Davacı, davalı işveren nezdinde 1998-2001 tarihleri arası çalıştığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Yerel Mahkeme 31.7.2006 tarihli ek kararıyla süre yönünden kesin nitelikte olması nedeniyle davacının temyiz dilekçesinin reddine karar vermiş, red kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
1-Davacı vekilinin 10.7.2006 tarihli temyiz istemine ilişkin süre tutum dilekçesi süresinde temyiz esas defterine kaydedildiği halde temyiz harcı 31.7.2006 tarihinde ödendiği için, Mahkemece, 31.7.2006 tarihli ek kararla temyiz talebinin reddine karar verilmiş ise de davacı vekili bu ek kararla birlikte esas kararı da süresinde temyiz etmiştir. 21.5.1985 gün ve 1984/ 5 esas 1985/1 sayılı Y.İ.B.K.’da harca tabi olmasına rağmen hesap edilip ilgilisinden alınmadan temyiz esas defterine kaydedilen temyiz dilekçeleri hakkında da HUMK’nun 434/3 maddesinde öngörülen eksik harç ödenmesi ile ilgili işleminin kıyasen uygulanması ve bu durumda temyiz isteminin temyiz defterine kaydedildiği tarihte yapılmış sayılması gerektiği açıklanmıştır.
Bu nedenle Mahkemece verilen temyiz talebinin reddi kararı kaldırılarak işin esasının incelenmesine karar vermek gerekmiştir.
2-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacının sair temyiz itirazlarının reddine,
3- Davacı, davalıya ait motelde 1998-2001 yılının 2 ayına kadar tamirci,bekçi ve usta olarak geçen ve SSK’na bildirilmeyen çalışmalarının tesbitini istemiştir.
Mahkemece, istemin reddine karar verilmiş ise de, bu sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa"nın 79/10. maddesinde, bu tür hizmet tesbit davasının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında, resmi belge veya yazılı delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olur. Ne varki bu tür kanıtlar salt bu nedene dayanarak istemin reddine neden olmaz; aksi durumun ispatı olanaklıdır. Somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla, Kuruma bildirilen dönem bordro tanıkları ve komşu işyerinin kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Mahkemenin bu tür davaların kişilerin sosyal güvenliğine ilişkin olması ve kamu düzenini ilgilendirdiğini göz önünde tutarak gerektiğinde; doğrudan soruşturmayı genişletmek suretiyle ve olabildiğince delilleri toplaması gerekmektedir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olayda; davacının davalı işyerinde geçtiğini ileri sürdüğü hiçbir çalışması Kuruma bildirilmemiştir. Mahkemece yapılan araştırmada işyerinin ihtilaflı dönemde faal olduğu, davacı asilin 8.7.2004 tarihli celsede 1998-1999 arasında davalıya ait motelde inşaat ustası olarak çalıştığını, bekçilik yapmadığını beyan ettiği, davacının bu motelde bazen tamirat işi yaptığını beyan eden Motelin bulunduğu Ç.köyü’nün Muhtarı C.B.’un ve T.B.’nın tanık anlatımlarından davacının sürekli değil ama aralıklarla çalıştığı anlaşılmaktadır. Bu bakımdan davacının, tatil sezonundan kısa süre önce tatil sezonuna hazırlık dönemlerinde olmak üzere 1.5.1998-15.6.1998 ve 1.5.1999-15.6.1999 tarihleri arasında 90 gün çalışma belirleyen 18.5.2006 tarihli bilirkişi raporu oluşa uygun olduğu halde Mahkemece davanın tümüyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yapılacak iş; davacının 18.5.2006 tarihli bilirkişi raporundaki gibi 1.5.1998-15.6.1998 ve 1.5.1999-15.6.1999 tarihleri arasında 90 gün çalıştığının tespitine karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle mahkemenin 31.7.2006 tarihli Ek Kararının bozularak kaldırılmasına, işin esasının incelenerek 6.7.2006 tarihli kararın 3. nolu bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 21.06.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.