23. Hukuk Dairesi 2012/127 E. , 2012/1884 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısman kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, davalıların kooperatif ortağı..."nın hissesine isabet eden ve o tarihte kooperatif adına kayıtlı bulunan B blok 9 no.lu daireyi satın aldığını, 26.01.2006 tarihli ortaklık taahhütnamesi düzenlendiğini, kooperatif yönetim kurulunun 31.01.2006 tarihli kararı ile davalıların ortaklık kayıdının yapıldığını, bu tarihten sonra davalıların genel kurula çağırıldığını ve üye olarak muamele gördüğünü, en son 710,00 TL. aidat ödemesi yaptıktan sonra başka ödeme yapmadıklarını, ödenmeyen borçların tahsili için açılan takibe de itiraz ettiklerini ileri sürerek, itirazın iptalini ve %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili,müvekkillerinin ..."ya ait olan ancak tapuda kooperatif adına kayıtlı bulunan daireyi 27.01.2005 tarihinde satın aldığını ancak, kooperatife üye olmadığını, müvekkilleri veya bu konuda yetkili vekilleri tarafından kooperatif ile üyelik konusunda anlaşma ve üyelik girişi yapılmadığını, üye olmadıkları için aidatlardan ve genel kurulun aldığı kararlardan sorumlulukları bulunmadığını savunarak, davanın reddini ve %40 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre,üyelik devir sözleşmesinde ve ortaklık taahhütnamesinde davalıların imzasının bulunmaması nedeniyle davalıların kooperatif üyesi olarak kabul edilmemeleri ve bu nedenle borçtan da sorumlu olmayacakları yönündeki savunmanın hakkaniyet ve dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı, davalıların kooperatif üyesi oldukları değerlendirilmesine varıldığı, defter, kayıt ve bilirkişi raporundan davalıların davacıya 6.525,00 TL. asıl alacak ve 831,47 TL. işlemiş faiz borcu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, itirazın 6.525,00 TL. asıl alacak, 831,47 TL. işlemiş faiz olmak üzere toplam 7.356,47 TL. üzerinden itirazın iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacak üzerinden %40 icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, kooperatif aidatların tahsili amacıyla davalılar aleyhine yapılmış olan icra
takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Dava tarihinde yürülükte olan HUMK’nun 1/1. maddesine göre mahkemelerin görevi kanunla belirlenir. Anılan kanunun 8. maddesinde sulh hukuk mahkemesinde hangi dava ve işlerin görüleceği düzenlenmiş olup, son fıkrada ise bu ve diğer kanunların sulh mahkemesi veya hâkimlerini görevlendirdiği dava ve işler denilmiştir. Buna göre, bir davanın sulh hukuk mahkemesinde görülebilmesi için yasada açık bir düzenleme olması gerekmektedir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 99 ncu maddesinde, bu Yasa’dan doğan uyuşmazlıklara ilişkin hukuk davalarının ticari dava olduğu kabul edilmiş, TTK.nun 5/1 nci maddesinde "Aksine hüküm olmadıkça, dava olunan şeyin değerine göre asliye hukuk veya sulh hukuk mahkemesi ticari davalara dahi bakmakla vazifelidir.” hükmüne yer verilmek suretiyle sulh hukuk mahkemesi de ticari davalara miktar itibariyle bakmakla görevli kılınmıştır.
Somut olayda ise davalılar davacının iddialarına karşı, salt ödeme ve benzeri nedenlere dayanarak borçlu olmadıklarını değil, daire satın aldıklarını, ancak üyeliği devralmadıklarını ve bu nedenle aidat borcundan sorumlu olmayacaklarını savunduklarından, çekişmeli olan üyelikleri nedeniyle davalıların hukuki durumun belirlenmesine de yönelik olan bu dava, salt malvarlığı hukukuna ilişkin bir dava kapsamında görülemeyeceğinden, görev hususunun parasal değerlere göre belirlenmesi de mümkün bulunmamaktadır.Buna göre, davalıların üye olmadığı ve dolayısıyla aidat borcu bulunmadığı yönündeki savunması ile arasındaki bağlantı nedeniyle davaya konu uyuşmazlık, esasen ticari davalara salt değerine göre görevli olan sulh hukuk mahkemesinde görülemez. Bu durumda salt mal varlığı hukukuna dayalı olmayan işbu davaya bakmanın asıl görevli mahkeme olan asliye hukuk mahkemesinin görevine girdiğinin kabulü ile mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devam olunarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
2) Bozma neden ve şekline göre, davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, hükmün BOZULMASINA, ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alının harcın istek halinde iadesine karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 12.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.