4. Hukuk Dairesi 2020/2213 E. , 2020/3008 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar ... ve ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine asıl davada 29/08/2012, birleşen davada 02/04/2018 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece açılan davanın kısmen kabulüne dair verilen 16/04/2019 günlü kararın Yargıtayda duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili, duruşmasız olarak incelenmesi de davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 25/02/2020 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili Avukat ... ile karşı taraftan davalı vekili Avukat ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kâğıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
Dava, şehit yakınları tarafından açılan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece istemin kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili, müvekkillerinin oğlunun vatani görevini yaparken meydana gelen trafik kazası sonucu vefat ettiğini belirterek, uğranılan maddi ve manevi zararlarının davalı idareden tazmini isteminde bulunmuştur.
Davalı idare vekili, davacılara 2330 sayılı Yasa kapsamında ödeme yapıldığını belirterek, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen ilk karar, taraf vekillerince temyiz edilmiş, Dairemizin 04/10/2016 gün, 2015/9284 esas ve 2016/9400 karar sayılı ilamıyla “...davacılara 2330 sayılı Yasa gereği yapılan ödemenin ne kadarının manevi zarar karşılığı olduğunun hakim tarafından takdir edilmesi ve takdir edilen bu kısım ödenen bedelden düşülerek kalan ödeme miktarının güncellemesi yapılarak davacıların destekten yoksun kalma tazminatından düşülmesi gerekirken yapılan ödemenin tamamının güncellemesi yapılarak davacıların destekten yoksun kalma tazminatından düşülmesinin usul ve yasaya uygun düşmediği...” gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece, Dairemiz bozma ilâmına uyulmuş ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 266. maddesi hükmüne göre, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkes gibi hakimin de bildiği konularda bilirkişi dinlenmesine karar verilemeyeceği gibi, hakimlik mesleğinin gereği olarak hakimin
hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği konularda da bilirkişi dinlenemez. Her halde seçilecek bilirkişinin mesleği itibarıyla konunun uzmanı olması gerekir. HMK’nun 281. Maddesinde, tarafların, bilirkişi raporunda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri; mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden ek rapor alabileceği; ayrıca gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme yaptırabileceği açıklanmıştır. Bilirkişiler, raporlarını hazırlarken raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. Bilirkişi raporu aynı zamanda Yargıtay denetimine de elverişli olacak şekilde bilgi ve belgeye dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hüküm kurmaya dayanak yapılabilir.
Bilirkişi raporu kural olarak hâkimi bağlamaz. Hâkim, raporu serbestçe takdir eder. Hâkim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir. Bilirkişi raporları arasındaki çelişki varsa hâkim çelişkiyi gidermeden karar veremez.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, mahkemenin 11/02/2019 tarihli bilirkişi raporunu esas alarak davanın kısmen kabulüne karar verdiği anlaşılmıştır. Ancak, dosyada mevcut bilirkişi raporları arasında hesaplamaya esas kat sayı ve davacıların destek payları yönünden çelişki bulunduğu gibi mahkemece takdiren düşüldüğü bildirilen manevi tazminat miktarları da farklı esas alınmış, mahkemece 11/02/2019 tarihli bilirkişi raporuna hangi saikle üstünlük tanındığı da gerekçeli kararda izah edilerek taraflar yönünden anlaşılır kılınmamıştır..
Şu halde; herhangi bir karışıklık ve hak kaybına sebebiyet verilmemesi için öncelikle müteveffanın olası gelirinin tespiti yönünden İstanbul Ticaret Odası’na yazılan müzekkereye verilen 05/08/2013 tarihli cevabi yazı gerekirse kuruma yıllar itibariyle açıklatılıp raporlar arasında çelişki giderilmek üzere konusunda uzman bilirkişiden ayrıntılı, açık ve denetime elverişli rapor alınarak sonucuna ve tüm dosya kapsamına göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmemiş, bu durum kararın bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına ve davacılar yararına takdir olunan 2.540,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davalıya ve davalı yararına takdir olunan 2.540,00 TL duruşma avukatlık ücretinin de davacılara yükletilmesine ve davacılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 28/09/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi