23. Hukuk Dairesi 2012/26 E. , 2012/2120 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, kooperatif aracılığıyla davalılardan ..."ın kullandığı kredi borcuna diğer davalılar ... ve ..."ın "müşterek borçlu ve müteselsil kefil" olduklarını, kredi borcunun davacı kooperatif tarafından ödenmesi nedeniyle doğan alacağın tahsili için başlatılan icra takibinin davalıların haksız itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, dava dilekçesinde dava değerinin açık olarak yazılmadığını, takip ve dava konusu yapılan borcun ödendiğini, takip talebinde işlemiş faizin yanlış ve fahiş hesaplandığını, yapılan ödemelerin borçtan düşülmediğini, varsa borcun zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini ve davalılar yararına kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, kooperatif aracılığıyla çekilen krediden doğan anapara borcunun ödendiği, akdi faizin ise kefil sıfatıyla kooperatif hesabından çekildiği, kooperatif hesabından ödenen miktarın davalılardan tahsili için başlatılan takibin de davalıların itirazı üzerine durduğu, kooperatifin davalılardan 5.375,51 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, itirazın 5.375,51 TL asıl alacak yönünden iptaline, bu miktara takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına ve asıl alacak üzerinden hesaplanacak %40 icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve kredi asıl borçlusu olan davalı ..."ın borcun tamamından sorumlu olacak şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Dava, Kooperatif Kredileri Sözleşmesi uyarınca dava dışı banka tarafından açılan krediye kefil olan davacının hesabından banka tarafından çekilen miktarın, asıl borçlu davalı ile kefil olan diğer davalılardan tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı kooperatifin kefil olarak ödediği miktarın tamamını, kredi borçlusu davalı ..."tan isteyebilmesi mümkündür. Ancak, "müşterek borçlu ve müteselsil kefil" olan diğer davalılar yönünden dava, rücu davası olduğundan, B.K."nun 487/2.maddesi atfı gereğince somut uyuşmazlıkta uygulanması gereken 488. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca kefillerin sorumluluğu her bir kefile düşen pay ile sınırlıdır. O halde mahkemece, kefil olan davalıların, borcun tamamını ödeyen kefil davacıya karşı toplam borç miktarından davacı da dahil olmak üzere toplam kefil sayısına bölünmesi suretiyle paylarına düşen miktar kadar yükümlü oldukları gözetilerek sorumluluklarının belirlenmesi gerekirken, bu davalıların yazılı şekilde hüküm altına alınan miktarın tamamından sorumlu tutulmaları doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle, davalılardan ... ve ... yararına bozulması gerekmiştir.
3-Takip talebinde, 3.800,00 TL asıl alacak, 7.500,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 11.300,00 TL" nin asıl alacak miktarına takip tarihinden itibaren işleyecek faizi ile tahsili istenmiştir. Bilirkişi raporunda, asıl alacak miktarı 3.793,00 TL, işlemiş faiz miktarı 1.582,51 TL olarak belirlendiği halde, mahkemece toplam 5.375,51 TL"nin asıl alacak olarak kabulü ve takip tarihinden sonrası için bu miktar üzerinden faiz yürütülmesine hükmedilmesi, HUMK" nun 74 ncü ( HMK" nun 26 ıncı) maddesinde öngörülen taleple bağlılık ilkesine aykırı olup, faize faiz yürütülmesi BK"nun 104/son fıkrasına uygun düşmediğinden hükmün bu nedenlerle, tüm davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
4-Davalılar, icra takibine itirazlarında, 1.900,00 TL borçlu olduklarını kabul etmiş olmalarına karşın, borcun tamamına itiraz edilmiş gibi hüküm kurulması da yanlış olmuştur.
SONUÇ: Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, ( 2 ), (3) ve (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalılar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 20.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.