20. Hukuk Dairesi 2016/10138 E. , 2016/11750 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi, davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 06/12/2016 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden davacı ... vekili Av. ... ile diğer taraftan Hazine vekili Av. ... geldiler, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı, dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ..., 31/05/2007 tarihli dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği, ... köyünde bulunan 50 dönüm yüzölçümlü taşınmazı 1970 yılından bu yana nizasız fasılasız malik sıfatıyla kullandığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Kanunun 713. maddesi hükmüne göre adına tesciline karar verilmesini; Hazine ise 26/04/2010 tarihli dilekçesiyle Medeni Kanunun 713/6. maddesi uyarınca taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Davacı, dava ettiği yerin yüzölçümünün keşifte 74.551,25 m2 olduğu belirlendiğinden, 74.551,25 m2 yüzölçümlü taşınmazın adına tapuya tescili istemiyle ıslah dilekçesi vermiştir. Mahkemece, davacının davasının kabulüne, fen bilirkişi tarafından düzenlenen krokili raporda (A) harfi ile işaretlenen 74.551,25 m2 yüzölçümündeki taşınmazın davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş, davalı Hazine tarafından temyiz edilen hüküm Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 19/06/2012 gün ve 6204-9325 sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; "Mahkemece yapılan inceleme sonucunda çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığı, Medeni Kanunun 713. ve 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17. maddelerinde yazılı imar - ihya ve kazandırıcı zamanaşımı yolu ile taşınmaz edinme koşullarının davacı yararına oluştuğu kabul edilerek davanın kabulü yolunda hüküm kurulmuş ise de yörede 1986 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sonucunda düzenlenen ve bir örneği dava dosyasına getirtilen orijinalinden fotokopisi çıkarılmış kadastro pafta örneğinden, çekişmeli taşınmazın bulunduğu alanın, Devlet Ormanı niteliğiyle tespit harici bırakıldığı anlaşılmakta; komşu parsellere uygulanan vergi kayıtları da davalı taşınmaz yönünü orman olarak okumaktadır. Her ne kadar, bilirkişi ve tanıklar taşınmazın öncesinin orman olmadığını, davacı ve miras bırakan tarafından 20 yılı aşkın süredir kullanıldığını ifade etmişlerse de kadastro işlemi olan tespit dışı bırakma işlemine ve eylemli duruma uygun düşmeyen bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilemez. Zaman içerisinde taşınmaz üzerindeki orman örtüsünün kaldırılmış olması o yerin orman niteliğini kaybettiği anlamına gelmez ve taşınmazın zilyetlikle kazanılmasına imkan sağlamaz. HGK"nın
24.10.2001 gün 2001/8 - 964 -751 ve 13.02.2002 gün 2002/8 - 183 - 187 sayılı kararları ile orman olarak tespit harici bırakılan yerler, orman kadastrosunun kesinleştiği güne kadar orman sayılacağından sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyeceği kabul edilmiştir. Bu nedenle, taşınmazın öncesi orman olup bu niteliğini koruduğu sıradaki zilyetliğe değer verilemeyeceğinden, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ve gerekçelerle kabul yolunda hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır." denilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Kanunun 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazların tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 29.06.1995 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu vardır.
Genel arazi kadastrosu işlemi 1986 yılında yapılıp kesinleşmiş, taşınmaz bu çalışmada orman olarak tespit harici bırakılmıştır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 06/12/2016 gününde oy birliği ile karar verildi.