21. Hukuk Dairesi 2007/11674 E. , 2007/19738 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Gediz Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 28/07/2006
NUMARASI : 2002/964-2006/440
Davacılar, Kurum hastanesinde yapılan yanlış tedavi sonucu oğullarının malül kalmasından dolayı maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Dava Sosyal Sigortalar Kurumu Hastanesinde çalışan gönüllü hemşirenin yaptığı enjeksiyon sonucunda sigortalının çocuğu olan davacı M. Ş."ün %28 oranında malul kalması nedeniyle oluşan maddi ve manevi zararı ile davacı sigortalı ve eşinin manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dava konusu olay davalı kurum hastanesinde gönüllü olarak çalışan hemşirenin haksız eylemine dayalı olarak gerçekleştiği iddiasına dayalı olup mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde Adli Tıp Kurumu maluliyetin yapılan enjeksiyondan kaynaklandığı ve enjeksiyonu yapanın kusurlu olduğunu bildirmiştir.Somut olayda öncelikle davanın genel mahkemede mi, yoksa özel mahkemede mi görüleceği açıklığa kavuşturulmalıdır. Görevle ilgili kuralların kamu düzenine ilişkin bulunduğu konusunda öğretide ve uygulamada bir duraksama yoktur. Genel mahkemelerin bakacakları davalar belirli kişi ve guruplara göre sınırlandırılmamış olup yasalarla aksi belirtilmedikçe Medeni Yargılama Hukukuna giren her türlü işe bakmakla görevlidir. Buna karşın özel mahkemeler belirli kişiler arasında çıkan veya belirli uyuşmazlıklara bakmakla görevlidir.Eşdeyişle özel mahkemeler özel yasalarla kurulmuş olup özel yasalarında belirtilen davaları yürütür. Nitekim Anayasanın 142 maddesinde mahkemelerin görevlerinin kanunla düzenleneceği hükme bağlanmıştır. Bu durumda mahkemelerin görevi kıyas veya yorum yolu ile genişletilemez ve değiştirilemez.
Özel mahkeme olan İş Mahkemelerinin görev alanı 5521 sayılı Yasa’nın 1. maddesi ve 29.6.1960 tarihli 13-15 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda, işçi sayılan kimselerle (Yasa’nın değiştirilen 2. maddesinin C,D, ve E fıkralarında istisna edilen işlerde çalışanlar hariç) işveren veya işveren vekilleri arasında iş aktinden kaynaklanan veya İş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuki uyuşmazlıkların bu mahkemelerde çözümleneceği belirtilmiştir. İş Mahkemeleri ayrıca 5018 sayılı Yasa’nın 4/E fıkrasına göre sendikaların açacakları ve bu sıfatla aleyhine açılacak hukuk davalarına İşçi Sigortaları Kurumu ile Sigortalılar veya yerine kaim olan hak sahipleri arasındaki uyuşmazlıklardan doğan itiraz ve davalara da bakacaktır.Bu durumda somut olayda taraflar arasında işçi, işveren ve işveren vekili ilişkisi bulunmadığı ve uyuşmazlıkta iş aktinden ve İş Kanunu’ndan kaynaklanmadığından bu yönüyle davada İş Mahkemelerinin görevli olduğu kabul edilemez.
Öte yandan Özel Yasalardaki özel düzenlemeler nedeniyle 2821 sayılı Sendiklar Yasası, Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Yasası, 506 sayılı Sosyal Sigortalar yasası, 2926 sayılı Tarımda Kendi adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar yasası, 854 sayılı Deniz İş Yasası, 1479 sayılı Bağ-Kur Yasasından doğan uyuşmazlıklarda İş Mahkemesinde çözümlenir.Anılan bu yasalardan 506 sayılı Yasa’nın 134 maddesi; “Bu kanunun uygulanmasından doğan uyuşmazlıklar yetkili iş mahkemelerinde veya bu davalara bakmakla görevli mahkemelerde görülür” hükümünü içermektedir.Bu yasa maddesi kapsamında somut olayındaki uyuşmazlığın çözüm yerinin İş Mahkemeleri olup olmadığının belirlenmesinde 506 sayılı Yasa’nın kapsam ve amacına bakmak gerekir.
506 sayılı Yasanın “Kanun Amacı” başlığını taşıyan 1. maddesinde “İş kazalarıyla meslek hastalıkları, hastalık , analık, malullük yaşlılık ve ölüm hallerinde bu kanunda yazılı şartlarda sosyal sigorta yardımları sağlanır” düzenlemesi getirilmiştir. Yasa’da Kurumun muayene ve tedavi sırasında ihmali ve özensiz davranışları nedeniyle sigortalıya verdiği zarardan dolayı sorumluluğuna ilişkin herhangi bir hüküm mevcut değildir. Bu noktada Yasa’nın 134. maddesi hükmünün yasa metninde yer alan herhangi bir hüküm ile yasanın ek ve değişikliklerinde yer alan hükümlerin uygulanmasından doğan uyuşmazlıkları kapsadığını kabul etmek gerekir.
Ne var ki görevli mahkemenin belirlenmesi konusunda doğru bir sonuca ulaşabilmek için bu tür uyuşmazlıklarda hangi özel hukuk kurallarının uygulanacağı da açığa çıkarılmalıdır. Somut olayda uyuşmazlık Kurumun çalıştırdığı hemşirenin özen borcuna aykırı davrandığı iddiasına dayalı olduğundan, davanın yasal dayanağı Borçlar Kanununun adam çalıştırma ilkeleri ve vekâlet akdi hükümleridir. Başka bir anlatımla uyuşmazlık 506 sayılı Yasa"dan kaynaklanmadığı gibi 5521 sayılı yasanın 1. maddesinde öngörülen koşullar somut olayda oluşmadığından iş Kanunundan da kaynaklanmadığı ortadadır. Bu durumda, uyuşmazlığın çözüm yerinin Sosyal Sigortalar Kanununun 134. ve 5521 sayılı yasanın 1. maddeleri uyarınca iş Mahkemesi olmayıp miktara göre, Sulh veya Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu açıktır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 26.6.2003 gün ve 2003/21-95 Esas 2003/113 sayılı kararı da bu yöndedir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olu bozma nedenidir
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazı kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 1.11.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.