekçesi sunan davalı ... yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, davalı vekilinin duruşmalara katılmadığı gerekçesiyle dilekçe yazım ücretine hükmolunması temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan incelemeye, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Dosya içeriğine ve naip hakim tarafından düzenlenen 19.09.2014 tarihli dosya inceleme tutanağına göre; davacının insan kaçakçılığı suçundan tutuklandığı, davacı hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, göçmen kaçakçılığı ve pasaportta sahtecilik suçlarından cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda 05.12.2006 tarihinde suç işlemek amacıyla örgüt kurmak suçundan beraatine, göçmen kaçakçılığı ve pasaportta sahtecilik suçlarından ise mahkumiyetine karar verildiği, mahkumiyet hükümlerinin temyizi üzerine Yargıtay 8. Ceza Dairesince bozulması üzerine en son olarak ...1. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.03.2011 tarih, 2011/37 Esas – 2011/59 sayılı kararı ile göçmen kaçakçılığı suçundan beraatine, pasaportta sahtecilik suçundan ise 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve kararın 18.04.2011 tarihinde kesinleştiği dikkate alınarak, davacının tutuklandığı göçmen kaçakçılığı suçundan beraat etmesi nedeniyle tazminat hakkının bulunduğu, davacının tutuklandığı tarih itibariyle dava, 466 sayılı Kanun hükümlerine dayalı tazminat istemine ilişkin olup; Ceza Genel Kurulunun 23/03/2010 tarih ve 2009/256 esas ve 2010/57 sayılı kararında, 466 sayılı Kanunun 2. maddesindeki üç aylık sürenin başlangıcı için 21/04/1975 tarih ve 3-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına atıf yapılarak kesinleşen beraat kararından davacının haberdar olmasının arandığı, ancak adı geçen kararda tazminat davasının ne zamana kadar açılması gerektiğine dair bir açıklama bulunmamakla birlikte hiçbir hakkın sonsuza dek dava konusu yapılamayacağı, özel hukuk kapsamında değerlendirilmesi gereken bu talebin de makul bir süre içinde dava konusu edilmesi gerektiği ve Dairemizce benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.05.2014 tarih, 2014/141 esas, 2014/229 sayılı kararında da belirtildiği üzere beraat veya kovuşturmaya yer olmadığına dair kararların Yazı İşleri Yönetmeliğine göre süresinde tebliğ edilip kesinleşme tarihinden itibaren her halükarda 10 yıl, kesinleşmiş kararların tebliğinden itibaren ise 3 ay içinde tazminat davalarının açılması gerektiği ve dava süresi açısından Borçlar Kanununun 60. maddesindeki sürenin kabulü ve her koşulda davanın 10 yıllık süre içinde açılması gerektiği kabul edilmekle kanun dışı yakalanan veya tutuklananlar hakkında beraat hükmünün verilmesinden itibaren 10 yıl dolduktan sonra 466 sayılı Kanuna göre tazminat istenemeyeceği bu kapsamda, tazminat davasının dayanağı olan ...1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/37 Esas – 2011/59 Karar sayılı ceza dava dosyasının celp edilip incelenerek 18.04.2011 tarihinde kesinleşen beraat kararına ilişkin olarak kesinleşme şerhli karar örneğinin davacıya tebliğ edilip edilmediği veya davacının hakkında verilen beraat kararının kesinleştiğini öğrenip öğrenmediği dolayısıyla 27.01.2014 tarihinde açılan davanın 3 aylık sürede açılıp açılmadığı şüpheye yer vermeyecek şekilde tespit edilerek, davanın süresinde açıldığının tespiti halinde davacının uğranıldığı iddia edilen maddi ve manevi zararla ilgili olarak makul bir miktar tazminata hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, ""davacı hakkında pasaportta sahtecilik suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, aynı kararda gözetim ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin de cezasından mahsubuna ilişkin belirtme yapıldığı ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükmün askıda bir hüküm olduğu anlaşıldığından"" bahisle davanın reddine karar verilmesi,
2- Gerekçeli karar başlığında hüküm duruşmasında hazır bulunan Cumhuriyet savcısının isim ve sicil bilgilerine yer verilmemiş olması ile dava yerine ""suç"", 27.01.2014 olan dava tarihi yerine ""suç tarihi/saati: 10.10.2003"" yazılması ve suç yeri ibaresine yer verilmesi,
Kanuna aykırı olup, davacı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 21.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.