
Esas No: 2016/17820
Karar No: 2020/5341
Karar Tarihi: 08.12.2020
Danıştay 4. Daire 2016/17820 Esas 2020/5341 Karar Sayılı İlamı
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2016/17820
Karar No : 2020/5341
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, … Reklam Tanıtım Turizm Organizasyon Limited Şirketi'nin vergi borçlarının tahsili amacıyla şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesince verilen kararda; asıl borçlu şirketin bilinen adresine çıkarılan tebliğ evrakının tebliğ edilemediği 213 sayılı Kanunun 102. maddesindeki usule göre tutulmuş tebliğ tutanakları ile tespit edilmeden, şirketin kanuni temsilcisinin adreslerine çıkarılan tebligatların yapılamaması nedeniyle ilanen yapılan tebliğ işleminin usulüne uygun olmadığı ve hukuki sonuç doğurmayacağı, bu durumda, öncelikle asıl borçlu olan şirket hakkında, usulüne uygun olarak tebliğ edilen ödeme emirleri ile başlatılmış bir takip ve tahsil süreci işletildiğinden söz edilemeyeceğinden, kamu alacaklarının ikincil olarak sorumluluğu bulunan şirket ortağından tahsili amacıyla düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Asıl borçlu şirket hakkında usulüne uygun şekilde yapılan takip işlemleri sonucunda amme alacağının şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşıldığı, tahsil zamanaşımına uğramadığı açık olan amme alacağının tahsili amacıyla davacı adına şirket ortağı sıfatıyla ödeme emri düzenlenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 160. maddesinde, 153. maddede yazılı mükelleflerden işi bırakanların, keyfiyeti vergi dairesine bildirmeye mecbur oldukları, işi bırakma bildiriminde bulunmayan bir mükellefin işi bıraktığının tespit edilmesi veya yapılan araştırma ve yoklamalar sonucunda bilinen adreslerinde bulunamaması ve başka bir adreste faaliyetine devam ettiğine dair bilgi edinilememesi veya başkaca bir ticarî, ziraî ve meslekî faaliyeti olmadığı halde münhasıran sahte belge düzenlemek amacıyla mükellefiyet tesis ettirdiğinin vergi incelemesine yetkili olanlarca düzenlenen rapor ile tespit edilmesi ve mükellefiyet kaydının devamına gerek görülmediğinin raporda belirtilmesi halinde, mükellefin (matrahlı veya matrahsız beyanname verenler dahil) işi bırakmış addolunacağı ve mükellefiyet kaydının vergi dairesince terkin edileceği, mükellefiyet kaydının terkin edilmesinin, mükellefin işi bırakmasından önceki döneme ilişkin yükümlülüklerini ortadan kaldırmayacağı, bu tarihten sonra faaliyette bulunduğunun tespiti halinde ise bu dönemlere ilişkin vergilendirmeye ve sahte belge düzenleme fiilini işleyenler hakkında kovuşturma yapılmasına ve ceza uygulanmasına da engel teşkil etmeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Kanunun 7061 sayılı Kanunun 18. maddesiyle değiştirilmeden önceki şekliyle 103. maddesinde, muhatabın adresi hiç bilinmezse, muhatabın bilinen adresi yanlış veya değişmiş olur ve bu yüzden gönderilmiş olan mektup geri gelirse, başkaca sebeplerden dolayı posta ile tebliğ yapılmasına imkan bulunmazsa, yabancı memleketlerde bulunanlara tebliğ yapılmasına imkan bulunmazsa tebliğin ilan yoluyla yapılacağı düzenlemesine yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; asıl borçlu şirketin bilinen adreslerinde bulunamaması nedeniyle 213 sayılı Kanunun 160. maddesi ile 2004/13 Uygulama İç Genelgesi gereğince mükellefiyetinin 14/06/2010 tarihi itibarıyla re'sen terkin edildiği, söz konusu işleme karşı dava açılmadığı, dava konusu ödeme emrinin dayanağı şirket adına düzenlenen ödeme emrinin ilanen tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, söz konusu şirketin adresinde bulunamaması nedeniyle vergi mükellefiyetinin re'sen terkin edilmesi karşısında, 213 sayılı Kanunun (7061 sayılı Kanunun 18. maddesiyle değişmeden önceki haliyle) 103. maddesinde yer alan ilanen tebliğ şartlarının oluştuğu açık olup, aksi yöndeki Vergi Mahkemesi kararının diğer hususlar da araştırılmak suretiyle bir karar verilmek üzere bozulması gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin kabulüne,
2.Temyize konu … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Vergi Mahkemesine gönderilmesine,
4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş (15) gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 08/12/2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.