4. Hukuk Dairesi 2020/439 E. , 2020/2992 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 25/08/2009 gününde verilen dilekçe ile trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 27/09/2016 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1)Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2)Davacının diğer temyiz itirazına gelince;
Davacı vekili, 27/08/2004 tarihinde davalıya ait aracın kusurlu olarak sebebiyet verdiği trafik kazasında müvekkilinin ağır şekilde yaralanarak sakat kaldığını belirterek, maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuş, alınan hesap raporu uyarınca maddi tazminat istemini ıslahla artırmıştır.
Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuş, ıslah dilekçesine karşı cevabında zamanaşımı def’inde bulunmuştur.
Mahkemece, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinden alınan rapor uyarınca davacının % 48,2 oranında meslekte kazanma gücünden kaybettiği, ceza dosyasında alınan Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesince düzenlenen rapor uyarınca davalının işleteni olduğu aracı kullanan sürücünün % 75, davacının % 25 oranında kusurlu olduğu, davalının zamanaşımı def’i kabul edilerek ıslahla artırılan kısma yönelik istemin reddine ve dava dilekçesinde talep edilen maddi tazminat miktarı üzerinden davanın kabulüne karar verilmiş, keza tarafların ekonomik ve sosyal durumları, olay tarihindeki paranın alım gücü, hak ve nesafet ölçüleri de dikkate alınarak manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi (6098 sayılı TBK m. 56) hükmüne göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Somut olayda; olay tarihi, olayın gelişim şekli, davacının maluliyet oranı, kusur durumu ve yukarıdaki ilkeler göz önüne alındığında; davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarı azdır. Daha üst düzeyde manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3) Davalının diğer temyiz itirazının incelenmesinde;
Mahkemece, davacının maddi tazminat istemine yönelik ıslahla arttırılan kısmın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verildiğine göre, yargılama sırasında kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına, zamanaşımı nedeniyle reddedilen bu kısım yönünden vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenle davacı yararına, (3) nolu bentte açıklanan nedenle davalı yararına BOZULMASINA, tarafların diğer temyiz itirazlarının ise ilk bentte gösterilen nedenlerle reddine ve davacıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 28/09/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.